in

Okuduğun Bölümün Gereksizliği

Öncelikle başlık bir başkaldırı gibi gelebilir. Gelmesi gerekiyorsa gelebilir ve bundan pek bir rahatsızlık duyulmamalıdır. Başlığı böyle yapmamın sebebi, beni okulların hiçbir zaman merak duygusuna sürüklememesidir. Bu yüzden ilk başta şunu söylemem gerekir ki, okuduğum bölümü ben seçmedim. Kim seçmiş ki zaten? Seçmesin de zaten, böyle şeylerle zamanını öldürmesin. O an neye ilgiliyse onunla ilgilensin. Şu an bunla ilgilenebilirsin mesela.

İnsanlar sürekli hayatta bir yer edinmek ister, tabi ben de buna dahilim. Bu galiba insanın doğaya “ben buradayım” demesidir. Bu yer edinme isteği, birileri için arayış, birileri içinse bağırıştır. Ben bağıranlardan olmadım ve sürekli arayış içinde oldum. Çocukken araştırdığım şeyler geliyor aklıma. Okuduğum bölümü şekillendirdi mi bilmem ama her şeyin ilintili olduğunu düşünürsek neden olmasın. İlluminati, 25.kare tekniği, I-Doser gibi absürt, farklı şeylerle ilgiliydim. Ne kadar şu an gülünç gelse de, o zamanlar insanı ilgi çekici yapıyordu. Belki de o zamanlardan Marx’ın Tarihsel Materyalizmini okusaydım iyi bir sosyolog olabilirdim. Ama hiçbir şey için pişman olmadım.

3. haftanın konusu olarak şunları söylemek istiyorum. Çocukluğumda yemeklere çok meraklıydım ve bu yüzden gastronomi bölümüne veya gökyüzüne meraklıydım astronomi okudum gibi bir yaşantım olmadı. Sadece her çocuk gibi uçmak istedim bir aralar ve pilot olmak istiyordum. Şu an bana ne kadar uzak geldiğini görüyorum ve düşündükten sonra hayatımda bir kere bile aklıma geldiğini söyleyemem. Aslında söylemek istediklerim, şu olacağım diye onun üstüne gitmeyin. Eskiden yaşamış veya hala yaşamakta olan ünlü bilim insanlarına veya düşünürlere bir bakın. Hepsinin tek bir dal değil birçok dal hakkında bilgisi vardır. Çünkü her şey zaten iç içedir. Hz Alinin dediği gibi “İlim bir nokta idi onu cahiller genişletti.” Bu arada tarihçi olmak için de tarih okulunu okumana gerek yok.

Aslında okuduğum bölüm, okuduğum o anki kitaptır. Kitap okumayı seçmeye de karar vermedim, birden oluverdi. Bunun başlıca sebebini tutkuya bağlıyorum. Her kitap bir bölümdür ve yeni bölümlere yer açar. Psikolojiye merak saldım bir ara, sonra felsefeye. Sosyolojiyi de sevdim aslında; astronomi de güzeldi. Ne okuduysam o oldum, belli kalıplara bürünmedim ve her konu hakkında fikir sahibi olmaya çalıştım. Böylelikle ön yargılı da olmadım. Yani, öğrenci olduğum için bölümden bahsedeyim (meslekten değil) bölümün hiçbir önemi yoktur. Sen kendine hakim olursan okuyamayacağın bölüm yoktur ve karar anı hayatının her aşamasında devam eder, tıpkı bende olduğu gibi.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.