in ,

Minerva’nın Baykuşu -Okumak ve Kitaplar Üzerine-

Minerva'nın Baykuşu -Okumak ve Kitaplar Üzerine-

“Evren ki, bazıları kitaplık diyor…” (Borges)

Minerva'nın Baykuşu -Okumak ve Kitaplar Üzerine-

            Kitapların ve okuma yaşantısının boş bir meşgale sayılmasına, “Hobileriniz” başlığı altında klişeleşmiş, ayır edici hiçbir özellik olarak görülmeyen bir uğraş olarak sıralanmasına hepimiz tanıklık etmişizdir. Bu tanıklıkta artık tüm değerler dünyamızı, bizi biz yapan her şeyimizi sanal belleklerde taşıyoruz ve bir kablo aracılığıyla aktarıyoruz o cihazdan bu cihaza. Benliğimizi esir alan teknolojik ihtişam ve sihir bir kesintiyle / arızayla son buluyor; Sonuç benliğimiz formata hazır…

            Bunun karşısında hiçbir kitap ya da metin yaratıcısı mutluluk reçetesi dağıtmadığı gibi mutlak kesinlikte bir yaşantı ve gözyaşı olmayan bir aşk hikâyesi sunmayabilir. Haklı olabilirsiniz… Hatta tedirgin edici sorularla kafa karışıklığımızı arttırıp, hoşumuza gitmeyen düşüncelerle zihin dinliğimizi bozabilirler. Kimbilir silik ve belirsiz resimlerle kibrimizden vazgeçerek göze alamadığımız yolculuklara çıkmamızı bir umutla binlerce olasılıkla ertelenmiş düşlerin gerçekleşmesini “Ürkütücü tek başınalıkların” bedelininin ödenmesini sağlayabilirler.

            İnsanoğlu bu evrendeki ahvalini düşünür. Kendine korunaklı bir yer açabilmek, sırtını yaslayabileceği bir dayanak bulabilmek için şüphe edemeyeceği bir bilginin, anlatının olmasını gerektiğinin – ya da en azından olabileceğinin- farkındadır. Bu farkındalık, dünyada olup bitenlerin bilincine varmak – yaşamak, yazmak, okumak ve bilmek- çabasıyla tamamlanınca daha bir anlam kazanmaktadır.

           Bu yüzden geçmişin kırgınlığı içinde bir acıyı paylaşmaktır, yeni arayışlarla biriktirilen umutları daha inandırıcı kılmaktır kitaplarla haşır neşir olmak. Sırf bu yüzdendir ki kütüphanelerdir kitapseverlerin- ben onlara “fazla kimsesizler” diyorum-  ilk mabedi.

         Kütüphaneler zihin galerileridir, tek bir biçimi ve temsili barındırmazlar. Sürekli telaş içindedir kütüphaneler, yeni basılan kitaplar sadece bir avuç dolusuna yetişilen kitaplar, yazarının elinden kayıp giden her okuyucunun söze döküşüyle- dile getirişiyle- yeniden yazılan kitaplar. 

       Bazen yazarının ya da kahramanının bazen de kapağının sevdasına kapıldığımız kitaplarda buluruz cenneti de cehennemi de… Pir Sultan Abdal’ın deyişiyle “ Cehennemde ateş yoktur, her insan ateşini bu dünyadan götürür.” Bu dünyadan götürmek istediğimiz o kadar çok şey var ki, kitapların satır aralarında saklı kalan onca soru ve bir o kadar yanıtsızlık…

            Gelgelelim kütüphanenin her zaman bir çeşit cennet olmasına. Arjantinli yazar Borges evreni edebiyatla özetleyen bir yazar olarak seslenir bizlere. Ona göre sonsuzluk kütüphanedir hatta ve hatta kütüphane – kendi başına- sonsuzluktur. Kütüphane yüzbinlerce kitabın bir kapta erimesiyle oluşan ve kitapseverlerle anlam kazanan bir tapınaktır. Borges, Arjantin Ulusal Kütüphane’si müdürlüğüne getirildiğinde -tapınağına kavuştuğunda- biraz geç kalınmıştır, umarsızca, kötü şans… Tam o sıralar tamamen kör olur. Bunun için yazdığı şiir anlam kalıplarının kırıldığı elegelmez bir ironiyi yansıtır; “Kimseye yakınıp yerindiğimi sanmasın / bu lütfundan yüce tanrının / bana ilahi bir şaka yaptı / kitabı ve körlüğü aynı anda bağışladı.”

Borges okumalı bu akşam…

            Sınırların varlığını sorgulayan aklın en gösterişsiz en saf halidir okumak, okumak bir bakıma aklın kendisiyle konuşmasıdır ve bunun yanında eğer varsa bir hakikat ancak akıl yoluyla ulaşılabilir. Okumak ve bilmek bu noktada aklın keskin bileyicileri ve yol göstericileridir. Alacakaranlık çökerken, zihnimizi sular seller basmışken Hegel’i anarak ancak onun söylemine ilişebiliriz; Minerva’nın baykuşu karanlıkta göremeyen insanlık için tek rehber olacaktır, O kanatlarını ancak gün batarken açar, çünkü uçmak için önce karanlıktan geçmek gerekir…”

 

*Minerva’nın Baykuşu: Hegel’in zekayı,bilgiyi, emeği  ve felsefenin rehberliğini dile getirdiği metaforik anlatımı

okur

Yazar: Murat A.

Yüksek öğretimini Ankara Üniversitesi DTCF Felsefe ve Hacettepe Üniversitesi “Pedagoji” eğitimileriyle tamamlamış,"Marka İletişimi" alanında ise öğrenimi sürdürmektedir.

Üniversite adaylarına sınav ve performans koçluğu, üniversite öğrencilerine kariyer koçluğu ve eğitimcilere / öğretmenlere tercih danışmanlığı -öğrenci koçluğu olmak üzere bir çok alanda seminer ve eğitim vermeye devam ediyor. ve Kurumsal İletişim Daire Başkanlığı görevini sürdürüyor.

Katıldığı eğitim-seminer ve sertifika programlarından bazıları;​Certified Coach (A’dan Z’ye Koçluk) ; Life Coach ( Yaşam Koçluğu); NLP Diploma; NLP Practitoner; Eğitim Koçluğu; Öğrenci Koçluğu; Hızlı Okuma Eğitmenliği; Temel / Genel Psikoloji; EFT; Kişilik Psikolojisi; Zihin Haritaları; Aile Koçluğu; Kariyer Koçluğu; Rehberlik Kursu (MEB); Tercih Danışmanlığı; Etkili ve Lider Öğretmenlik; Terapötik İletişim Becerileri; Başarı ve Motivasyon Stratejileri; Eğitimcinin Eğitimi; Teacher Training (Öğretmen Eğitimleri); Yönetim Sistemleri ve Değişim Yönetimi; Yalın Üretime Giriş; Kalite Yönetim Prensipleri

Blog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.