in

neden dinler ve dinsizler ne hisseder?

Selamlar, saygılar.. 

“Bilinmezlik insanı korkutur ve çok rahatsız eder”

 

peh. 

   Bir süredir, yakın çevreme bu sorunun açıklamasını yapıyorum. Hiçbir dine veya mite bağlı kalmadan yazdığımı belirtmek isterim. Çünkü asıl açıklamak istedim şey bunlar değil, bunların kişide uyandırdığı hisler. 

   Din konusuyla on iki yaşlarımdan beri ilgileniyorum o zamanlardan günümüze değişen tek şey fikirlerimi korkmadan yaşamam ve bunu yavaş yavaş insanlarla paylaşmam. Değişmeyen şey ise ne düşündüğüm.  

İnsanlar düşünmeyi bildiklerinden beri, sorgularlar. Şimşek neden çakar?  İlk insanlar nasıl var oldular?  Deprem nasıl olur, neden olur? Gibi birçok sorular sordular.  Henüz bilim bu soruların yanıtlarını vermediğinden yapılabilecek en kolay yolu seçip doğa üstü güçlere kafa yormuşlardır. Şunun gibi; volkanik dağların aktif olduğu bölgelerde yaşayan halklar volkan tanrılarını, şimşeklerle çok sık karşılaşanlar şimşek tanırlarını, depremleri çok sık yaşayan insanlar ise deprem tanrılarını kabul etmişlerdir.  Kendini türünü sorgulayan insanlar olmuştur, bunlarda “toprak anayı” tanrı kabul etmiştir. Neden ise şudur ki; insan anneden doğar, yiyecekler topraktan (?). Ölen insanları inceleyen ya da daha dikkatli bakan desek daha doğrudur, ölünün verdiği son tepki, bedeninden ayrılan mistik bir şeyin var olduğuna inandırmıştır. Bu da sandığımız üzere ruhtur. Şu an tüm bu soruların net bir şekilde cevabını biliyoruz hem de kanıtsanmış bir yöntemle.   

Kafamıza takılan her soruya bir yanıt bulma çabasından dolayı dinler günümüzde hala bulunmaktadır. Fakat artık bunun için daha genel geçer kaynaklar kullanmamız daha doğru olacaktır. Çünkü bu masal kitaplarından realistik bilgi aramak gibi bir durumdur. Sert ve kalın bir tabir olmuş olsa bile bu böyledir. Nasıl ki matematiği, türkçe kitaplarından öğrenemeyeceksek bilimsel yargıları da, teoremleri de dinsel kaynaklardan öğrenemeyeceğiz. 

 Bilimsel teoremlerden bahsetmişken, literatüre geçirilmemiş dahi olsa bile gözlemlerimden faydalanarak şunu belirtmek istiyorum ki lafı eveleyip geveleyip asıl dikkat çekmek istediğim durumdur bu. Herhangi bir dine mensup insanlar şunu bilirler; yaşadıkları ve yaşayacakları her şey ilahi bir güç tarafından bilinmekte ve kontrol edilmekte. İyi biri olup, iyi düşünsünler ki tanrıları onları ödüllendirsin veya cezalandırsın (?). Bu konuda şöyle bir alıntı bırakmak istiyorum. “…-kabile savaşları veya normal savaşlarda ölenlerin cennete gitme düşüncesi toplumları daha güçlü yapmıştır. İnsanlar ben öldüğüm de sonsuz cennete gideceğim düşüncesiyle kabilesi için canı pahasına savaşmıştır. Bu yüzden ateist toplumlar günümüze kadar gelememiştir diyenler var. Ama günümüzde böyle şeylere ihtiyacımız olmadığı için dinler sömürü amacıyla kullanılmaktadır.”  

İnançsız insanlar içinse durum şudur; (bu tarafın içsel muhakemesine biraz daha hakim olduğumdan uzatacağım.)  hata yaptıklarında sorumluluk tamamen kendilerinindir, onları uyaran ve bu hataya sürükleyen hiçbir varlık söz konusu değildir. Birey olarak yalnız olduklarını  bilirler, onları cezalandıracak veyahut ödüllendirecek kimseler yoktur. Rehberleri de yoktur, onları yönlendiren ya da iyiliği kötülüğü öğreten ve bunları maddeleyen. Din aynı zamanda birlik ve beraberlik duygularını geliştirir. Aynı fikirde olan sözde moddosu iyilik olan insanları bir arada tutar, bu da kolay kolay bireyi yalnız hissettirmez. İnançsız insanlarda böyle bir birlik gereksinimi yoktur. Bu da onları toplumda fikirleri ile bir yer edinmemeleri sağlamaktadır fikrimce. Dolayısıyla bağlı olamadıkları içinde güçlü değillerdir. Karşılarındaki din kardeşlerine nazaran.  (!)

Konuya hissi yaklaşmakta zorlanıyorum..  

Azıcık re yapacağım   

Saygı değer kendim biliyorsun ki, inançsız olmak özgürlüktür. Bunu çok derinden hissediyorsun. Yaşadığın bazı problemlerin asıl sebebinin kişiler ve ya fikirler ya da maddeler her neyse olduğunu biliyorsun. Eğer bilmeseydin daha mutlu olacağını da biliyorsun. Çünkü genel tabirle sırtını sözde yüce bir varlığa yaslayan, yani daha az bilen insanlar senden çok daha mutlu, sen ve fikirdaşların olaya realist bakmaya çalıştığınızdan ötürü asla toz pembe bakamıyorsunuz (genel gözlemim, etrafımdaki cins insanlar.) ve güvende hissedemiyorsunuz bu açıdan.  

Dinde kişinin bir olguyu amaca bağlama gereksinimden ortaya çıkmıştır. Evrimsel tabiri budur. Sosyolojik ve felsefi bağlamını da ben yapmayacağım, yine de bahsettiysem madem ufaktan deyineyim. 

İkisi de tek başına yeterli değildir…

Neden bu konuda yazıyorum? 

Bu konuda yazmamın sebebi, dinden olan insanların bağnazlığını belirtmek değildir. Dinden olup da benimle din tartışacak akıl yoran insanları bulma arayışımdır. Peki onları bulmak bana ne katacak? Hiçbir şey. şaka. Eğleneceğiz ve iki kaliteli sohbet etmiş olacağız. Buna ihtiyacım var mı? Hayır. Bilgilerimi satmayı seviyorum. Megolamanım evet.

Dinler dönemin kanun ve yasalarını oluşturan bir kitaptır her çağda ve toplumlarda çıkmıştır bunlarında şüphesiz ya ekonomik gücü yada gerçekten dönemin en akıllı sözü geçen kişiler tarafından uygulanmıştır ben bir ateist olarak şunu açıklamak istiyorum HZ Muhammet bu konuda en iyi leri imiş çünkü öyle bir nokta koymuş ki kendisini son olarak ilan etmiş ve 1500 yıldır bunu sürdürebilir buna şapka çıkarırım ben

 Alıntılar bu soruya yanıt vermiş bir kaç arkadaşa ait..

Bildiklerimden çok hissettiklerimi yazıya dökmeye alışmış bir insanım. Daha da inmeyeceğim derine.

 Görüşürüz. 

 21.46 – 2157

1610

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Senin mantiğın aklının önüne geçmiş. Senin de tanrin var:Bilim… Mantık aklin sınırlı halidir. Mesela senin beynin sonsuzluğu kavrayamaz o yüzden bilime tapiyorsun. Senin taptigin kölesi olduğun bilim daha küçük bir virüsle baş edemezken ve en basit bir sinuzite bile çare olmazken sen hala bilim diyorsun. Senin rabbin bir sinek kanadi bile yaratamiyor ki sen aklinla ovunuyorsun.senin aklin değil mantigin var kalbinle değil gozunle bakiyorsun maddenin kölesi olup ruhunu kaybetmissin

    • öncelikle sevgili kardeş, mantık aklın sınırlı hali değildir. Tapmak benim dünyamda bir şeye tutku ile bağlı olmaktır, evet bilime tutkulu bir şekilde bağlıyım diyebilirim sanırım. Tapınmaktan kastın buysa eğer doğru bir çıkarım tebrik ederim. Diğer cümlelerin için de aynı şeyleri söylemeyi çok isterdim yalnız söylemiyorum. 🙂
      Oldukça hissi konuşmuşsun benimde en iyi yaptığım şeydir aslında, fakat ortada hissi yaklaşılacak bir konu da yok. Kalbimle göremem, onun görevi bellidir. Maddenin kölesi olamam o benim kölemdir. Ruhumu da kaybedemem, çünkü yok.
      Şu konuya gelince anladığım kadarıyla taptığın bir tanrı var. Bizim bilim insanlarımız henüz tedavisini bulamadığı hastalıkların tedavisi için bize yardımcı olmasını dilersen belki o başarabilir. Biz yapamıyoruz, siz yapabilirsiniz.
      (Sinüzitin de tedavisi yapılıyoğ zaten.)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.