Mucize

Ben, hassas kalpli diyebileceginiz insanlardan birisiyim ve hayatta hepimizin başına kötü şeyler gelebileceği gibi benim de başıma geldi. Sonra içime hatta dışıma kapandım. Gündüz ve gece, gün ve ay bu kavramları kaldırdım zihnimden. Ruhum sona yaklaşmış ve artık azrailin gelmesini sabırsızlıkla bekleyen birisi haline dönüştüm.

Bunalım veya depresyon değildi benimkisi. Benimkisi bir nevi küsmekti. Belkide bu kadar derin, bu kadar hassas bir insan olmamalıydım. Keşke böyle olmasaydım diyip duruyorum kendime.Birisi en ufak hakaret bile etse buna üzülüyorum.Biraz üzülünce boğazım yanıyor, sözcükler çıkamıyor boğazımdan.Merak ediyorum neden kimse bana değerli olduğumu hissetirmiyor ? Neden kimse beni sevmiyor ? Milyarlarca insan olmasına rağmen neden kendimi bu dünyada yalnız ve değersiz hissediyorum?  Sonraki tanıdığım tüm insanların kalbinde göçebe yaşadım ben, hayalet misali. Kendi özümü kaybettim, içi boş bir kılıftı artık ruhum, hiçbir duyguyu hissetmiyordum. Artık neyi sevdiğim, ne olmak istedigim, ne okumak istediğimin hiçbir önemi kalmamıştı. Benim yaşımdaki insanlarla arama büyük bir uçurum koymuştum. Aslında hiçbir şey için yaşamıyordum. Yaşamak için bir nedenim bir amacım yoktu. Zaman geçtikçe ruhumun benden ayrılmaya başladığını hissettim.Gittikçe yalan söylemeye, argo hatta küfür kullanmaya başladım. Zamanla kalbi olmayan bir robota dönüşüyormuşum gibi hissediyordum.

Sonra burda kalmamı sağlayan bir şey oldu hayatımda. Onu gördükten sonra hiç tanımadığım birine gülümsüyor, anne babam yanımdayken kıymetlerini biliyordum. Hep doğru olanı yapmaya çalışıyor, yalan söylememeye, küfür etmemeye ve argo kullanmamaya çalışıyorum tüm gayretimle.İnsanları incitmemeye özen gösteriyorum, onlara sürekli olarak elimden geldigince yardımcı oluyorum, değerli hissetmelerini sağlıyorum, verebildiğim kadar değer veriyorum.Çokca empati yapıyor, duygularını hissetmeye, onları anlamaya büyük özen gösteriyorum.Çok yönlü olabilmek için her kafa yapısına uygun şarkı dinliyor, kitap okuyor, araştırma yapıyorum. Kendimi geliştirmek için spora gidiyorum , yabancı dil ögrenmeye çalışıyorum.Herkese ve her şeye karşı merhametliyim, söz yerindeyse karıncayı bile ezmemeye özen gösteriyorum.Evde bir arı veya böcek olsa bile onu öldürmek yerine bardakla alıp özgürlüğüne kavuşturuyorum onu, yemekten arta kalanları çatıya kuşların aç kalmaması için koyuyorum.
Zorbalıktan kaçınıp kimseye bulaşmıyorum ama zorda kalan biri varsa tüm benliğimle yardım ediyorum:Paraya ihtiyacı olana para, ilgiye ihtiyacı olana ilgi veriyorum, elimden geldiğince.Hayvanları seviyorum; onlara ilgi gösteriyorum, besliyorum, yaralı görürsem veterinere götürüyorum .Doğayı kirletmemeye çalışıyorum: uzay, ormanlar, gökyüzü ve hayvanlar için plastiklerimi çöp yerine istifleyip geri dönüşüme bile atmaya çalışıyorum. Daha iyi bir dünya için elimden geleni yapıyorum.

Bütün bunları yapmamı sağlayan güzel insan kimdi bende tam bilmiyorum aslında: Sesi çok güzel ama ben sesinin güzelliğiyle ilgilenmiyordu, sadece sonsuza kadar onun sesinden şarkılar dinlemek istiyordu ruhum. Gözleri koyu kahveydi. Bazen öyle bir bakardı ki gözlerinde kaybolurdun ya da bazen şarkıyı söylerken gözlerini kapatır hiç bilmediğim yerlere giderdi ve sonra bu dünyaya gelirdi ve bende kaybolduğum gözlerinden anlamaya çalışırdım acaba nerelere gitti diye, şarkıları o yazmamıştı ama tüm benliğiyle yaşar ve yaşatırdı. Elleri sanki elleriyle büyü yapardı. Onu izleyenler büyülenirdi; bazen havada bazende alnının sol tarafına kondurdurdu işaret parmağını ve hep sol elinde eşsiz bir yüzük olurdu, mikrofonu kullanırken baş parmağı ve işaret parmağıyla öyle naif tutardı ki… Sanki mikrofonun nasıl tutulacağını o öğretmişti tüm sanat camiasına. O tüm bu sihri yaparken bana sadece saf sevgiyle bakmak kalıyordu.
 https://youtu.be/wfPS2aoe8w0

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.