Mart'tan Esintiler

Sevmek zor sevilemiyorsan ama yine de güzel. Özlemek zor kavuşamıyorsan ve özlenmekte zor.Hayat sevince güzel, sevmeyi bilen yok ama herkes birini sever – bazen hayatın tutarsızlığı koyar insana. Sahip olduğun şeylerin kıymetini kaybedince anlıyorsun. Kazanmak içinde  kaybetmekte gerekiyor. İnsan ya fedakar olmayı öğrenecek ya da merhametli kalmayı…  (11 Mart 2021) 

Kalbinin kırılmasına izin verme sakın. Çünkü kırmaya çalışacaklar, sen bile kırmaya çalışacaksın. Kendini suçladığın zamanlar olacak ve kendi boşluğuna düştüğün anlar. Her şeyin güzel olacağını düşünmen gerekir, elbette. Bazen anlayamıyorum, ya çok safım ya da kendimi hep bu anlamsızlığa itiyorum, belki anlamak istemediğimden. Aklımın sessiz olmasını isterdim. Değil işte. Neyse… (14 Mart 2021) 

Ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Yorgun değilim ama yorgun hissediyorum, artık kimseye güvenmiyorum, çünkü buna gerek kalmadı. Herkesin bir çıkarı var üzerinde ve hiçbir fedakarlık karşılıksız değil, kimse mükemmel değil ama mükemmelin peşinde. Önceden – yani bundan birkaç sene öncesini ele aldığımda insanları anlamak daha kolaydı, ama her birinin anlamsız olduğunu fark ettiğimde, kendimi öne koyduğumda baktım o kadar saftım ki, evet sadece safım. İnsanların beni sevmesini, anlamasını, kabul etmesini, desteklemesini beklemiyorum artık ve buna ihtiyacım da yok. Doğru ve uygun olan, yapmam gereken ne ise onu yapacağım. Duygularımı, hislerimi, düşüncelerimi saklayacağım. Seni sevdiğimi biliyorsun. Seni sevdiğimi bilmen çok anlam ifade ediyor, belki sana değil ama ben bunun farkındayım, bu sevgiyi hep başkasında aramaya çalışmak ne kadar da yorucu, sevmekte ve sevilme isteği – beni yiyip bitiriyor. Gecenin sessizliğinde, gündüzün boş anlarında, dalıp giderken, ki birini sevmek o seven kişinin kendi problemidir. Buna anlam yüklemek istemiyorum artık. Herhangi bir şeyin ya anlamlı ya da anlamsız olacağına değilde, bana ne faydası var buna dikkat etmem gerekiyor. Yararlı mı, yararsız mı? (16 Mart 2021) 

Boş versene. Hayata bir kere geliyorsun. O yüzden her anını iyi ve dolu şekilde yaşamalısın, üzülmemelisin, kendini bazı insanlar ve bazı sorunlar için üzme. Her şey geçiyor. Her şey bitiyor. Bir zamanlar yüzüne gülümsediğin insan, sahip olduğun bir eşyayı kaybedebiliyorsun. Hayatın bozulmayan düzeni bu – kazanmaya çalışmak ve kaybetmek. Şimdi, bunun için ne yapmam gerekiyor yani? Geçmişte değiştiremediğim ne varsa değiştiremem ki, geleceği de bilemem. Şu an bu paragrafı yazarken, tek dileğim güzelliklerin olması. Güzel arkadaşlıkların, sevgilerin, neşenin, karşılıklı parıldayan bakışların ama değerlim, herkes gidiyor ve elindekilerini kaybediyorsun, kendini kaptırmaman gerek. Kendini öyle bir ayarla ki – kaybetmek seni aşağı çekmesin, seni daha çok harekete geçirerek yaşadığın tüm olumsuzluklara karşı güçlü durmalısın. Ağladığında – kimsenin yanında olmaması gerekir, eğer gözyaşlarını silip, senin yanında olduklarını, senin ne yapman gerektiğini anlamanı veya fark etmelerini sağlamayacaksa, bazen kimsenin olmaması daha iyi. Gözyaşlarını kendin silip, gözyaşlarını nasıl sildiysen – bir sonraki adımını kendin atman gerektiğini anlayacaksın. Öğreneceksin, anlayacaksın ve böylelikle anlamlar kazanacaksın. (17 Mart 2021) 

Nefret çok kötü bir şey. Hiçbir gerekliliği olmayan ve insanın kendisini acı çekmesine, yanlışa sürüklenmesine, çıkmaz bir yola itmesine sebep olur. Ayrımcılık insanları ayıran tek şey, kendi türümüzü iten ve ayıran tek canlı değil miyiz? Üzücü. Cevaplar yanıtsız. Eskisi gibi yazı özlemiyorum, kışın o sıcaklığı hissetmiyorum, insanların yanına sokulamıyorum, gözlerine baktığımda tek duyduğum şey çığlık. Sabahleyin olduğunda – güneşi hissetmeyi arzuluyor gibi, kara bulutlar var üzerimizde. Hayat problemler ile dolu. Problemler ise çözülemeyen bir düğüm. İnsan, insanı anlayamıyor. En iyi iletişim kuran canlı değil miyiz? Sorgulamadan yaşayan bir toplum, her şeye razı gelmekte korkunç bir şey. Bir şeyi okumuyor, anlamıyor ve neden diye soramıyorsak – ne farkımız kalır diğer canlılardan? Eğer problemleri çözemiyorsak, kendimizi çıkmaza itiyorsak, ne farkımız olur? Sadece boşluğa bırakıyorum kendimi, hayallerimle içini doldurmaya çalışacağım, insanlığa karşı umut oluşturacağım. Suskun bir şekilde. Gözleri kapalı vaziyette. Sadece düşlerime doğru tebessüm ederek. Duygularımı ve hislerimi gözlerimi kapatır gibi kapatıyorum. Uyuştum. Bilmek istiyorum, görmek istiyorum.  (20 Mart 2021) 

Yaşadığım çağ öyle bir çağ ki, anlatmak, göstermek, inanmak zor. Gençler yaşamın tadını çıkarmakta zorlanıyorlar, bir kitabın içindeki sesi benimseyemiyorlar. Cümlelerin üzerinden geçerken o iç sesimizle okuduğumuz her kelime o kadar özel ki. Yabancı oluyorlar, maruz kalıyorlar. Düşünmeden konuşuyorlar. Aslında içlerini dışarıya doğru açabilseler, öğrenebilseler ve hayatın tadını çıkarabilseler. Sürekli sorgulasalar – yaşamın renkliliğini görebilmek için, neden yeşil, mavi, sarı veya kahverengi bu hayat? Her renkten cevap bulsalar ve bu cevaplar öyle dolu ve anlamlı ki, insanın tatmin olamaması zordur. Eski çağlar bunları düşünmüş olmalılar – bitkiden ağaca, ağaçtan evlere, evlerden göklere ve her ne varsa araştırmışlar, sorgulamışlar. Yazmışlar, okumuşlar, söylemişler ve fikirler sarmış beyni. İnsanın anlamı verimli olabilmektir, her zaman almak değil, vermektir. Emektir, yediği ve paylaştığı ekmektir. Bir gecenin ortasında, sabahleyin neden uyanacağını bilebilmektir. Çok acıdır ki, şimdi boş görüyoruz bu hayatı, hep sorunlarla dolu koca şişko dünya olarak tanıtıyoruz, adaleti olmayan, merhameti kırık, vicdansızlık dolu olduğunu görüyoruz – yaşadığım çağ öyle aptal ki, tüm imkanlara rağmen körlüğü tercih eden kişilerle yaşıyoruz. Öğrenmiyoruz, çabalamıyoruz, sürekli başkalarını suçluyoruz, kırıyoruz, döküyoruz, öldürüyoruz, ölüsünü bile bozuyoruz. Yaşamak emek vermektir, şekillendirmektir hayatı ve hayatları. İnsanlığı paylaşmaktır. Yaşamak, yaşatmaktır. (21 Mart 2021) 

İnsanın merhametli olması doğrudur. İyi düşünmesi, doğru bakması, ahlaklı olması ve insana en iyi yakışan erdemdir. Bu paragrafı burada bitirmek istedim. (22 Mart 2021) 

Bu hayatta güzel şeylerden birkaçı da – birbirimize gösterdiğimiz sıcak tebessümler, söylediğimiz sevgi dolu sözler, konuştuğumuzda parıltılı hayallerden bahsetmek. İnsanın kendisini tanımaktan çok kendi içten benliğini tanıması, ifade edebilmesi, gösterebilmesi ve gösterebilecek şans eseri kişi bulmasıdır. İnsan çoğunlukla insanların kendisine göre iyi olmadığını, faydalı olmadığını düşünerek mi, yalnızlığı tercih ediyordu. Evet yalnızlık bir tercihtir. Bazen fikirlerin uyuşmaması değil, kendi tabularını kıramaması insanı yalnızlaştırıyordu. Biz acıyı da, neşeyi de kendimiz yaşıyoruz, oluşturduğumuz engelleri çıplak gözle görebilseydik eğer – o engelleri kaldırmaya tam şu anda başlamaz mıydık? Bir önemli olan şuydu ki, hayatın güzelliklerini görebilmekti. Eğer insan göremiyor ve anlayamıyor ise nasıl yansıtabilirdi, sevgisini, saygısını, anlayışını, iyimserliğini. İnsan aldıklarını verebiliyor, verdiklerini almak istiyordu. İnsan kendi merhametinden, fedakarlığından da çıkar bekler – ya iyi hissedecekti ya da egosunu tatmin edecekti, belki bu eleştirelebilir. Bazen de öyle odaklanmalıyız bu hayata, sadece güzel ve iyi şeyleri görmeyi alıştırmalıyız kendimizi. Bu açıdan odaklanamadığımız için – göremiyoruzdur bazı şeyleri. (23 Mart 2021)

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.