On Yedi Çağrısı

Sakınmak isterim sırlarımı… Geceleri uyanıp uyanıp düşüncelere kapılıp gittiğimi bilmeyin mesela, yanaklarımdan sızan ılık ıslaklıkları da. Sakın sormayın gözlerimin neşesizliğini, hevessizliğimi de keyifsizliğimi de. Yakınacağım o kadar şey varken on yedi derim ilk önce, on yedimi gördünüz mü? Köşebaşındaki o genç kızı, çeşme başındaki umut yazı, arka bahçedeki o yarım kalmış masalın kahramanını gördünüz mü? Ben en çok yarım kalmışlığımdan kanarım, eksikliğinden, esrikliğimden, sensizliğimden kanarım en çok ben on yediden beri… Uğultusu bile yeter geçmişin. Anısızlık zor olan. Deprem sancısı gibi evet anılar ülkesine gitmek. Hangi anının sarsıntısı yıkacak belli değil, neden hep böyledir:  Geçmiş gelecek değil artık. Anılınca ayakta duruyor geçmiş ama anılınca, anıldıkça sancı veriyor. On yedimi gördünüz mü, yarım kalmış on yedimi? Uzaklara ulaşırsın bu gün ya da yarın fakat bana bir on yedi nereden getirirsiniz bayım? 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

2 Yorum