Pandora Kutusu'na Aşık Olmak

Nedir bu pandora kutusu ? Hemen biraz bahsedelim. Bir gün tanrılardan birisinin çocuğu olur ve bu çocuk meleklere emanet edilir. Tanrı ısrarla gelen hediyeleri açmayın dese de gelen bir kutu, melekleri heyecanlandırarak açmalarına engel olamaz. Kutuyu açan melekler kutunun dışına kötülük barındıran her şeyi serbest bırakır ve kutuyu kapatırlar ama bilmedikleri bir şey vardır : Kutunun içinde kalan tek şey umuttur. Kötülükler dışarı çıkarken pandora içindeki umut bize kalmıştır.

Pandora kutusuna değil, pandora’ya sıkışıp kalana aşık olduğum için anlattım size bunları. 

Pandora kutusu sırlarla dolu açılmayan bir sandık. Bundan bir kaç ay önce bana sorsanız içinde kelebekler uçuşan, güçle dolu bir kız olarak tanımlayabilirdim kendimi. Elimde pandora kutum, kutumun içinde hapsolmuş ve ruhuma ait olan bir umut. Zamanı durdurursak o dönemde kötülüklerle yaşamış, şimdi ise sıkışıp kalmış olanı tüm gücümü kullanarak çıkartmaktı istediğim. Çünkü kutu benim, kutunun içindeki umut ruhumundu. Neden umut tüm benliği ile benim yanımda olmasın ? sorusunu kendime sorarken kaçırdığım bir nokta vardı : Aşık olduğunu serbest bırakırsan sana gelmez.

Kelebeklerimle tüm gücümü toplayarak açmaya karar verdik kutuyu. İstediğim ruhumu yaşatan şeyi görmekti ve onu yanıma almamdı. Bunu istemeyenler engel oldukça gücümü daha fazla kullanmaya başladım kutuya karşı. Ben kutuyu açmaya çalışırken, var güçleriyle itiyorlardı. Kelebeklerimin bu güce daha fazla dayanamayıp içimde öldüğünü, mezarları içimdeki her metrekarede hissetmeye başlamıştım. Ölen kelebeklerin ruhu öbürlerine yansıyınca daha güçlü kaldırdık kutuyu. Umut denilen ve yıllardır saklı kalanı sonunda kendimizi yıpratarak çıkarmıştık o kutudan. Umudun bizi iyileştirmesini bekleyen hasta ruhlarımız, umudu serbest bıraktığımız an bize geri dönmeyecek kadar uzağa gittiğini fark etti. Umutlar yeşertebileceğimizi sanmıştık veya ruhumu yaşatanı yanıma alabileceğimi sanmıştım. Tüm kelebekler bu sefer ölümle savaşmak yerine teslim oldular. Evet, ben ve içimdeki mezarlarla ayağa kalkmaya çalıştım. Önümdeki boş kutu ise beni yeniden devirmeye yetebiliyordu. Serbest bıraktığınız şeyi tekrar bulmanız imkanlı mıdır ? Havaya bir balon bıraktığımızda bir süre sonra onu bulabilir miyiz ? Bu soruların cevapları hayır olduğu gibi umudu serbest bırakmış olan bana da hayır cevapları gelmeye başlamıştı. kutunun içine tekrar hapsedemeyeceğin bir şey aynı zamanda artık senin de değildir. 

Bir tesadüf oldu ve kocaman dünyada ölü kelebeklerimle umut aramaya başladık daha doğrusu tek kişi kaldığımdan ben aramaya başladım. Buldum da… Ama Ölü kelebeklerim o zaman diliminde içimde yaşasa bile bir faydası olmazmış çünkü ruhumun her zerresini tek tek yaşatabilen umut bir başkasının ruhuna ait olmuş ve diğer kötülüklerle homojen karıştığı için artık inandığımız güç kaynağımız olmaktan uzaklaşmıştı. Unutulan bir şey daha vardı : içimdeki kelebekler sadece umut ile hayatta kalabilenlerdi. Kalamadılar çünkü içimde ölenler de aslında umuttu. 

Ben ise içinde ölenlerle benliği olan bir kelebektim. Kelebek umut olana aşık olarak kendi intiharını gerçekleştirmiş oldu.

Umut denilenin geri dönüşü tüm kelebekleri kaldırmaya yetebilirdi.

Her şey için çok geç olmasaydı…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.