Muhalefet Ama Nasıl?

Klişe bir laf ama çok doğrudur:

Siyasal partiler, demokrasinin “vaz geçilmez” unsurudur.

Yine…

Bir siyasal sistemin/modelin “demokratik” olduğunu, bence, o ülkede muhalefet var mı yok mu, burada aramak gerekir diye, düşünmekteyim.

Muhalefetin olmadığı; muhalefet hakkının engellendiği bir rejim, zaten ne demokratiktir ne de insan hakkını gözetir.

Böyle bir sistem olsa olsa…

Diktatörlüktür; teokrasidir veya benzeri idari yönetim biçimleridir.

Öte yandan…

İktidara namzet, bir ülkeyi yönetmeye aday bir siyasal partinin de, stratejisi olsun, vizyonu olsun veya hedefleri olsun…

O ülke içinde olmalıdır.

Demek istiyorum ki… “Amaca giden her yol mubahtır” düsturu, siyaset tarzı olarak benimsenmemelidir.

Tabii ki bu önerme, iktidar için de geçerlidir.

Özellikle…

Türkiye’ye baktığımızda, muhalefetin senelerdir seçim kazanamamış olması ve tabanını iktidara gidecek yolda tahkim edememesi… Yanisi, şimdi düşünün bakalım: CHP, sadece kıyı bölgelerinden teveccüh görerek, söylem ve programlarında daha kuşatıcı bir izlence takip etmeden, ülkenin dümenine geçmesi olası mıdır?

Bugün bakıyoruz…

Siyaset kurumunun içine…

Muhalefet partilerinin, daha çok dışarıdan kurgulanacak bir oyun içinde “iktidar” olma hevesi var.

–  –  –  –  –  –  –

Şimdi…

Bu sol partiler, biliyorsunuz, sömürüye, hegemonyaya ve emperyalizme kökten karşıdırlar.

Yani “küreselleşme” ile ivme kaydeden ve yirmibirinci yüzyılda revize edilen neo-liberalizm ve neo-emperyalizm ve yine neo-kapitalizm, bu devrimci partilerin en büyük düşmanıdır.

Ama bakıyorsunuz…

Son dönemlerde, müzmin muhalefet partileri, toplum içerisinde yeterince seçmen kitlesini büyütemediğinden, yanisi iktidar olabilmek babında “Esmer Türklerin” ya da Anadolu burjuvasızının desteğini bir türlü arkasında göremediğinden…

Daha çok küresel siyaset dizaynı yapan odaklarının ağzına bakmaktalar. Amerika Birleşik Devletleri’nin nasıl bir devlet olduğu ve dünya üzerindeki emellerini artık bilmeyen yok.

ABD, dünyanın ağabeysidir.

ABD, dünyanın jandarmasıdır.

Eğer dünyamız bir apartmansa, bu apartmanın en muktedir ve kudretli sakini de ABD olduğundan, apartman sakinlerinin ABD’ye ram olmaları gerekir.

Amerikan başkanı Trump iken, muhalefet partileri yeri göğü inletiyorlardı: ABD’nin hiçbir şekilde dost ve müttefik bir ülke gibi davranmadığı ve hareket etmediği…

İşte Türkiye Cumhuriyeti Devletini tehdit ettiği… Ama nedense, ABD’de yönetim demokratlara ve dolayısıyla BİDEN’a geçince, özellikle CHP cenahı, ABD’den atraksiyonlar bekler oldular.

Evet… Şuan için Türkiye çok iyi olmayabilir. Unutmayalım, Covid-19 salgını sadece bizim ülkemizde varlığını sürdürmüyor. Ekonomiden tutunda yaşamda maruz kaldığımız birtakım problemler, sadece bizlere mahsus bir husus da değil.

Makyavelist bir siyasal stratejiyle ülkemizde iktidar olmak, belki geçmiş dönemlerde olası idi. İçinden geçtiğimiz dönem, zaten çok çetrefilli bir süreçken, bizlerin iktidar olabilmek için, ülkemizin, devletimizin ve dahası milletimizin üzerinde heveslerimizin olması, kabul edilemez.  

kooplogger

Yazar: Erhan Salman

Ben, ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMA EKONOMİSİ VE ENDÜSTRİ İLİŞKİLERİ BÖLÜMÜ mezunuyum...

Yıllardır çeşitli mecralarda, dilimiz döndüğü kadar bir şeyler karalamaya çabalayan biriyim...

Yazma sevdasına ilk önce politikadergisi.com sitesinde başladım, sonra sırasıyla radikal blog ve milliyet blog mecralarında sürdürdüm...

Hâlen milliyet blog mecrasında yazmaya devam etmekteyim...

Elimden geldiği ve dilim döndüğü ve kalemim yazmaya devam ettiği sürece, siz kooplog ailesi ile paydaş olmaya devam edeceğim...

Yazma serüvenimde bana paydaş/yaren olmanız dileğiyle,

Esen kalın...

Blog YazarBlog Okurkooplogger

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.