Sade Bir Yaşam Felsefesi: Minimalizm II

Minimalizmin ne olduğundan, sanatta, mimaride bir akım iken nasıl yaşam felsefesi haline geldiğinden bir önceki yazımda bahsetmiştim. Okumayanlarınız için öncelikle o yazımın linkini bırakıyorum. Bu yazımı okumadan önce onu okuyup, daha sonra bu yazıyı okumanız daha faydalı olacaktır.http://aytiti.com/sade-bir-yasam-felsefesi-minimalizm/

Minimalist yaşam felsefesi ile ilgili ilk yazımı yayınladıktan sonra bu konu üzerine daha çok araştırmalar yaptım ve uygulamaya geçtim. Bu yazıda edindiğim yeni bilgileri ve minimalist yaşamı yani ” az çoktur” felsefesini hayatıma oturtmak için yaptığım uygulamalardan bahsedeceğim.

Minimalizm İle 2020’ye Arınmış Girmek

2020’ye son 6 gün kaldı ve ben önümüzdeki seneyi daha planlı geçirmek istiyorum. Bunun için öncelikle 2019 senesini gözden geçirdim. Hayatımda ne gibi gelişmeler oldu, hangi olaylar bana iyi geldi, kimler ya da neler kötü hissetmeme sebep oldu gibi soruların cevaplarını yazdım. Yazdıklarım doğrultusunda, 2020’de uzak durmam gereken kişiler ve düşünceler, vaktimin boşa geçmesine sebep olan aktiviteleri belirleyerek, 2020’nin yapılmayacaklar listesini oluşturdum. Daha sonra yarısı bireysel yarısı eşimle ortak olmak üzere 2020’de yapılacaklar listesi oluşturdum. Kişisel olarak devam ettirmek istediğim işler, öğrenmek istediğim diller ve bilgisayar programları var. Eşimle ortak olarak da gezi planları ayarladık. Görmek istediğimiz yerleri belirleyip uygun takvimleri oluşturmaya çalıştık. Listeyi tamamladığımızda yaklaşık yirmi tane madde oluştu, ay ay bu işleri paylaştırdım. Mesela ocak ayında 3Ds Max’i öğreneceğim, şubat ayında ukulele ile istediğim şarkıları çalabilecek düzeye geleceğim gibi..

Yapılacaklar çizelgemi tamamladıktan sonra 2020’nin okunacak ilk kitaplarının siparişini verdim. Bunlar; Tarih Şuuru- İhsan Süreyya Sırma, İçsel Huzur İyi Yaşamın Kapısını Açar- Epiktetos, Kardeşimin Hikayesi- Zülfü Livaneli, Sineklerin Tanrısı- William Golding.

Az, Çoktur.

İnsanın içerde anlatacak çok fazla şeyi yoksa, bir tüketim ürünü satın alır, karakteri yerine onu konuşturmaya başlar.  Hİkmet Anıl ÖZTEKİN

Sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir yaşam için kolları sıvadım. Tüm evimi göz önünde bulundurarak bir liste hazırladım. Siz kendi eviniz ve yaşam şeklinize göre kendi listenizi oluşturabilirsiniz.

  • Kıyafet; elbise, etek, gömlek, kazak, çorap, kişisel eşyalar, ayakkabı, şal ve pantalon
  • Banyo ve mutfak; temizlik kimyasalları, temizlik aksesuarları, buzdolabı, erzak dolabı, baharatlıklar
  • Salon ve yatak odası; kitaplık, çekmeceler, dekorasyon ürünleri, aksesuar kutuları
  • Ivır zıvır; vestiyer, faturalar, kullanma kılavuzları, kutular
  • Dijital; telefonda uygulamaları, fotoğraflar, rehber, mesajlar, whattsap
  • Dijital; bilgisayar uygulamaları, fotoğraf, mailler, klasörler

Son iki gündür mutfaktaki erzak dolabımı, kullanmadığım malzemeleri, temizlik kimyasallarını düzenledim. Telefondaki kullanmadığım uygulamaları sildim, fotoğrafları düzenledim, rehberi düzenledim, mesajlardan gereksiz olanları sildim ve telefonum inanılmaz rahatladı. Yılbaşına kadar da diğer maddelerde ki alanları elden geçirip, 2020 ye tüm fazlalıklarımdan kurtulmuş olarak gireceğim. 2020 senesinde de ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almadan, hayatımdaki maddeyi azaltarak insani özelliklerimi çoğaltmak için çabalayacağım.

Sadeliği savunacağız. Sade bir ev, sade bir hayat, sade arkadaşlar. Dünya bütün ışıltısı ile karşımızda duracak ama biz Peygamber efendimizin şu sözünü unutmayacağız: ” Sadelik imandandır.” Halit ERTUĞRUL

Eğer sizde bu serüvenin içine girdiyseniz, deneyimlerinizi benimle paylaşın lütfen. Sağlıcakla kalın.

İlginizi çekebilir; http://aytiti.com/ilber-ortaylidan-tavsiyeler/

yazar

Yazar: Aytiti.com

Merhabalar, ben Aysel Kocabaş. İç Mimarım, kişisel web sitem de; kitap, film, belgesel, güncel konular ve mimari üzerine yazılar paylaşıyorum. Sitemi incelemek isterseniz; http://Aytiti.com

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın
  1. Merhabalar,

    Günümüzde minimalist yaşamın popülerlik kazanmasıyla birlikte bazı terimlere ve yaklaşımlara aşina olduk. Bu yaklaşımlardan biri de; Less is More. ”Az, çoktur” felsefesi. Bu yaklaşımın özünü ve ne anlama geldiğini, karantina süreciyle birlikte daha iyi kavradığımızı düşünüyorum. Çünkü karantina süreciyle birlikte tüketim alışkanlıklarımız da değişti. Birçoğumuz sahip olduklarımızla mutlu olmanın farkına vardık. ‘’Less is More’’ hakkında yazdığım yeni yazımı okumanız için izniniz olursa sizinle de paylaşmayı çok isterim: http://www.ebrubektasoglu.com/yazi/less-is-more-nedir/

    Sadelikle ve sağlıkla kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.