Özür Dilenmeli

ÖZÜR DİLE:

İnsanların büyük çoğunluğu özür konusunda anlayışsız. Gerçekten de iki kelimeyi bir araya getirip, canını sıktığımız insana söyleyivermek bu kadar zor olmamalı. Hem çocuklar diye ezdiğimiz o miniklerimiz defalarca özür dileyip, bizden de bunu beklemiyorlar mı?

Neden özür dilememeyi gurur haline getirir ki bir insan, gerçekten anlaması güç. Erdemliktir diye boşuna dememişler aslında evet. Çünkü her insan bu basit eylemi gerçekleştirmekten bile yoksun vaziyetteler, kendi gözlerimle bile kaç özrün ertelenişine ve hatta dile getirilmeyişine şahit oldum inanın artık saymıyorum alıştım ne de olsa. Ama buna alışmak, hiç güzel değil. Neden insanlar böyle, neden basit bir gönül almayı bile beceremiyor. Çok saçma değil mi. Kırmaya gelince hepimiz Rambo kesiliyoruz oysa ki. Almaya gelince yokmuş da aslında hiç var olmamış gibi kaçıyor bazılarımız.

DİLEMEK İÇİN DİLEYENLER:

Karşı tarafın gururunu, onurunu, görmezden gelip, mutluluğunu elinden almak, tam olarak insanlardan beklenecek bir davranış orası ayrı, peki bu caniliği yaptığı insana ağızının ucu ile dilediği basit bir özür, süsü olmuyor mu işlenen cinayetin sizce de?

Sahi ya bazı insanlar böyle, basit bir özür ve sıfır çaba ile her şeyi çözebileceklerini sanıyorlar. O işler o kadar kolay değil oysa. Özrü dileyip, çaba göstermektir asıl mesele. Kalbini kırdığın insanın yüreğine bahçeler dikmektir. Sözü verip, aynı şeyi yapmaya devam etmek değildir yani yapmayın bunu. Bir söz verdiyseniz arkasında durun, insanların gururu sizin oyuncağınız değil.

NE BÜYÜK İNSAN:

Bir düşünün. Hayatınızdaki insan, sizden her fırsatta özür diliyor, sizin için kendini değiştirmeye çalışıyor, sürekli mutluğunuz için çabalıyor ve köküne kadar haklı olsa da bir yerden sonra sizi üzmemek için konuyu kapatıyor. Ne büyük insan olur o insan gerçekten. Ki vardır böyle insanlar. Belki siz, belki anneniz, sevgiliniz, kanka veya kardeşiniz. 

Bize karşı değiller belki ama sevdikleri insanlara karşı anlayışlı olur onlar. Bizi seven de bizim için kendini değiştiren de bir gün muhakkak çıkacak karşımıza. Filmlerde ve kitaplarda derler ya hani “Beyaz atlı prens/ Camdan ayakkabı giyen külkedisi” belki bizde bir gün tanışırız, bizim hikayemizin kahramanı ile.

O günün bir an evvel gelmesi dileğiyle.

GÖNÜL ALMAYI BİLMEK GEREK:

Kırdığın kişiyi, kırdıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi yapamazsın. Yaparsın da yani yapmamalısın, doğru olmaz bu davranış. Köşene çekilip beklemek, haklı iken bile haksız yapar seni. Şehir değiştiriyorsa koş otogara, okuldan ayrılıyorsa yürü evine, seni terk ediyorsa dayan kapısına. Ama haklıyım diye, kırdım ve kırıldım diye, kalçanın üzerine oturup sevdiğini yaralı bırakma. Emin ol o senden gelecek en ufak bir hamleyle bile tekrar hayata dönecek. Sakın gurur deme bana, hepimizde var o ve kesinlikle bir insan kaybetmekten değerli değil gururumuz.

Tabi bu biraz da eyleme göre değişir diyebiliriz. Netice de aileye veya şerefe edilmiş hakarete karşı da yine gidip özür dileyemeyiz. E peki biz, bu durumda ne yapacağız? Tabi ki bu sefer de oturup, beyaz atlımızın, bizden af dilemek üzere gelmesini bekleyeceğiz. Yani her şekilde, iki tarafta özür dileyip, gönül almayı bilmeli. Öbür türlü ise işler, bir ömür yalnızlık onlara baki diyebiliriz, çünkü onları kim severse sevsin, “Gururlu” oldukları için çabucak vazgeçilir onlardan, kör kütük aşık olunmadığı sürece.

ALÇAK GÖNÜL EN BÜYÜK LÜTUF:

Özür dilemek ve alttan almayı bilmek, hayatın bahşettiği en güzel hediyedir insana. Bu ikisinden yoksun olan bir insanın zenginliği, yalnızca mal ve mülk ile sınırlı kalır. Karakteri eksiktir, kişiliği yoksul. Yalnızca kendi egosunu tatmin etme uğruna yaşarlar hayatlarını. Bu da bir yere kadar geçerli, bir yerden sonra sevilmediğinin farkına varıyor insan. Sevilmeyince de hiçbir şey düzelmiyor. Para ile yapay bir mutluluk havuzu dolduruyorlar kendilerine ve o havuzun içinde defalarca boğulma tehlikesi yaşıyorlar haberleri yok.

Umarım gelecek yıllarda daha fazla insan, gönlünün katını biraz alçaltır ve kendini diğer insanlar ile aynı seviyede görmeye başlar. Öteki türlü yalnızca hüzün getirir bize zaman, yalnızlık ve acı ise diz boyu.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.