Politik Retorik

Politik Retorik

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan

Gerçekten de siyaset retoriğine çok iyi hâkim…

Üstelik de çok iyi kullanıyor.

Ama, dikkat edilirse…

Bu siyasal söylemdeki başarısını daha çok…

Rakiplerini karalamak ve hedef göstermek amaçlı kullanıyor.

Gerçekten de yıllardır yazarım ama bir türlü anlayamıyorum; neden Sayın Erdoğan, bu siyasal söylemdeki başarısını…

Ülkemizi birleştirici bir iklime dönüştürmek için kullanmaz?

Yani dikkat ederseniz…

Sayın Erdoğan’ın toplum “dilinden” anladığını da fark edersiniz.

Yıllardır siyaset yapmanın avantajını da iyi kullanmakta Sayın Erdoğan…

Halkla yakınlaşmada, onların gönül tellerine dokunmayı, cumhurbaşkanımız Erdoğan, diğer parti liderlerine göre daha iyi “kotarmakta”!

Ama, dediğim gibi…

Siyasette nedense bir türlü “uzlaşı” sağlanamadı.

Pekâlâ, siyaset işi, rekabete ve yarışa dayanmaktadır. Herkes girdiği bu çetinceviz yarışta “birinci” olmak isteyecektir.

Fakat, siyasal tansiyonu biraz daha düşürerek, toplumumuzu rahatlatacak politik hamlelerde bulunmak, çok zor olmasa gerek.

İşte görüyorsunuz…

Sayın Erdoğan, katıldığı toplantılarda sürekli olarak Cumhuriyet Halk Partisi’ni “hedef” göstermekte. İllet ve zillet ittifakı kurulduğundan dem vurmakta. CHP belediyelerinin işbaşında olduğu mahallelerde, çöp dağlarının oluştuğunu vurgulamakta.

Hâlbuki siyaset, ülkelerin ve toplumların varolan sorunlarının çözümünde, ülkelerin vatandaşlarının daha müreffeh bir yaşam standardına ulaşmasında bir araçtır. Siyaset eğer daha müzakereci bir dil ile icra edilirse, toplumumuzda oluşturulmuş gerginlikler bir nebzede olsa hafifleyecektir. Gerçekten de bizlerin en çok ihtiyaç duyduğu söylem, barış dilinin ve kardeşlik dilinin topluma hakim olmasıdır.

İşte yıllardır toplumumuzu yabancılaştırarak, kutuplaştırarak, hiçbir şey elde edemediğimiz ortada. Yıllardır ağzımıza pelesenk ettiğimiz “ileri demokrasi” türküsü, ancak çoğulcu ve katılımcı bir siyasal sistemle mümkündür. Pekâlâ, siyaset denen kurum varolduğu sürece, yine yaşamlarımızı ideolojik düşünsel olgulara göre kurguladığımız müddetçe, rekabet de olacak, kazanmak da olacak. Bizim artık ihtiyaç duyduğumuz haslet, aynen suya hasret duyulduğu gibi, “normalleşmeye”dir.

Neden bizlerde bir günümüzü, diğer Avrupalı ülkeler gibi normal bir akış içinde sürdüremiyoruz? Neden yeni bir güne bir vukuat ya da olay ile uyanıyoruz? Gerçekten de şöyle baktığımızda yıllarımız, “siyasal krizlerle” ve “ekonomik krizlerle” yitip gitti. E ne kazandık bu krizler süresince? Yaratılan suni krizler dolayısıyla, hem siyasal sistemimizde hem de ekonomik sistemimizde “kronik” arızalara sahip olduk. Ve işte yıllarca bu arızaları gidermek için, tüm enerjimizi ve olanaklarımızı “verimsiz” alanlara kanalize ettik.

Toplumumuz, artık örselenmekten de itilip kakılmaktan da bıktı ve usandı. Siyasetçilerimizin, mızmız çocuklar gibi davranmaktan vazgeçmeleri gerekiyor. Hep dikkatimi çekmiştir, siyasetin gergin dönemlerinde birbirlerine hakaretamiz ifadeler savuran, saçsaça başbaşa kavgaya girişen pek değerli politikacılarımız, her nedense… Devletimizin çok önemli ve anlamlı günlerinde bir araya gelerek, basın mensuplarına “çok güzel hareket” bunlar dedirtecek kareler verebilmekteler.

Demek ki siyaset, kırmadan da dökmeden de yapılabilir. Burada öne çıkan husus, “siyasal retoriğin” karşıtlarını hedef almayacak şekilde belirlenmesidir. Yine, aynı şekilde seçilecek siyasal söylemlerin, nefret dilinden de uzak olması gerekecektir. Sırf siyasal ikbal ve mevzi için diğerlerini “ötekileştiren” bir üslup seçimi, kin ve nefret bezeli bir söylemin tavandan tabana yayılması, ancak senelerdir deneyimlediğimiz boğucu bir yaşamsal atmosferin tesisine vesile olabilir.

İşte bu yüzden artık daha ferasetli bir siyasal söylem tercih edilerek, toplumumuzun tüm bileşenlerine uzanarak, toplumsal kaynaşma sağlanmalıdır. Bana göre burada kilit isim, “cumhur”un başı olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Toplumun fay hatlarını tamir edebilecek kaynak ziyadesiyle cumhurun başında vardır; ama seçim çok önemlidir. Zaman yine her şeyin şahidi olmaya devam edecektir: Siyasal retorik birleştirici bir toplum için mi yoksa ayrıştıran bir toplum için mi kullanılacak, göreceğiz…  

Rapor Et

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

İlk YazımBlog Yazarı

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yükleniyor...

0

Facebook Yorumları