SOKAKTAKİ AYININ BEKLEYİŞİ

SOKAKTAKİ AYININ BEKLEYİŞİ

Sokağın ortasında yalnızlığa terk edilmiş, yara bere içindeki bir ayıyı kim sevebilir ki? Neden insanlar bana hayatlarında hiç ayı görmemiş gibi bakıyorlar? Ve bu bakışlarla sanki kendi hayatlarını bana anlatıyorlar: nefretlerini, üzüntülerini, acılarını, mutluluklarını… Peki ya benim duygularımı alabilecek biri var mı?

Bir kız çocuğu geliyor. Çok da güzelmiş. Sarı, uzun saçları belinde dans ediyor adeta. Gözlerinden sevgi fışkırıyor. Heyecanlı. Ben de çok heyecanlıyım. Yoksa sen benim yoldaşım mı olacaksın? Çok yakınımda, eğildi ve tam dokunacaktı yanağıma annesi: ’’Dokunma o pislik şeye!’’ dedi. Ben, pislik miyim? Ağlasam şimdi, gözyaşlarımı kimse de göremez.

Hava ne kadar da sıcak. Yaralarım sıcakta daha çok canımı acıtıyor. Hey, kedi! Neden kokluyorsun beni? Miyav miyav.. ne demek istiyorsun? Benimle oynayamayacağın kadar çirkin miyim?

Ah, bu insanoğlu ne kadar da acımasız! Ne cansızları düşünürler ne de doğayı. Bak şu adama diğerleri gibi yediği yiyeceğin kâğıdını attı yere. Yer, kâğıdı istemiyormuşçasına içine çekilmek istedi de ne kâğıt konmaktan vazgeçti ne de insanoğlunun kâğıdı almaya gücü yetti.

Şu adam acaba beni sevgilisine alır mı ki? Gerçi kızın gözü başka bir şey görmüyor adamdan başka. Gitmeyin, beni de alın, çocuğunuz olurum. Ama nâfile…

Deniz çok yakında. Sesini duyuyorum çoğu zaman. Bazen o kadar ürkütücü oluyor ki iyi olmasa da eski yuvamı özlüyorum. Yalnızlık ve çaresizlik ne kadar da kötüymüş. En çok da buna alışmaktan korkuyorum. Bakmaktan öteye geçemeyen bu insanoğlundan da artık ümidimi kestim. Yoksa alışmalı mıyım?

Bir elinde torbası bir elinde bastonu olan yaşlı bir kadın geliyor. Zaman, belini sömürdükçe sömürmüş son gücüyle direniyor. Tam önümde durdu. Ciddi bir bakış attı. ‘’Hadi be sende! Yolumun ortasında engel oluyorsun.’’ dedi ve bastonuyla yaramdan vurarak beni fırlattı. Canım çok acıdı ama kalbim daha çok. Sana ne zararım vardı ki?

Hay aksi! Çamura fırlatmış beni. Ne güzel! Artık hiç kimse almaz. Eski yuvama ilk geldiğimde çok mutluydum. Ailem olacaktı. Hiçbir zaman hayalimdekini bulamadım. Vurdular, dövdüler, attılar… Hep ailem olsun istedim. Ah bu aile özlemi! Belki son bir umut alınırdım ama artık kimse almaz bu zavallı ayıyı.

Sanırım artık gözlerimi kapatıp o derin uykuya dalmalıyım. Hem yolun ortasındayım da bir araba gelip ezsin beni. Yaşamak istemiyorum. Tamam, artık kapatıyorum gözlerimi ve uykunun beni almasını bekliyorum. Gözlerim kapalı. Bir ses yaklaşıyor. Az kaldı, dayan! O da ne durdu mu o? Adım sesleri geliyor. ‘’Az kalsın ezecektim seni! Biraz kirlisin ama temizlenince çok güzel olursun. Senin de benim gibi yuvaya özlemin olsa gerek. Ben seni severim ayıcık. Sana sarılmak istiyorum ama elbisem batarsa? Olsun ne olacak ki! Hoş geldin hayatıma!’’ Omzu ne kadar da yumuşak, kokusu vanilya, saçları sırma… Hoş buldum hayatına! Çok sevdim seni.

Bekledim, çok bekledim ve buldun beni. Yaşadıklarım belki de seninle tanışmam içindi. O zaman iyi ki vurdular, dövdüler, attılar. İyi ki pislik oldum. Ve iyi ki o yaşlı kadın beni çamura attı…

ŞAZİYE KAPLAN

yazar

Yazar: Dt.Şaziye KAPLAN

''Her insan mükemmeldir.'' -MAVİ-

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.