in ,

Mariana Çukuru: Dünya’nın Dibine Doğru Bilinmeyen Bir Yolculuk

Mariana Çukuru nedir? diye bir soru sorsam hemen hemen herkesin bu soruya cevaben verebileceği birkaç cümlelik cevabı mutlaka vardır. Gizemli bir yer. Dünyanın en derin yeri falan filan. Peki sadece derin olmasından mı ibaret? Tabi ki değil. Yazımda Mariana Çukuru ile ilgili derinliği dışında bilmeniz gerekenleri topladım. Hadi bakalım neymiş bu Mariana çukuru.

Mariana Çukuru Hangi Okyanusta?

Mariana Çukuru, Büyük Okyanus olarakta bilinen Pasifik Okyanusu sınırları içerisindedir.

Mariana Çukuru Nerede?

Mariana Çukuru, Dünya üzerinde bugüne kadar bilinen en derin yerdir. Pasifik Okyanusu’nda Guam Adası’nın güney batısında, Japonya ve Endonezya’nın arasında kalan bir noktadır.

Mariana Çukuru Nerede? Guam Adaları yakınlarında Endonezya'nın ortasında

Mariana Çukuru Kaç Kilometre?

Mariana Çukuru, güncel ölçümlere göre derinlik olarak yaklaşık 10.994 metredir. Uzunluğu 2.542 kilometre olan çukurun genişliği ise 69 kilometre civarındadır. Bu ölçüleri ile yeryüzünde bulunan her şeyden daha uzun bir durumdadır. Öyle ki Dünyanın en yüksek yeri olarak belirtilen 8.848 metre yükselikteki Everest Dağı dahi çukur zeminine yerleştirildiğinde tamamı suyun içinde kalmaktadır.

Mariana Çukuru karşılaştırma

Mariana Çukuru’ndaki Basınç Miktarı Kaçtır?

Mariana Çukuru’nun dip noktasındaki basınç yeryüzündeki basınçla karşılaştırıldığında yaklaşık 1000 kat daha fazladır. Bu basınç miktarını daha yakından anlaşılır bir şekilde ele almak gerekirse çukurun dibinde bir insanın yeryüzünde dik durduğu esnadaki uyguladığı basıncın 10.000 katı bir basınç vardır. Yani bu da şu demek oluyor ki üzerinizde 10.000 adet 100 kilo ağırlığında insan vardır. İşte Mariana Çukuru’na giderseniz böyle bir basınca maruz kalırsınız. Hatta kafanız parçalanmadan yukarı dönebilirseniz. Kafanız bir miktar da küçülmüş olabilir. 🙂

Mariana Çukuru Ne Zaman Keşfedildi?

1872 yılında coğrafi keşiflerden sonra yapılmış olan en büyük coğrafya keşfine imza atıldı. Bir grup İngiliz bilim insanı HMS Challenger isimli gemi ile okyanus tabanının haritasını çıkarmak için yola koyuldular. O dönemde bilim insanları ölçümlerini bir halatın ucuna bağladıkları ağırlıklar yardımıyla gerçekleştiriyorlardı. Henüz sonar cihazı gibi teknolojik gelişmeler ortaya çıkmadığı için bu ölçüm işlemleri oldukça meşakkatliydi. HMS Challenger bu seferi sırasında toplamda 70.000 deniz mili yol kat etmiş ve 4.000 yeni canlı türü keşfetmiştir.  Bu sefer aynı zamanda okyanus bilimi olan oşinografi biliminin de başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Daha sonraları bu sefere geminin adından ötürü olsa gerek Challenger Seferi denmiştir.

İnsanlar bir zamana kadar Dünya’nın düz olduğunu düşündükleri gibi deniz tabanlarının da düz olduğunu düşünüyorlardı. Ta ki HMS Challenger, Pasifik Okyanusu’nun Guam Adası civarlarına gelene kadar. O bölgeye geldiklerinde bilim insanları daha önceki ölçümlerde de yaptıkları gibi halatlarını denize sarkıttılar. Acayiptir ki, halat gitttikçe gidiyordu. Sonunda ise yaklaşık 8 kilometre kadar derinlikte durdu. Oradaki insanları heyecanlandırdan bu sürpriz ile coğrafi keşiflere bir yenisi eklenmiş oldu.

Sonar Cihazı’nın Çalışma Şekli

Bu tarihten sonra bilim insanları aşağıda ne olduğunu bilmedikleri bir çukur ile karşı karşıyalardı. Ve bunun üzerine gitmeye devam ettiler. İkinci Dünya Savaşı döneminde Nazi denizaltılarını tespit etmek için müttefiklerce icat edilen sonar cihazı yapılış gayesi olarak savaş merkezli olsa bile bilime de büyük bir hizmet etmiştir. 1951 yılında İngiliz Donanmasına ait bir gemi daha evvel Challenger’ın bir çukur olduğunu işaret ettiği bölgeye gitti. Araştırmacıların ellerinde bu sefer önceki seferden farklı olarak sonar cihazı gibi daha kapsamlı ekipmanlar vardı. Bölge üzerinde yapmış oldukları araştırmalardan sonra buranın sadece bir delik değil dev bir hendek bir çukur olduğunu tespit ettiler. Bu hendek ölçüleri gereği Türkiye’nin doğudan batıya olan yüz ölçümünün neredeyse yedi katıdır.

Mariana Çukuru’na İnen Adam

Mariana Çukuru, keşfinden sonra insanların yüksek merak beslediği bir yer olmuştur. Ve bu meraklarını gidermek için çukura inmek üzere çalışmalar yapılmıştır.

Bu denemelerin ilki 23 Ocak 1960 yılında gerçekleşti. Bir bilim insanı olan İsviçreli Jacques Piccard ve Amerika Birleşik Devletleri Donanması’ndan Teğmen Donald Walsh, iniş için özel tasarlanan Trieste Batiskafı ile çukura inmeyi başarabilen ilk insanlar oldular. Batiskaf ile yapılan bu yolculukta 11.521 metre derinliğe inildiği hesaplanmıştı. 1995 yılında yapılan bir çalışma ise inilen doğru derinliğin 10.916 metre olduğunu ortaya koymuştur. Derinliğe iniş yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmüş, derinlikte geçirilen 20 dakikaının ardından ise yüzeye çıkılmıştır. Tüm bu süreçte geçen toplam süre ise 5 saattir.

Batiskaf: Deniz Gözlem Aracı bir serbest dalış denizaltısı.

Çukura yapılan ikinci insanlı iniş ise ünlü yönetmen James Cameron’ın tasarımını kendi yaptığı özel Deepsea Challenger denizaltısıyla gerçekleşti. Cameron’ın denizlere olan merakını yönetmiş olduğu Abyss ve Titanic filmlerinden biliyoruz. Bu iş içinde uygun görülmüş ki tek başına binlerce metre derinlikteki çukura gönderilmiş. Dalışa gelecek olursak Cameron’ın tabana ulaşması 156 dakika sürdü. Aşağıda 3 saate yakın incelemelerde bulunduktan sonra 70 dakika gibi beklenenin altında bir süre içerisinde tekrardan yüzeye çıktı. 25 Mart 2012’de gerçekleşen bu dalış esnasında Cameron’ın gerçekleştirdiği incelemeler ışığında iki yeni canlı keşfi yapılmıştır.

James Cameron’ın Gerçekleştirdiği Dalışın Görüntüleri:

Üçüncü dalış ise 13 Mayıs 2019’da Amerikalı deniz kaşifi Victor Vescovo, tarafından gerçekleştirilmiştir. Çukurun dibinde var olan basınca dayanıklı bir biçimde hazırlanan aracıyla 10.927 metreye kadar inen Vescovo, 4 saat süren incelemeleri esnasında deniz canlıları, renkli kayalıklar ve maalesef insanların doğaya bıraktıkları poşet ve şeker ambalajları buldu. Doğaya attığınız çöpler gördüğünüz gibi kaybolmuyor. Halen atmaya devam edenlerin: Dünya’nın dibine kadar yolunuz var. Gidin ve yaptıklarınıza bir kez daha bakın…

Mariana Çukuru’ndaki Türk

2013 yılında Tayvan’dan Meksika’ya seyreden bir yük gemisinde çalışan Cemil Çakır, 11.000 metre derinliği ile Dünya’nın en derin yeri olan olan Pasifik Okyanusu’nda yer alan Mariana Çukuru’na düştü. Cemil Çakır’dan o tarihten itibaren bir iz bulunamadı. İntihar ettiğine veya mürettebattan birilerince gemiden atıldığına yönelik dedikodular olsa dahi bunlardan hiçbiri kanıtlanamadı. Olan 26 yaşında bir gencimize oldu.

Mariana Çukuru’nda Yaşayan Canlılar

Mariana Çukuru, derin olması, tabana doğru hareket ettikçe basıncın artması ve ışık miktarının sıfır olması gibi etkenlere rağmen ekosisteminde farklı canlılara ev sahipliği yapmaktadır.

Mariana Çukuru’nda Yaşayan 16 Canlı

1. Goblin Köpekbalığı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

2. Balta Balığı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

3. Fırfırlı Köpek Balığı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

4. Dumbo Ahtapot

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

5. Yelpaze Süzgeçli Deniz Şeytanı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

6. Dragon Balığı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

7. Teleskop Ahtapot

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

8. Engerek Balığı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

9. Hirondellea

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

10. Ping Pong Ağaç Süngeri

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

11. Enypniastes

12. Pençediş Balığı

13. Amerikan Futbol Balığı

14. Işıklı Deniz Anası

15. Benthocodon

16. Bidongöz Balığı

Mariana Çukuru ekosisteminde yaşayan canlılar

Kaynak: 1, 2, 3, 4

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.