Öğrenme Psikolojisiyle İlgili Ufak Tefek Bilgi ve Düşünceler

Fotoğraf sahibi: Yaroslav Shuraev (@Yaroslav Shuraev on Pexels)

 

Geçenlerde Prof. Dr. Tevfik Alıcı’nın Öğrenmenin Bilimsel Temelleri isimli kitabını okurken okuduklarımdan yola çıkarak hatta uzaklaşarak biraz hayatı sorguladım. Bu yazıda size önce okuduklarımı özetleyip sonra kendi düşündüklerimi aktarmayı planlıyorum.

Öğrenilmiş çaresizlik 

İlk başlığımız öğrenilmiş çaresizlik. Bu kavramı duymayanınız yoktur sanıyorum, kişisel gelişimin vazgeçilmez kavramlarından biridir. Yine de kısaca açıklamak gerekirse, öğrenmeyle ilgili yapılan hayvan deneylerinde, hayvanlar istenmeyen bir uyarana (bu genellikle şok, gürültü vs. oluyor) maruz bırakılıyor, hayvanlar da doğal olarak bu uyarandan kaçmaya çalışıyor. Hayvanlar verdiği bütün tepkilere rağmen istenmeyen uyarandan kaçamadığı durumlarda bir yerden sonra o uyarandan kaçma, kaçınma davranışlarını tümden bırakıyor. Bunun yanında o hayvan bundan sonraki deneylerde de kaçma fırsatı olmasına rağmen istenmeyen uyarandan kaçmayı, kaçınmayı denemiyor. Bu olgu öğrenilmiş çaresizlik (learned helpnessness) olarak adlandırılıyor.

Overmier ve Seligman (1967) yaptıkları deneyde bu durma açıklama olarak organizmaların, davranışları ve istenmeyen uyaran arasında bağlantı bulunmadığını öğrendiklerini öne sürüyor. Bunu kendi yorumladığı şekilde açıklarsam: Ne yaparsam yapayım sonuç değişmeyecek çünkü sonuç benim davranışlarımdan kaynaklanmıyor, bu durum benim kontrolümde değil. Yani kontrolümüzde olmayan durumlardan sonra kontrol edebileceğimiz durumlarda da hiç denemen o durumu da kontrol edemeyeceğimizi varsayıp hiç denememek şeklinde özetleyebilirim.

Cezanın Şiddeti

Bir diğer başlığımız ise cezanın şiddeti. Buradaki ceza organizmanın davranışlarını azaltan veya tümden bitiren her şey olabilir. Örneğin siz her ders çalışmaya başladığınızda kardeşiniz gürültü yapıyor ve siz de ders çalışmayı bırakıyorsanız kardeşinizin gürültüsü de ceza olarak isimlendirilir.

Azrin ve arkadaşları (1963) güvercinleri iki gruba ayırmış ve her iki grubun gagalama davranışlarını şok vererek cezalandırmıştır. Gruplardan birinde güvercinlere direkt 80 volt şok vermişler ve güvercinler gagalama davranışı bırakmışlardır. Diğer gruba önce 60 volt şok verip daha şokun şiddetini kademe kademe arttırmışlardır. Bu güvercinler 60 volt şokta başta gagalamayı bıraksalar da bir süre sonra tekrar gagalamaya başlamışlardır. Araştırmacılar zamanla şokun miktarı arttıklarında başta güvercinler gagalama davranışını bıraksalar da daha sonra tekrar gagalama davranışını gerçekleştirmişlerdir. Deneyin sonunda güvercinlerin 130 volt şoka bile alıştığı gözlemleniyor.

Kitapta bu deneyden yola çıkarak verilecek cezanın baştan yüksek dozda verilmesi gerektiği yoksa organizmanın cezaya alışacağı dile getirilse de ben biraz konudan uzaklaşarak başka şeyler düşündüm.

Cezanın kademeli olarak artması bana çok fazla şeyi anımsattı. Örneğin en başta kadına şiddet veya ilişkilerde verdiğimiz tavizler, her ne kadar fizyolojik de olsa bağımlılıklar.

Diğer bir konu ise ben bu deneyi ilk okuduğumda “bir şeye yapma deniyorsa sen de yapma o zaman” diye duygusallıkla sinirlenmiştim. Ama hemen sonra döndüm kendime dedim ki: sen her sana zarar veren şeyi anında bırakabiliyor musun? Ya da o şey için çabalamaman gerektiğinden emin olabiliyor musun? Sonuçta yukarıda öğrenilmiş çaresizlikten söz ettik. Bazen pes etmeyerek boş yere kendi canımızı yakıyoruz bazen de başarabilecekken pes edip yine canımızı yakıyoruz.

Pes etmeden ya da devam etmeden önce hangi deneyde olduğunu sorgula bu yazının tavsiyesi olabilir sanırım.

KAYNAKÇA

Alıcı T. (2020). Öğrenmenin Bilimsel Temelleri. İstanbul: Kaknüs Yayınevi. 2.baskı.

mediter
instagram cilemdemirr psikoloji
2 Yorum
Beğenilenler
En Yeniler Eskiler
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
İNSANLIĞIN BİTİŞİ YAPAY ZEKA
Sonraki
ÖNÜMÜ GÖREMEZ OLDUM ARTIK

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.