Sevgi Neydi?

Sevgi Neydi?

“Cehennem, insan yüreğinde sevginin bittiği yerdir.” der Dostoyevski, sevgiyi tanımlarken… Aynı şekilde “Bir insanı sevmekle başlar her şey” diye devam ettirir Sait Faik Abasıyanık. Nedir insan yüreğindeki sevgi, insanın içinde olması gereken sevgi nedir? Sevgi bizim içimizde bir yüce varlığa itaat etme duyusu gibi bir duyu mudur bize Tanrı tarafından verilen, yoksa biz mi yaratırız içimizdeki sevgiyi? İnsan yüreğinde sevginin bitmesini tabirlenecek en kötü olguyla tabirlemiş Dostoyevski, ‘Cehennem’ demiş. Sevgisiz insanı hiç saymış. Bir boşluk gibi, varlığı olmayan bir nesne gibi hayal bile edilemeyen… Buna bakarak en çok sevgi taşıyan insan ‘Cennet’ midir diye bir çıkarım yapabilir miyiz? Cennete ve mutlak hakikate erişmek sevmekten mi geçer? Bilakis ne düşünürsek düşünelim. Sevgi insanın içindeki mutlak hakikattir. Bu sevgi neye sevgidir?

Kimine göre bir ilahi varlığa, kimine göre bir mimari esere, kimine göre bir şehre duyulan sevgi midir? Ki daha önceleri İstanbul’a olan aşkımdan başka aşk tanımazdım kendimde ama Sait Faik’in sözünü gördüm bugün. Daha öncelerde de okuduğum gibi, bir ‘insanı’ diyor yazar, bir insanı sevmekle başlar her şey, derken bizim, insanın varlığını da aslında sevgiyle nitelendiriyor. Bu mucizevilik bize sevgiyi kazandırıyor.

Bence sevgi diye başlayıp satırlarca sevgiyi örneklendirebilirim ama bunu benden başka herkes de yapabilir. Sokaktan bir insan çevirdiğinizde o da en azından ‘Sevgi çok güzel bir şeydir’ diyebilir. Her insan sever mi? Sever, ama nasıl sever?

Sevgi inada ve bencilliğe dönüşünce ne anlamı kalır süslü ‘Seni seviyorum’ cümlelerinin… Ben sevgiyi şuan şu saatte tanımlayabilecek olsam, ‘Gözlerine baktığımda kalbimin hızlanması ve utancımdan gözlerimi çevirmem’ derim. Benim için sevgi budur. Artar, şekillenir ama temelim buna dayalıdır. Kalbimin gerçekten atabildiğini ve onun birine ait olduğunu bilmektir sevgi. İstanbul’u sevdiğim kadar hiçbir insanı hiçbir varlığı sevmeyeceğim diye kendime söz vermiştim, tuttum da. İstanbul’a olan sevgim kalbimin en derinliklerinde…

Bir insan Galata Kulesi’ne aşık olur mu? Olurmuş, kendimden biliyorum.

Bir insanı severken diyebileceğim en saf ve en ihtişamlı söz ‘İstanbul’um olur musun?’ Olur. Komiktir, tuhaftır, belki de farklıdır ama bu olduğumdan hiç çekinmem. Çünkü hiçbir zaman düşünceye, sanata aşık olmayan insanlara kendimi anlatamam ve bu yüzden çok sevdiğim yazarlardan ve katıla katıla okuduğum devrim temalı ‘1984’ kitabının yazarı George Orwell’in şu sözü ile bitirmek istiyorum. ‘İnsan sevilmekten çok anlaşılmayı istiyordu belki de…’

İstanbul beni anlıyor muydu? Sonuna kadar.

İstanbul’umu bulabilecek miyim? Sonsuza kadar…

Rapor Et

okur

Yazar: Emin Şanlı

Düşün, aktar ve sonra izle.

İlk Yazım

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları