Popüler Kültürün Popüler Kölesi Misin?

Bugün instagramda popüler kültür hakkında bir yazı gördüm ve bunun hakkında yazmak istedim.

İsmini oldukça sık duyduğumuz bir kavram popüler kültür. Eğer internette aratacak olursak; Popüler Kültür ya da Pop Kültürü, özellikle 20. yüzyılda etkisini gösteren ve toplumsal modernleşmenin yan etkileri arasında sayılabilecek bir kavramdır. Türk Dil Kurumu ise, popüler kültür kavramını, “belli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel ögelerin bütünü” olarak tanımlamaktadır, şeklinde karşımıza çıkacaktır.

Özellikle sosyal medya ortaya çıktığından ve kullanımı arttığından beri hepimizin istemeden de olsa bir parçası olduğumuz bu şey zaman zaman bir köleliğe dönüşebiliyor.

Bir akım popüler oldu mu, hemen biz de yapmak istiyoruz. Bir şarkıcının adını her yerde duymaya mı başladık, hemen onu en sevdiğimiz şarkıcı yapıp tüm şarkılarını dinliyoruz. Bir kitabı sürekli görür mü olduk, hemen okuyup en sevdiğimiz kitap haline getiriyor, yazarını en sevdiğimiz yazar seçiyoruz. O an revaçta olan ne varsa bütün ilgi odağımızı o şeye çeviriyoruz.

Yaklaşık bir yıl önce helikopter kazası geçiren ve hayatını kaybeden ünlü basketbolcu Kobe Bryant. Birden ismini duyduk ve ölümü için çok üzüldüğümüzü dile getirdik. Peki bunu hikayesine atıp üzüldüğünü söyleyen kişilerden kaç tanesi onun herhangi bir maçını seyretti? Bu adamın gerçek fanlarına yapılan bir haksızlıktı bence. Bunu yapmamızın nedeni ise popüler kültürünün bir etkisiydi. Sırf herkes üzüldü diye biz de üzgünmüşüz gibi gösterdik kendimizi.

Yani bir nevi diğer insanlar ne yaparsa biz de aynısını yapıyoruz. Biri üzülüyorsa biz de üzülüyoruz, biri başka birini eleştiriyorsa biz de onu eleştiriyoruz. Sanki hepimiz aynı fikirde aynı düşüncedeymişiz gibi. Hayatlarımızı birbirine benzetiyoruz.

Tıpkı bir koyun sürüsü gibi bir koyun suya atlıyor, biz de atlıyoruz. Fark etmeden oluyor bu hem de. Ama bunu yaptığımız sürece kişisel değerlerimizi de yok saymış oluyoruz bence. Evet bu zamanda biri farklı bir fikirde olunca hemen aşağılanıyor, dışlanıyor, eleştiriliyor. Empati kurup neden onun farklı olduğunu düşünemiyoruz. İnsani doğamız bizi sürekli eleştirmeye, linçlemeye, beğenmemeye itiyor.

Eğer bazen durup kendimize neden diye sormazsak bizim kendimize ait benliğimizin olmasının ne anlamı kalır ki? Yani eğer diğer insanlara benzeyeceksek neden dünyaya farklı kişiler olarak geldik ki? Zaten bizi biz yapan farklılıklarımız değil midir?

Daima kendi düşüncelerimiz, özgün fikirlerimiz olmalıdır. Bir başkasının hayatına özenerek kendi hayatımızı kuramayız. Bir başkasının düşüncesi bizi biz yapmak. Bir başkasının fikri bizi başarılı yapmaz. Farklı şeyler başarabilen insanlar gerçekten bir şeyler yapabilmiş olur. Farklılığımız için bizi eleştiren toplumu görmezden gelebildiğimiz sürece mutlu olmak ve hayatımıza gerçekten bir anlam katmak için önümüzde bir engel yok. Siz de o koyun sürüsünün bir parçası olmayın.

Bir Alman atasözü der ki; Sürü olmak, sürü içinde gitmek ve öylece yol almak istersen yaşamın boyunca sadece kıç görürsün.

Umarım beğenerek okumuşsunuzdur. Yorumlarınızı bekliyorum. Lütfen diğer yazılarım için beklemede kalın.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.