KÜÇÜK HAYATLARDAN

Merhabalar, Küçük Hayatlardan serimde insanların bana gönderdiği mektupları sizinle paylaşacağım. Dilerseniz siz de bana mektup gönderebilirsiniz.  

Aslında bu teklifi kabul ederken çok kolay görünüyordu. Ama iş icraate gelince nereden başlasam, nasıl anlatsam bilemedim. Umarım beni anlayabilirsin.

Çokta anlatabileceğim bir şeyim yok. Gene de bana önemli olmadığını ve içimi dökebileceğimi söylediğin için teşekkür ederim. Benim adım Gönül. Lise 3 e gidiyorum ki son sınavlarımız bitti. Yani 12. Sınıf olduğumu şimdiden söyleyebilirim. İstanbul gibi büyük bir şehirde normal, sıradan bir apartmanda yaşıyorum. Orta halli tipik bir ailenin kızıyım. Büyük sıkıntılarım çok şükür ki yok. Çoğu kızın yaşadığı ne kadar normalleştirilmiş olsa da yanlış olan sıkıntılarım var. Dışarı çıkarken kıyafetime karışılmasından tut hangi insana nasıl hissedeceğime karar verilmesine kadar sana birçok şey sayabilirim. Mesela geçenlerde yaşadığım bir olaydan bahsedeyim. Akrabalarımız gelmişti annemle teyzem yemek yapıyor geriye kalan kişilerde sohbet ediyordu. Yengem hangi üniversiteye ve hangi mesleği istediğimi sordu. Bende Akdeniz üniversitesi bilgisayar mühendisliği istediğimi söyledim. Sonra babam da bana bağırmaya başladı. Şehir dışına gidemezmişim, kız başına oralarda ne yapacakmışım, dizinin dibinde oturacakmışım. Bende sinirlendim ve büyüdüğümde istediğimi yapabileceğimi, kimseye hesap vermek zorunda olmadığımı söyledim. Sonra biz kavga etmeye devam ederken annem geldi ve babama karşı böyle konuşamayacağımı ve susmam gerektiğini söyledi. Bende daha fazla kendimi yormadım çünkü beni dinlemiyorlar ve anlamakta istemiyorlardı. Odama gittim ve kapıyı kapattım. Daha kötüsü hala beni aşağıladığını duyabiliyor olmamdı. Şimdi bazı okurların “Dert ettiği şeye bak, bundan daha kötü durumda olanlar var, daha kötüsünü yaşamadığın için şükretmelisin” gibi birçok cümle sıraladığına bahse girebilirim. Benim daha kötü bir şey yaşamamam bu davranışların doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ben bu davranışları 7/24 çekmek zorunda değilim. Ailemin beni bu şekilde kontrol etmeye çalışmasına katlanmak zorunda değilim. Çok normalmiş gibi bu mağaradan kalmış düşünce ve davranışların altında kalmak zorunda değilim. Keşke sadece benim ailem böyle olsa. Aynı şeyleri yaşayan o kadar çok insan var ki sabır diliyorum onlara. Artık o kadar alıştım ki eskisi kadar kavga etmiyorum. Biliyorum ki kavga edersem hiçbir yere varılmayacak. Gene suçlu olan ben olacağım. Odamda oturup hiçbir şey yapmıyorum. Çünkü bir şeylerle uğraşacak ne hevesim ne halim kaldı. Ruhen çok çöktüm çok yoruldum. Sadece biraz anlaşılmak istiyordum ama şu an kimseden hiçbir şey istemiyorum. Umarım hayatımı yoluna sokabilirim. Benim aileme çare yokta umarım benim yaşlarımdaki insanlar gelecekte çocuklarına böyle sıkıntılar vermez. Eğer hala bu zihniyette olan olursa da umarım çocuk yapmazlar. Çünkü kimse huzursuz olmak zorunda bırakılmamalı. 

  Anlatabileceklerim bu kadardı. Daha fazlasını anlatamıyorum çünkü çok saçma sapan olaylar var. Beni dinlediğin için ve böyle bir teklifte bulunduğun için çok mutluyum. Teşekkür ederim.              

okur

Yazar: Zeyfer

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

8 yorum

Yorum Yazın
  1. Kadınların aileleri tarafından birey olarak kabul edilmeyişleri maalesef Türkiye de kanıksanan bir olay. Ve biz gelecek nesiller için ümitlenmeye devam etmekten başka hiçbir şey yapamıyoruz sanırım. Yorumlarda da bahsedilmiş. Dertlerin küçümsenmesinin yanlışlığı. O yüzden tekrar bahsetmeyeceğim fakat arkadaşının bahsettiği derdin küçük olduğunu düşünmüyorum. Bu bakış açısı ailesi tarafından tüm hayatına empoze edilmeye çalışılacak çünkü. Kadının da birey olduğunun kabul edildiği, güçlü duran, birbirine el uzatan kadınların olduğu parlak bir geleceği umut ediyorum…

  2. @byfilozof Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim. Söylediklerinize kesinlikle katılıyorum. Bu tür davranışlar insanları hem aşağılıyor hem de bir süre sonra kimseye sorunlarını dile getirmeye cesaret edemez hale getiriyor. Bazı insanların artık ne zaman bu davranışları sergilemeyi bırakacaklarını merak ediyorum.

  3. Mektubu aldığınız arkadaşımız dertleşme konusundan olumsuzluklar yaşamış. Tahmin ediyorum ki; “Seninki de dert mi?…”gibisinden,insanlar tarafından küçümseyici tavırlar sergilenmiş. Burda belirtilmesi gereken durum, bu tür cümlelerin saygısızlık olduğudur.
    Yazınızda hissiyatı karşı tarafa etkili biçimde geçiriyorsunuz. Arkadaşımız, hislerini çok güzel kaleme almış. Umarım dilediği hayat, onu yalnız bırakmaz. Emeğinize sağlık

  4. @abdurrahman-cagan Hoş buldum. Yorumunuz için çok teşekkür ederim ve söylediklerinizde haklı olduğunuzu düşünüyorum. Bazı insanlar diğerlerini çok yargılar. Çünkü kendilerinden başka insanları yargılamak kolay gelir onlara. Genellikle kendilerini her zaman mükemmel olduğunu sanan insanlardır. Hatta çok ileri gidip aşağılamaya bile dönüşür. Bu insanlara çare yok maalesef. Dediğiniz gibi bence de uzak durulmalı.

  5. Merhabalar, Kendi sorunlarınızı küçümsemeyin. Bir başkasının şunun da derdine bak başkaları ne büyük sorunlarla uğraşıyor demesine asla aldırmayın, o büyük sorun sizin değil veya sizinle alakalı bile değil. Sizin sorunlarınızı bu şekilde aşağılayan ve yargılayan insanlardan uzak durun.
    Ben 24 yaşında işini eline almış ama ailesi ile yaşamaya devam eden birisiyim. Benzer sorunları bazen bende yaşıyorum. Ebeveynlerle bazı konularda tartışıyorum ve bu tartışmalar sırasında aldığım tepki anneye babaya böyle konuşulmaz şu dünyada beni en çok sinirlendiren tepkidir.
    Tartışma sırasında kendimi savunmaya çalışıyorum dinlemedikleri zaman sesim yükseliyor. Sonrasında bu tepkiyi alıyorum. Kimse bu kusura bakmasın ben bu durumda suçlu olmuyorum. Onlar beni dinlemedikleri için suçlu. Sizde kendinizi savunduğunuz için suçlu duruma düştüğünüzü düşünmeyin. Size böyle hissettiren insanlar suçludur yalnızca.
    Kooplog a hoş geldiniz. sorunlarınızı yazarak başka insanlara anlatmanız bence çok güzel bir yol. Bende sorunlarımı kendi defterimle paylaşarak azaltıyorum güzel bir çözüm bulmuşssunuz 🙂 .
    Yazınız güzeldi devamını beklerim. Sağlıcakla kalın.

  6. Dostoyevski: “Duvarları yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim elbette ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem.” diyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.