Sensedim Anne

Yarası yarısı kadar olmayan küçücük bedeniyle kendisi olmuş bir kız çocuğuyum ben. Annemi geçenlerde temelsiz bir binanın yarı çıplak betonlarına kurban verdim. Toz bulutuyla başımıza taşlar yağarken annemin sesi yamru yumru inşaat demirlerinin arasına saplanıp kaldı. Bir mâni çıkmazsa ömür boyu orada paslanacak sesi. Bana kimse ne olduğunu bilmiyor. Ben de öyle. Hatırladığım tek şey var; o da annemle korkudan ölmeden önce öldüğümüz. Beni enkazdan sağ salim çıkardılar. Umut olduğumu söylüyorlar. Mucize benim adım. İlgililerin ilgilenemeyeceği, babamın bana bakmak için işe gitmesi gerekeceği, henüz ne tür bir sevgiyle büyüyeceğimi bilmediğim yeni bir hayata el uzattım. Karnımın açlığı geçti. Şimdi iyiyim. Artık hayat benim için çok soğuk biliyor musunuz? Yaz sıcağında soğuktan donacağım bir şehirde yaşıyorum. Bana kimse ne olduğunu bilmiyor. Şükürler yağdırıp, bana sevinçle sarılıyorlar. Aslında yaşımın 49 olduğunu bilmiyorlar. Annesinin elini tutan her çocuğa baktığımda, sarıldıklarında, çocuğuna yemek yediren her anneyi gördüğümde aklıma sen geliyorsun anne. Sensedim Anne! Ben bu duyguyla ne yapacağım anne? Gözüm acıyor. Tozun, toprağın, kumun her zerresi gözümü acıtıyor. 

yazar

Yazar: Didem Yuce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.