Outliers: Çizginin Dışındakiler’den #kıssadanhisse

Outliers: Çizginin Dışındakiler'den #kıssadanhisse

#kıssadanhisse serisinde okuduğum kitaplardan, izlediğim dizi, film & tiyatro oyunlarından yaptığım çıkarımları paylaşıyorum. Kitabın, filmin ya da tiyatro oyununun özetini değil, kendi anladıklarımı, çıkardığım dersleri kişisel yorumlarımı da katarak blog yazısı haline getiriyor ve paylaşıyorum. Bu nedenle, yazıda geçen tüm ifadeler özneldir ve tartışmaya açıktır. 🙂 Ayrıca, belli bir ölçüde “spoiler” içerebilir.


Çizginin Dışındakiler: Bazı İnsanlar Neden Daha Başarılı Olur?

Outliers: Çizginin Dışındakiler ile tanışalı epey olmuştu aslında, hatta kitabın daha ilk başlarında yer alan “Roseto Etkisi” konusuyla ilgili de bir yazı yazmıştım, aşağıdaki bağlantıdan okuyabilirsiniz.

Önerilen İçerik: Bu İnsanlar Sadece Yaşlılıktan Ölüyordu: Roseto Etkisi Nedir?

Malcolm Gladwell’e göre bir insanın başarılı olması her zaman sadece tek bir değişkene bağlı olarak gerçekleşmiyor. Sizin kontrolünüzde olan ve olmayan pek çok değişkenin, doğru zamanda kesişmesi durumunda başarıyı yakalamak mümkün oluyor. Gündelik hayatta da sıkça kullandığımız, “Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru insanla olmak.” sözü de buna örnek verilebilir. Aslında kitap başından sonuna bunu anlatıyor ama aynı zamanda oldukça çarpıcı örnekleri de göz önüne seriyor.

Bunları da ben üç ana başlığa bölebiliriz diye düşünüyorum:

1) Şans Faktörü

Her şeyi kontrol edemiyoruz. Bizim kontrolümüz dışında gerçekleşen ve kucağımızda bir anda buluverdiğimiz o kadar çok sonuçla da mücadele ediyoruz ki gündelik hayatımızda. Acun Ilıcalı da bir konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı; “Öncelikle, bir insanda ‘kısmet’ olacak.” Gladwell’e göre sadece şans elbette yeterli değil ama Bill Gates Üsküdar’da doğmuş olsaydı, bugünkü Bill Gates olur muydu? sorusu akla geliyor hemen.

Ya da kitapta da çokça değinilen ”doğum tarihi” mevzusu. Şöyle ki; bir yılın ocak, şubat aylarında doğan çocuklar, büyüme çağlarında, aynı yıl kasım, aralık aylarında doğan çocuklara göre daha şanslı. Çünkü, o yaş aralığında büyüme hızı ekstrem boyutlara ulaştığı için aradaki 10-11 aylık farklar bile fiziksel ve zihinsel gelişimi oldukça etkiliyor. Bu da şöyle bir sonuç doğuruyor, o yaş grubundaki genç sporcular (futbolcu, basketbolcu vb.) genelde ocak, şubat gibi o yılın ilk aylarında doğan çocuklar arasından seçiliyor. Mantıklı mı? Evet, mantıklı. Peki, aralık ayında doğan çocuğun ne suçu var? Onun da bir suçu yok elbette.

2) Yetenek (Fiziksel & Mental)

Şanslısın; ocak, şubat aylarında doğdun; en uygun çocukluk yaşlarında spora başladın ve fiziksel bir üstünlük de sağladın ama… yetenek de lazım pek tabii. Futbol için de çok kullanılır bu ifade; futbol aynı zamanda bir “zeka” oyunudur diye. Fiziksel ve mental yeteneğinizi harmanlayarak, belli bir koordinasyon içinde çalıştıramıyorsanız, başarı da zor geliyor ya da bir yere kadar geliyor. Tabii bu yetenekler de doğuştan geliyor ama keşfetme işi bize, ailelerimize ve topluma düşüyor.

3) Çalışmak (10.000 Saat Kuralı)

10.000 saat kuralını bu sıralar oldukça duyuyoruz, aslında işin özü şu. Evet, şanslısın doğru zamanda, doğru yerde doğdun; dğru insanlarla karşılaştın. Yeteneklisin de, o işi senden daha iyi yapan yok. Ama yetmez, diyor Gladwell. Bill Gates örneğiyle de bunu anlatıyor; Bill Gates Amerika’da doğdu, okulunda bilgisayara erişimi vardı, ailesi destekliyordu, kodlama işine kafası basıyordu yani yetenekliydi ama başarıya ulaşmak için bunların da bir adım ötesinde bir şey yaptı, saatlerce kod yazdı, diyor.

Bana kalırsa bu değikeni de “şans” faktörüyle beraber değerlendirmek daha sağlıklı. Çalışarak beceri kazanılır elbette ama bir Messi olmak da sadece çalışmayla olmaz kanaatindeyim. Yani, Bill Gates örneğindeki ”çalışma” faktörü, diğer değişkenlerin gerçekleşmediği bir dünyada çok da bir işe yaramazmış gibi geliyor bana.

Outliers: Çizginin Dışındakiler'den #kıssadanhisse

Özetle, Outliers: Çizginin Dışındakiler

Kitabın #kıssadanhisse tarafını da kitapta geçen bir alıntıyla tamamlamak istiyorum. Mezuniyet töreni sonrasında, sosyal medya hesabımdan paylaştığım bir ”teşekkür” gönderisinin altında da aynen bu ifadelere yer vermiştim. Yıllar sonra bu kitapla ilgili aklımda tek bir şey kalacak olsa o da bu ifadeler olsun isterdim… Sizin de katılacağınızı düşünüyorum….

“Ormandaki en uzun meşe sadece en sert palamuttan yetiştiği için en uzun meşe olmamıştır; diğer ağaçlar onun aldığı güneş ışığını kesmediği, çevresindeki toprak derin ve zengin olduğu, fidanken hiçbir tavşan onun kabuğunu kemirmediği ve hiçbir oduncu onu vakti gelmeden kesmediği için de en uzun meşe o olmuştur.”


Bu İçeriği Okuduğunuz için Önerdiğimiz İçerikler:

İlginizi Çekebilecek Faydalı Bağlantılar:

kooplog.com kurucu ortağı, dijital dünyada bir iş insanı, yarı zamanlı girişimci.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir