in

Nedir Bu Altıncı His?

Nedir Bu Altıncı His?

Hepimizin hayatında ki insanlar hakkında hissettiği bazı duygular, yaşadığı gelişmeler hakkında ” şöyle olacağını hissediyorum” gibi varsayımları, beyninin içinde tilki gibi dolaşıp duran sezgileri vardır. Bu sezgilere kulak versek mi, yoksa duymazdan mı gelsek kararsız kalırız. Bazen dinlediğimiz için kendimizi şanslı hissederiz. Bende merak ettim, acaba gerçekten altıncı his diye bir duyu var mı? Bazı şeylerin olumlu ya da olumsuz akıbeti hakkında bir hisse sahip olabiliyor muyuz?

Okuduğum makalelerde bilimsel olarak böyle bir duyunun olmadığı çünkü ispatlanamadığı yazıyor. Ben tüm gerçekliği bilimin ispatladığı çerçeveye sıkıştırmamak gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden okumaya devam ettim. Bilimsel yönden açıklanabilen bazı durumlardan örnek vererek ilerlemek istiyorum. Mesela bazen bir arkadaşımızı düşünürüz ve telefon çaldığında bir anda onun aradığını görürüz, ” aa ne büyük tesadüf bende seni aklımdan geçirmiştim.” deriz. Bu durumun sezgisel olarak bir dayanağı yok aslında, beynimiz gün içerisinde bir çok insan hakkında kısa süreli de olsa düşünüyormuş ve sonrasında bunu unutuyormuşuz. Yani arkadaşımız bizi aramasa o gün onu aklımızdan geçirdiğimizi de unutacaktık. Bazen de saatin kaç olduğu hakkında bir tahminde bulunup saate baktığımızda tahminimizin tuttuğunu görünce şaşırıyoruz ve özel bir an yaşadığımızı düşünüyoruz. Bunun açıklaması da; biz kasıtlı olarak saate bakmamış olsakta, beynimiz ve gözlerimiz her an gördüğü şeyleri analiz etmeye devam ediyormuş. Yani gözümüz beş dakika önce saate iliştiyse, biz saati tahmin ederken beynimiz beş dakika önceki saate geçen zamanı ekleyip bize sunuyor. Bizde saatin kaç olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yokken doğru tahminde bulunduğumuzu sanıyoruz.

İnsanlar hakkında ki sezgilerimize gelecek olursak, ki benim bu konuda araştırma yapmamın asıl sebebi bu. Çocukluk yaşlarından itibaren tanıdığımız her insanın belirli özelliklerini o kişiliğe kodluyoruz. Sorun yaşadığımız bir arkadaşımızın özelliğini, yeni tanıştığımız birinde gördüğümüzde, beynimiz bu iki benzerliği yan yana getirip, o insanla da aynı problemleri yaşayabileceğimizi söylüyor. Bence bu biraz da beynin kendini koruma yöntemi gibi. Veya çok sevdiğimiz birinin konuşma şeklini başkasında görünce o kişiyi kendimize yakın görüyoruz. Bu durumlar beynimizin hareket, konuşma, tavırlara karşı yüklediğimiz anlamlara bağlı. Bazı isimdeki insanlara karşı ön yargımızın oluşu veya bazı isimlere karşı olumlu hislerimiz bile o isimlere yüklediğimiz kodların sonucu. Altıncı his diye bir şey varsa bunun bir duyudan ziyada, klasör olduğunu düşünüyorum. Objeler, isimler, olaylar ve mekanlarla, onların bize hissettirdiği duyguları bir klasörde saklayıp benzer durumla karşılaştığımızda yaşayabileceğimiz olasılıklar ile ilgili bize bir sunum yapıyor.

Ben bu klasörlere çok takılı kalmamak gerektiğini düşünüyorum, benzer yönlerimizin çok olmasına rağmen, her insan farklı, bir insan bile zamanla değişiyor aynı kalmıyor. Her kişiyi, durumu bulunduğu bağlama göre değerlendirmek gerekiyor. Sonuçta geçmişte kötü hissettiren durumların cezasını başka birine kesemeyiz, bu zaten ön yargı ile yaklaşmak olur. Ama yeterli görüşmelerden sonra bile bir şeyler sizi/beni rahatsız ediyorsa orada durup düşünmek lazım. İşte o zaman o hisleri o bağlam içerisinde değerlendirebiliriz. Her türlü ilişkide, kendimizi yıpratmamak karşıdakini de üzmemek temel esas olmalı. İki taraftan birine zarar veriyorsa bir ilişki, konuşup düzeltme gayreti veya bitirme cesareti gösterilmeli.

Siz ne düşünüyorsunuz altıncı his hakkında?

ilginizi çekebilir; http://aytiti.com/tesekkuru-kendinden-esirgeyenlere/

yazar

Yazar: Aytiti.com

Merhabalar, ben Aysel Kocabaş. İç Mimarım, kişisel web sitem de; kitap, film, belgesel, güncel konular ve mimari üzerine yazılar paylaşıyorum. Sitemi incelemek isterseniz; http://Aytiti.com

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.