in

Mükemmel Olmak

renkli

Mükemmel olma ihtiyacı, mükemmele ulaşma çabası, her şeyin en iyisini yapmamız gerektiği fikri.Bunları nasıl oldu da önceliklerimiz arasına koyabildik ?

Bir işe başlamadan önce, planlarını yapıp ona göre başlamak ya da o işe başlayacağın günün kusursuz olması gerektiği, bir şekilde aklımıza kazınmış.Belki bunun farkında bile değiliz ama amacımız hep en iyisi yapmak gibi.Neye ve kime göre en iyi? önemli olan yapmış olmak mı ? mutlu olmak mı? işe yarar hissetmek mi? Birbiriyle bağlantılı daha bir çok soru zincirini.Bunun öğretilmiş bir şey olduğu kesin.En başta çocukluktan gelen, okul çağlarımızda aldığımız sınav sonuçlarına göre sıralamalara sokulup, birinci olana ödül verilmesi gibi. Bunu görüp bir şekilde en iyi olmadığımız sürece,sevilen ve değer gören bir insan olmayacağımızı öğrenmişiz. Daha belki 7 yaşındasın ve okul sana ilk bunu öğretiyor. Sonrasında 12 senelik bir eğitim hayatıyla girilen bilmem kaçıncı sınav sonucunda, farkında olmadan mükemmel olmak üzerine çalışmaya başlıyoruz.Bir düzen var ve elinden gelen tek şey bu düzene uymak gibi.

Bunun yanında aile hayatında , okul notların diğer çocukların notlarıyla karşılaştırılıyor, ailen senin iyiliğini isterken farkında olmadan senin birinci olman ve en iyisi olman adına çabalıyor ve bunu sana dayatıyor. Hem ev hem okul derken sen bir işten başarısız olma korkusunu da öğrenmeye başlıyorsun.Yetişkin bir insan bu yaşadıklarından sonra, ya bunu hafif sıyrıklarla atlatıyor, ya da en iyisini yapmam gerek bilinciyle ertelemelere, kaçmaya başlıyoruz. Eğer şanslıysak anlayışlı bir ailede, başarısız olsan da sevileceğin aşılanıyor ve böyle insanlar ilerde kendine güvenen hatta belki başarısızlıklardan korkmayan birine dönüşüyor. Önümüz arkamız telefonumuz bazen ”mükemmel gibi gözüken” insanlarla çevreleniyor. Bazısı gerçekten iyiye ulaşmışken çoğu rolden ibaret oluyor. Ve biz gerçekten başarılı insanların, nasıl bir yol takip ettiğini göz ardı edip, ulaştığı sonuca bakarak ”neden ben değil ?” diyoruz belkide. Ama aslında olan, o insan o başarılı hale gelene kadar, bir çok sancılı yoldan ve bir çok başarısızlıklardan geçiyor. O insanla senin tek farkın , o başarısız olmaktan korkmayıp beklemeden sonuca odaklanıyor,ertelemiyor, doğru anı beklemiyor.Sadece cesaret ediyor işte.

Kendi önümüze koca duvarlar örüp , neden güneşin bize ulaşmadığından yakınıyoruz mesela, ya da önümüze bir engel koyup ben yürüyemiyorum diyoruz. Birinin duvarı kırmasını, birinin engeli bizim yerimize kaldırmasını beklerken zaman öylece akıp gidiyor. Çünkü o duvarı biri dener ve kıramazsa o onun başarısızlığı olur diyoruz benim değil. Ya da biri o engeli kaldırmaya gücü yetmezse,o yapamadı gücü yetmedi başaramadı diyebiliyoruz. Başarısız olma fikrine o kadar aşina değiliz ki orada kısılıp kalmak bile daha iyi bir seçenek gibi geliyor. Sadece başarısız olma fikrine kendimizi alıştırıp, başarısız olmamız gerekiyor sanırım.Hepimizin kendimize ait özel yanlarımızın olduğunu ve bunların ”herkesçe kabul edilmiş şeyler olmak zorunda olmadığını” bilmemiz gerekiyor. Bir yarışa girilecekse, kendi eski halimizle tatlı bir rekabete girmemiz gerekiyor belkide.

yazar

Yazar: Ebiderler

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın
  1. Olmamız istenilen ortamlar, olmamızın beklendiği insanlar bir yana.. kendin olduğun gibi olmak ve seni olduğun için seven birisiyle olmak mühim.. Başarısız olmaktan korkmayalım, doğru anı beklemeyelim, dediğin gibi; sadece cesaret edelim işte.. Gene çok güzel bir yazı olmuş,tebrik ediyorum 👏

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.