Merhaba

Merhaba Sevgili Okuyucu, 

Bu yazıma denk geldiysen muhakkak ortak bir noktada buluştuk ya da çeşitli benzerlikler gösteriyoruz demektir. İsmim Merve. 24 yaşıma çok az kaldı. Hayatım boyunca hiçbir zaman zorunda hissetmedim, bunda ailemin de payı büyüktür aslında. Sağ olsunlar bu yaşıma dek beni hiçbir zaman yetersiz, eksik hissettirmediler. Hatırlıyorum da karne günlerinde babam hiç neden taktir değil gibi sorular sormadı, belgesiz gittiğimde bile gözünde hayal kırıklığına dair bir işaret görmedim. Çünkü hayatın rakamlardan ibaret olmadığını, önemli olanın iyi karakterde birey olmak olduğunu aşıladılar çoğu zaman. Hiç hırslı bir çocuk olmadım, hiçbir zaman yarış halinde de hissetmedim kendimi. Bir şeyler olursa olur, olmazsa farklı bir yol bulunur diye büyüdüm. 

Bilmiyorum belki bu benim hayatımda yaşadığım en büyük handikaplardan biridir. Belki kendimi eyleme sanatımdır. Yaş ilerledikçe, arkadaşlarım bir şeyler konusunda kendini ispatlamaya başladıkça ben neden kendimde bir değişim gerçekleştiremiyorum diye düşünmeye başladım. 

Lise sonda tesadüf eseri yazdığım şehir dışında bir bölüm kazandım. Gitmeyi de hiç istemedim aslına bakılırsa. Zaten öyle çok başarılı bir öğrenci olmadığım için hep ortalama bir öğrencilik hayatı yaşadım. Üniversitede aslında yüksek okul desek daha doğru 😀 evet 2 yıllık mezunuyum ben. Birbirinin arkadaşı gibi görünüp notlar açıklandığında nefretle bakan insanlara şahit oldukça bu ne abi böyle dedim. İnsanoğlu bu mu gerçekten? Benim dünyamda böyle şeylere pek yer yoktur. İyi bir şey olmuşsa hep beraber mutlu olup, kötü bir şey karşısında da yine birlikte dertlenmek vardı. Tabi çoğu zaman kendi probleminle kendin başa çıkıyorsun. Allah’tan şanslı bir insandım da hayatımda yer etmesi gereken insanlar hep benimle oldu. Çok sağlam dostluklar edindim. Kimileri çok iyi tecrübeler oldu benim için. 

2016 haziran ayında mezun oldum. O dönem ailemden biri çok ciddi bir rahatsızlığa yakalandı. Çok kolay bir süreç olmadı. Ak koyun, kara koyun belli oldu derler ya öyle bir dönem. Sonrasında Eylül ayında aramızdan ayrıldı. Hayatımın en zor olabilecek dönemi o zaman başladı. Çünkü ben hayatımda görüp görebileceğim, karşılaşabileceğim en iyi insanı, en değerli arkadaşımı kaybettim. Hala bile hatırlayınca gözyaşlarımı tutamam. Hep ağlayan bir çocuktum. Adına ister sulu gözlü deyin ister başka bir şey. Öyleydim yani kendimi inkar edemem. 

Eskiden her şeyin hep iyi olacağına inanırdım. Güne gözümü açtığımda muhteşem bir günün beni beklediğine falan. He bu arada söylemeyi unuttum. Ben köyde yaşıyorum. Senelerdir ailemle beraber. Eminim ortak noktalarımızdan biri bu değildir ama belirtmek istedim. Olur da hoşunuza gitmeyen bir şey olur falan beni sakın buradan vurabileceğinizi zannetmeyin. Hiçbir zaman bundan utanmadım. Hatta çoğu zaman yüksek sesle göğsümü gere gere söyledim. okulum biteli tam 4 yıl oldu. Hala daha çalışma hayatına başlamış değilim. Korumacı bir aileniz varsa ve sözünüzü dinletemiyorsanız çok başarılı olamıyorsunuz girişim yapmak ya da iş hayatına atılmak konusunda. 

Aslında bu bir tanışma yazısı olacaktı sevgili okuyucu. Ama bir kere başlayınca asla başlarken kafamda oluşturduğum şemaya sığamıyorum. O an ne geliyorsa aklıma oradan devam ediyorum maalesef. Kalemimin iyi olduğunu, yazım konusunda yetenekli olduğumu söylerler hep. Ama bir türlü cesaret edememiştim buna. Belki o kadar da yeterli değilimdir diye düşünürdüm, insanlar neden benim yazdıklarımı okumak istesin gibi gibi şeyler. Öz güven eksikliği olabilir mi? Belki evet belki hayır. Biraz ikilemdeyim şu sıralar. Hayatımda başarmak istediğim çok şey olmuştur ama devamlılık sağlayamamışımdır. Umarım beni sevmişsinizdir. Umarım ne anlatıyor bu yeaa gibi düşünceler geçmemiştir aklınızdan. Eğer öyleyse üzülürüm sevgili okuyucu. Bana kucak açıp desteklemenizi temenni ediyorum. Bir sonraki yazıma kadar kendinize iyi bakın. Yine abes konular belirleyip kafa dağıtırız hep birlikte. Yorumlarda buluşalım. Hoşçakalın :)) 

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.