Kurban Tuzaklarından Kurtuluyoruz!

Sık sık, İsmail Abi gibi ‘Yine dünyanın tüm yükü benim omuzlarımda!” mı diyorsun? Ağlayarak uyuduğun gecenin sabahlarında, arkadaşlarının derdini dinlemeye mi gidiyorsun? Alma verme dengesinde vere vere sana hiçbir şey kalmadı mı?

Ya da kapana kısılmış bir kurban mısın? Kendini sürekli ‘Şunun yüzünden, bunun yüzünden’ derken mi buluyorsun? Yeni bir işe adım atacakken, biriyle flörtleşirken, sorunlar yaşadığında, her adımında dayanacak bir omuz mu arıyorsun?

Son soru, kendini çok öfkeli ve insanlara hükmederken mi buluyorsun? İstediklerin olmadığında sinirleniyor; kırdıkça kırmak, döktükçe dökmek mi istiyorsun?

Eğer bunlardan herhangi birini yaşıyorsan kurban tuzağına hoş geldin. Yukarıda anlattığım durumlar sırasıyla Kurtarıcı- Kurban – Zorba üçgenini oluşturur. Sana bir sır vereyim, bu tuzaklardan birine düştüysen zaman zaman diğer rollere de girmişsin ve gireceksin demektir.

Bundan sonraki bilgileri ayrı ayrı vermeyeceğim çünkü bu üçlü birbiriyle bağımlı ilişkilerdir.  Kurban sürekli kendine acır, kendi için üzülür, hayatında olanlar için başkalarını suçlar. Farkındalık düzeyi fazlasıyla düşmüştür. Ve kurbandaki en önemli durum kendi gücünden vazgeçmiş olmasıdır. Herkesin ona acımasını ve üzülmesini ister. Hayatında kötü giden bir şey yoksa bile kendisi oluşturur. Örneğin çok sevdiği bir arkadaşıyla kavga çıkarır ve anlatacak üzücü durumu hazırdır. Geriye kalan tek iş kurtarıcısına gitmektir.  Tabi bir kurban kurtarıcıya ne kadar ihtiyaç duyuyorsa kurtarıcı da kurbana ihtiyaç duyar.

Çünkü bir kurtarıcı için sevgi görmenin, değerli olmanın yolu budur. Yani sevgili okurum; hayatında çok büyük fedakarlıklar yaptıysan, almaya ihtiyacın varken bile verdiysen çok iyi bir insan olduğun için değil sevgi görmek için yaptın. Kurtarıcı olan herkes büyük işler yapacağını, o işin ona özel olduğunu ve sadece kendisinin yapabileceğini düşünür. Tabii ki de her insan özeldir, farklı yönleri vardır, büyük işler de başarabilir ancak kimse Mesih değildir. İşlevsel olmayan ailelerde büyümüş çocuklar Mesih olmak zorunda kalırlar. Problemli ebeveynler, erken yaşta yüklenen sorumluluklar, hastalıklar, alkolik babaya sahip olma, büyük kardeş olma ya da hepimizin derin yarası olan koşullu anne baba sevgisi; nur topu gibi İsa Mesihler ortaya çıkarır.  İsa Mesihler de (kurtarıcılar) hayatlarına, kurbanları ve yardıma ihtiyacı olan insanları çeker. Aslında kurtarıcıda da kurban bilinci yatar. İçten içe güçsüz ve mağdur hissederler. Bundan kurtulmak için de kendilerinden daha güçsüz insanları bulurlar. Hayatında çok fazla kurban varsa ya da vardıysa bunu bir düşün derim.

Bir de kurtarıcıların baş belaları zorbalar vardır. Zorbalık fiziksel, psikolojik, cinsel pek çok farklı şekilde kendini gösterebilir. Çok şaşıracaksın ancak zorbaların içinde de güçsüzlük yatar. Hissettikleri güçsüzlüğü kapatmak için kurbanlara ya da kurtarıcılara zorbalık yaparlar. Kurban zaten hep kurbandır. Ancak kurtarıcıya zorbalık yaptıklarında, kurtarıcı kurban rolüne geçer ve zorbaya da kurtarıcılık rolü kalır. Artık zorba da güçlüdür ve iyidir çünkü birilerini kurtarıyordur. Ve eş bağımlı ilişkilerde, sonsuz bir döngüde, roller yer değiştirerek devam eder.

Fark ettin mi her davranışın altında kendini sevmemek  ve güçlü hissetmemek yatıyor? Neyse bu başka bir yazının konusu :))

Yazımın sonuna gelirken senden bir şey istiyorum. Bugün 10 dakikanı; tüm ilişkilerini, üstlendiğin rolleri ve anne babanla bebeklikten itibaren kurduğun bağın bugünü nasıl etkilediğini düşünmeye ayır. Unutma, farkındalık en büyük adımdır. Okuduğun için teşekkür ederim, sevgiyle kal! 

Dipnot 1 : Diane Zimberoff, M.A. – Kurban Tuzağından Kurtulmak kitabından faydalanılmıştır.

Dipnot 2 : Yukarıda bahsedilen davranışları hepimiz bazen gösterebiliriz. Alışkanlık kaline gelmediği sürece problem yoktur ancak hayatın sürekli böyle geçiyorsa değişim sana iyi gelebilir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

32 yorum

Yorum Yazın
  1. Kişi konfor alanından dışarı çıkmadığı sürece kendine olan güvenini kazanmakta zorlanır çünkü kişinin kendisini bu alanın içinde tutan şey korkularıdır, çekinceleridir. Bu duyguları aşmak için çaba sarf etmez ve sürekli aynı problemler kendini gösterir. Sonrasında kendisine soracağı soru ” neden ben böyleyim? ” olur.Bu alanın içinde kaldığımız sürece ilerlememiz mümkün değil bana göre.Bu yüzden bir an önce adım atmalıyız kendimizi gerçekleştirmek için çabalamalıyız.

  2. Bu üçgende sıkışıp kalmış herkes için bir farkındalık metni olmuş çok da güzel olmuş. Ellerinize sağlık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.