Patlama Sonrası Belçika Seyahati

Belçika vizesine başvurmadan önceki en büyük korkum, maalesef son dönemlerde sıkça yaşadığımız terörist saldırılıarıydı. Daha çok yeni bir terörist eylemi deneyimlemiş Belçika Devleti’ne tam da patlamanın olduğu şehre gitmek için vize başvurusu yapacaktım. Bu noktada bırakın yaşanan saldırıyı zaten Avrupa’nın, birliğin dışındaki devletlere bakış açısı her zaman katı olmuştur. Yine de ülkelerine öğrenci olarak gidiyor olmak tabiki bir avantajdı.

Kısa Süreli Belçika Vizesi’ne Nasıl Başvurulur? öğrenmek için http://www.vfsglobal.com/belgium/turkey/ adresini ziyaret edebilirsiniz. Bu arada vizem 3 gün içinde elime ulaştı ve korktuğum başıma gelmedi ne mutlu ki.

Gelelim Belçika Hikayemize…

Brüksel

Seyahatimi yapacağım sabah Atatürk Havalimanı’nda evraklarımı tekrar tekrar kontrol ettikten sonra uçağıma bindim. Türk Hava Yolları ile uçuşum yaklaşık 3 saat sürdü. Brüksel Havalimanı’na vardığımda beni neyin beklediğini çok merak ediyordum. Pasaportumu kontrol etmek için sıraya girdiğimde etrafımda çokça Türk olduğunu fark ettim ve pasaportta hiçbir zorluk yaşamadan herkes pasaportunu alıp ülkeye giriş yapıyordu. Sıra bana geldiğinde ise (işte dedim kesinlikle benimle uğraşacaklar. Bu konularda şansım biraz meşhurdur.) görevli pasaportumu aldı, bana o meşhur bakışı attıktan sonra geçebilirsiniz dedi. Evet, biraz şaşırmıştım. Muhtemelen dış görünüşüm sebebiyle yada esmerliğimle ilgili bir durum bu yada çok azılı bir suçluya benziyorum J bilmiyorum ama genelde her yerde her şart altında eğer bir polisle karşı karşıya gelirsem en az 5-10 dk bana sorular sormadan bırakmazlar. Ama emindim valizimi aldıktan sonra muhtemelen Hop arkadaş nereye, bi aç bakalım şu valizi! muhabbeti olacağından. Valizimi aldım kapıdan yürüdüm ve çıktım. Burada izaha gerek yok J Ve genel olarak Belçika’da geçirdiğim bu bir hafta boyunca da durum hep böyle oldu. Her yerde çokça asker, polis vs ama hiçbiri gelip Sen hayırdır birader elde bavul geziyorsun! demedi. Şaşırtıcı, çünkü muhtemelen elinizde bir valizle Kadıköy’de 15 dk dikilseniz etrafınızda 15 tane de polis bulursunuz.

Tren İstasyonu

Buradan sonra otelimi bulmak biraz sıkıntı oldu fakat. Patlama nedeniyle sizi normal bir çıkıştan çıkarmıyorlar anladığım kadarıyla. Çıktığınız gibi kendinizi bir otorparkın içinde göç edercesine grupların arasında yürürken buluyorsunuz. Tabi her yerde askerler var bir de. Bu yürüyüşünüz tam çekilmez bir hal alıyorki Tren’e Gider levhasını görüyorsunuz. Burası önemli olabilir çünkü Zaventem İstasyonu’nda(Havalimanı Durağı aynı zamanda) bilet alabileceğiniz bir gişe yok, sadece bilet veren makinelerden bilet temin edebiliyorsunuz ki onun için de ya bozuk paranızın olması gerekiyor yada o makinelerde kullanabileceğiniz kartlarınızın. Bu nedenle de bir sürü güvenlik görevlisi mevcut ve onlardan rica ettiğinizde size bozuk para temin ediyorlar ve yol gösteriyorlar. Tek yönde gidecek olanlar için en mantıklı bilet Go Pass 1. Bu biletle aynı yönde seyahat ederken aktarma yapabiliyorsunuz ki bu, heleki patlamadan sonra Brugge’a gitmek isteyenler için çok önemli. Çünkü Zaventem’den Brugge’a direk tren bulmak çok da kolay değil maalesef. Bu nedenle Brussels Noord yada Brussels Midi istasyonları mantıklı aktarma noktaları olabilir. Fakat unutmayın bu duraklarda yapacak hiçbir şey yok treni beklerken, ayakta dikilmekten başka. Hele hava da soğuksa bir de yağmur/kar yağıyorsa çekilmez oluyor beklemesi. Fakat iyi haber trene bindikten sonrası kolay. Yaklaşık 1 saat sonra Brugge’dasınız. Brugge Tren İstasyonu oldukça merkezi bir konumda.

Brugge Tren İstasyonu

Brugge Hakkında Kısa Bilgi,

Brugge da diğer bütün Belçika Şehirleri gibi bir bira cenneti. Her bir sokağında, her caddesinde mutlaka bira içebileceğiniz yerler bulmak mümkün. Belçika’da genel olarak gurur duydukları patates kızartmalarını da yine şehir merkezinde bulmak oldukça kolay. Aslında bütün bir şehir, şehrin simgesi olan büyük Belfort Binasının çevresinde şekilleniyor. Ki bu bina tarihte gözetleme kulesi olarak kullanılmış ve her bir katı ayrı bir zamanda inşa edilmiş. Bu meydanda yer alan bir çok kafede oturup kahvenizi yudumlarken kendinizi orta çağda yaşıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Özellikle etraftaki faytonların etkisi büyük… Şehrin biraz da Venedik tadında olan bu bölgesinde küçük sandallarla turlar yapmak mümkün. Bu turlar da yaklaşık 10-20 Euro arasında değişmekte…Seyahatim boyunca Tren İstasyonuyla bitişik diyebileceğim bir otelde kaldım. Konumu ve fiyatı itibariyle en iyi seçenek gibi duruyor. İsmini maalesef veremiyorum fakat Bütçe otellerden biri diyebilirim J Kahvaltısı hariç… Maalesef ben biraz aç kaldım bu 1 haftada. En iyi arkadaşlarım büyük fast-food zincirleri oldu bu süreçte. Bu arada Brugge’da üretilen bir de lokal biraları var, adı BruggeZot… Biranın tadından nefret eden biri olarak bu biranın tadı gerçekten lezizdi. Yani gayet yemeklerin yanında kola niyetine içebileceğiniz türden bir bira..Denemeden dönmeyin derim.

Binbir Çeşit Belçika Birası

Seyahatimin bir gününde günü birlik Gent gezisi de yapma fırsatı buldum.

Gent Hakkında Kısa Bilgi,

Gent’de çok fazla vakit geçirmemiş olmama rağmen en çok beğendiğim şehir kesinlikle Gent oldu gezme fırsatı bulduğum üç şehir arasında. Daha büyük bir şehir havası veren Gent tabiki pek çok yönden Brugge’la çokça benzerlik gösteriyor. Bu arada Gent’e trenle gitmek isteyenler Brugge’dan 20 dakikalık bir yolculukla kolayca ulaşabilirler. Aynı şekilde burası da tabiki bir bira cenneti ve birçok mekan var. Genel olarak Brugge’da yaşayan insanların da genel kanısı Gent’in daha tercih edilir bir şehir olduğu. Fakat ilginç olanı Gent’in Türklerle anılıyor olması. Girdiğiniz her iki dükkandan birinde Türk görme ihtimaliniz oldukça yüksek ve Belçikalılar burayı Küçük Türkiye olarak adlandırıyor. Hatta Gent’de yine o meşhur Patates Kızartmalarını yemek için bir mekana girdiğimde kasadaki kişiyle İngilizce iletişim kurduktan sonra aslında abinin Türk olduğunu anlamam üzerine yaşadığım şaşkınlığı unutamıyorum J Şehrin tarihi dokusunu aynı Brugge gibi korumaya çok özen göstermişler. Şehrin içinden geçen su kanalları, büyük kiliseleri ve şato benzeri binaları ile sizi büyülüyor adeta…

Gent

Seyahatimin son 2 gününü ise Brüksel de geçirdim.

Brüksel Hakkında Kısa Bilgi,

Brüksel’e Brugge’dan yaklaşık 1 saatlik tren yolculuğuyla ulaşmak mümkün. Tren İstasyonundan çıktığınızda kendinizi bir meydanda buluyorsunuz. Biraz aşağı yürüdüğünüzde İstiklal Caddesini andıran bir yol sizleri karşılıyor. Bu yol hem bahsettiğim Otele gidiyor hem de Avrupanın en güzel meydanı olarak kabul edilen Grand Place Meydanı’na… Benim bulunduğum dönemde herhangi bir etkinlik yoktu fakat etkinlik zamanı dönemleri, anlatıla anlatıla bitirilemiyor. Yine burada çokça bulunan kafelerde oturup kahvenizi yudumlanız mümkün tabi şarabınızı da. Bir de buranın çok çok ünlü bi midyecisi var. İsmini vermem gerekmiyor, zaten google Brüksel+midye yazmanız yeterli. Hizmet açısından Türkiye’de isim yapmış lokantalar gibi yemeğini ye kalk git havası hakim. Yine bu mekanda çokça Türkle karşılaşmanız mümkün. Ama midyesi inanılmazdı ve verdiğiniz parayı sonuna kadar hak ediyor. Ben 1 tabak midye(ki ciddi doyurucu)+Patates Kızartması+Kola ‘ya yaklaşık 20 Euro ödedim. Ama eğer 2 kişiyseniz bu midyenin önünüze tencereyle gelen versiyonu var ki bence iki kişilik bir menü o, onu da 30-35 Euro’ya yemeniz mümkün.

Manneken Piss

Brüksel yapı itibariyle İstanbul’u özellikle Beyoğlu’nu çok andırıyor. Bu bölgede Türk nüfusu da oldukça yüksek. Waffle almak için girdiğim sırada önümde arkamda toplam 6 Türk vardı, konuşmalarını duydum, hatta önümdekilerle ufak da bir sohbet ettik. Yani kendinizi çok da yabancı hissetmeyeceğiniz bir yer, uzun lafın kısası kesinlikle görülmesi gereken bir yer…


 

kooplog.com kurucu ortağı, geleceğin iş insanı, yarı zamanlı girişimci.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir