Şantiye Günlükleri - Film Gibi - Final

Şantiye Günlükleri – Film Gibi – Final

Final

Film izler gibi bir hikaye okudunuz, merakta da kaldınız biliyorum. Hikayenin sonunu ben de bilmiyorum. Şimdiden söyleyeyim sonunu yazmak gibi bir niyetim de yok. Sizlerin dikkatini çekebilmek için hepsini ben uydurdum. En azından küçük bir kısmını ben uydurdum. Çünkü burada anlattığım problemlerin tümüyle ya zaten karşılaştınız ya da karşılaşacaksınız.

Tabiki, bu anlattıklarımın tümü gerçek olamaz. Öyle bir inşaat firması bilmiyorum ki Fidic gibi zorunlulukları olmadan evrak işlerine eleman ve kaynak ayırsın. Her yapılanı belgelesin. Yetmesin bu kayıtları arşivde biriktirsin ve hatta kolay ulaşılsın diye her türlü dokümantasyon sistemini kursun. Her yeni işe başlarken eskinin muhasebesini yapsın, analizini çıkarsın. Varsa gerçekten tebrik etmek isterim.

Burada hikayeleştirdiğim gibi bir katilin yakalanması için şantiye kayıtlarınıza elbette başvurulmayacak ama, bir sonraki işinizde, eğer bu kayıtlardaki bilgileri iyi analiz ederseniz sizin için altın değerinde bir tecrübe deposuna sahip olacaksınız. Arşivlemeyi de dokümanları oluşurmak kadar önemsemek gereklidir. Gerektiğinde kullanılması için harcadığınız onca emek kaybolan bilgiyle birlikte boşa gitmiş olacaktır.

Tutanaklar ise bambaşka bir dünyadır. İşi yaparken takibini, bittiğinde de kontrol ve kabulünü kolaylaştırır. Tutanak deyip geçmeyin. Zamanında kayıt altına aldığınız ayrıntılı bilgiler gün gelir hesabınızda nakite dönmese bile, haklılığınızın yazılı delili olabilir. Bu söyleyeceğimi kimse uygulamaz biliyorum ama bana göre tutanakları konusu her ne ise bu ya da şu şekilde dahil olmuş herkes imzalamalıdır. En kıdemli amirinden, işi bizzat yapan ustaya kadar. Herkes birbirini denetlemiş olur. Gözden kaçanların en aza inmesi herkesin faydasına olur. İşe başlamadan önce sıkı sıkı tembih ettiğim halde hakediş zamanı yevmiyelerimi kabul etmemişsiniz, o şu bu imalatları yaptım kabul etmemişsiniz diye sızlananları, benimle tartışmaya gelenleri kapıdan kovsam mı dövsem mi hiç bilememişimdir. Bununla birlikte, burada anlattığım gibi problemler ortaya çıktığında, orada hangi ekipler çalıştı, tutanaklarda ne yazıyor diye dönüp bakmak problemin asıl kaynağını bulmaya da yardımcı olacaktır.

Malum, problemleri alt kadronun üzerine yıkmak kolay olduğu gibi, aslında hatası ekibine güvenmek olan amirlerin üzerine yıkmak da kolay. Tam aksine pırlanta gibi alt kadroların başında o yeri hiç haketmeyen amirlerin hatalı kararları da problemleri getiriyor.

Bugün ben bu satırları yazmadan önce bir meslektaşım, personelin performansını değerlendiren patronun, amirin de performansını değerlendirebilen bir sistem kurmak istiyorum dedi. Düşüncesi bile beni gülümsetti.

diğer yazılarım için tıklayın…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?