Nerede Durmalı?

 

 

Yüzüne birkaç kere su çarpıp usulca başını kaldırdı. Sessiz bir hüzünle baktı aynadaki aksine. Tek tek yüzünün her zerresini inceledi. Alnı, gözleri, yılların tüm sıkıntılarını içlerine attığından dolup taşmış gözaltı torbaları, içe çökmüş yanakları, zavallı bir ihtiyar eli gibi titreyen çenesi… Ne zaman bu kadar yaşlanmıştı? Yaşlanmak sadece yaş almakla olan bir şey değildi elbette. Onun bedeni kısa süredir hayattaydı ama ruhu son derece yaşlıydı. Bu ruh çöküntüsü yüzüne yansıyordu haliyle. Acıyarak baktığı yüzüne tiksintiyle bakıyordu artık. Her şeyi mahvetmişti. Her şeyini kaybetmişti. Nasıl oldu, ne ara oldu hiç hatırlamıyordu ama sonuç ortada. İşi, parası, ailesi… Hiçbiri yoktu artık. Oysa her şey ne kadar güzel, ne kadar yolundaydı. Orta halli bir şirketin ortanın biraz üstü bir pozisyonunda gayet iyi halli bir maaşla çalışıyordu. Ailesi vardı. Şefkatinden asla şüphe duymadığı sevgisi altında adeta ezildiği annesi, her zaman olmasa da genellikle iyi anlaştığı babası, bir de çokbilmiş ama sempatik bir ablası vardı. Onları seviyordu. Gerçekten. Ama onları üzmemek adına kendini dizginleyemediğine göre kendini daha çok seviyormuş demek ki. Her şeyin bu kadar yolunda olduğu bu zamanda o ne yapmıştı? Doyumsuzca daha fazlasını isteyip saçma sapan işlere bulaşmıştı. Kaldığı ev ona küçük gözükmeye başlamıştı. Arabası eski, takıldığı mekanlar yavan geliyordu artık. Hepsini değiştirmeliydi. Nede olsa orta halli bir şirketin ortanın biraz üstü bir pozisyonunda gayet iyi halli bir maaşla çalışıyordu.

HİKAYENİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN LİNKE TIKLAYIN 🙂

https://simeranya96.blogspot.com/2017/04/nerede-durmal.html

yazar

Yazar: SİMERANYA

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.