in

Rus Kıskacı

Rus Kıskacı

3 Şubat gecesi İdlib gözetleme noktalarına Suriye rejim güçleri tarafından yapılan saldırıda 8 Türk askerimiz şehit oldu. Rabbim rahmet eylesin.

Bugün Putin’in Suriye’nin sahibi olduğunu söylemek kanaatimce yanlış olmayacaktır. Moskova, Esad’ın devrilmesini önlemiş ve kendi uydu yönetimi haline getirmiştir. O kadar ki Putin’in Suriye ziyaretinde protokol kuralları gereği Esad’ın karşılaması gerekirken; Suriye topraklarında Esad’ı bir karargahta Putin karşılamıştır. Bu örnekler çoğaltılabilir ama asıl konumuz rejim güçlerinin Türk askerlerini hedef alarak saldırması ve arka planında yaşananlar.

Cumhurbaşkanı dün Ukrayna’daydı ve devlet başkanı Volodımır Zelenskıy ile çeşitli görüşmeler yaptı. İşte askerlerimize yapılan saldırı bu görüşmenin olacağı günün ilk saatlerinde gerçekleşti. Açıkça bir mesajdı. Putin, Türkiye’ye ”bana muhtaçsın ve adımlarını bana göre atacaksın yoksa …” diyerek tehditte bulunuyordu. Gerçekten de Rusya ile birlikte Soçi ve Astana süreçlerini gerçekleştiren, Suriye için anayasa hazırlığına başlayan bir Türkiye vardı. Yani Rusya bizim bölgede fiili müttefikimiz olmuştu. Erdoğan ve Putin’in yakınlığı da birçok kez kameralara yansımıştı.

15 Temmuz sonrası batı ekseninden kopan Türkiye kendine yeni bir eksen bulmak yerine, kendi eksenini kendi oluşturma çabasında olduğunu görüyoruz. Rusya ile bölgesel müttefik olunmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Rusya’nın Kırım’ı ilhakını kabul etmiyoruz” demesi ve Ukrayna’nın silahlanması için 200 milyon TL hibe verileceği konusunda anlaşılması önemliydi. Ukrayna elbette ki Rusya karşısında silahlanacak ve bu yardım bir noktada “Rus askerlerine sıkılmış bir kurşun olarak“ olarak değerlendirilebilir.

Peki asıl soru şu; gerek Suriye’de gerek Libya’da beraber hareket ettiğimiz Rusya’ya bunu neden yapıyoruz? Gözünüzün önüne Türkiye’yi merkeze alan bir harita getirin. Burada Karadenize kadar sınırlarını genişletmiş ve hala genişletmek isteyen asli Rusya ile; Suriye ve Irak’ta İran üzerinden güç devşirebilen bir ikinci Rusya görmek mümkün. Yani Türkiye, Rusya’nın emperyalist kıskacı altına girmeye başladı. İşte bu noktada her ne kadar beraber hareket eden (ki bence doğru bir değerlendirme değil) iki devlet gibi görünse de, Türkiye bu Rus kıskacını kırmalıydı. Bu sebeple Ukrayna seçeneği oldukça stratejik.Tarihi bağlarımızın olduğu ve NATO’ya alınmayarak Rusya’nın eline bırakılmış vaziyette bulunan Ukrayna ile hem askeri hem ekonomik hem de siyasi ilişkilerde yakınlaşmak önem arz ediyordu. Dün ki görüşmede bu sağlandı.

Kutuplu bir siyaset anlayışından, her bölgede kendi milli çıkarları uğruna hareket eden bir Türkiye görüyoruz. Libya ve Ukrayna ile kısıtlı olmayan bir durumdan söz ediyorum. Afrika ülkelerinin önemini önümüzdeki yıllarda daha iyi kavrayacağız ve biz oralara tohumlar ekiyoruz. Yine Güney Amerikada Venezuela devlet başkanı ile atılan ve atılacak olan adımlar da önemlidir. Türkiye bir güç haline gelmek istiyorsa bölgeleri aşmalıdır. Ancak ekilen bu tohumların taşıdığı riskler ve getireceği yaptırımlar da bir hayli fazla olacaktır.

okur

Yazar: Demirbey

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.