Parçalar

Parçalar

Hepimiz eksik parçalarla dolu birer yapbozuz aslında. İlerleyen vakitle beraber bulmayı umut ediyoruz kayıp parçalarımızı. Onlara sahip olmak için çaba sarf ediyoruz bazen de, bekleyişi kısaltmaya çalışıyoruz. Karşılığını ise dört gözle almayı bekliyoruz o çabanın. Bazılarımız bu bekleyişte pes ederken bazılarımız daha da sıkı tutunuyor hayata. Cevabını hayattan alana dek bekleyişini sürdürüyor. Peki hangi yaptığımız gerçekten doğru? Bir süredir cevabım yok bu soruya. Ne acı ki eskiden cevap oldukça belliydi. Şimdi ise saklanıyor benden acısını saklayan bir çocuk gibi. Diyorum ki pes etmek düşünüldüğü kadar yanlış değil, olamaz. Bazen insan bırakmalı her şeyi ve hayatına bir süre dışarıdan bakmalı, hatta bir kitap gibi okumalı kendini. İyi bir okuyucu olmalı hatta, ayrıntıları göz ardı etmeyen iyi bir okuyucu.

İşte o evredeyim ben de. Pes edenleri savunduğum o çaresiz evredeyim. Çünkü yoruldum o eksik parçalara ulaşmaya çalışmaktan. Çabalarıma hayal kırıklıkları ile bakmaktan yoruldum. O an anladım. Beklenti insana yaşamın tadını unutturacak derecede sinsi yaklaşan bir duygu. İçini içine sığdırmayan, beraberinde umut getiren ama aslında sonunu hazırlayan bir cellat. Yavaşça ve hissettirmeden yaşamdan değerli vakitlerini çalan bir hırsız. Ve şimdi bırakıyorum o bulamadığım parçalarımı. İçlerinden en hasret kaldığımı da bırakıyorum sonsuz bir okyanusa. Çünkü o içlerinde en ulaşamadığım.

Hiç ulaşamadığım.

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir