Kronik Yalnızlık

Kronik Yalnızlık

Kronik Yalnızlık

Nedir bu kronik yalnızlık?

Yaklaşık olarak iki üç yıldır hayatınızda aşk yaşadığınız kimse olmamışsa, duygusal olarak tekseniz, dışarıdaki çiftler size yapmacık gelmeye başladıysa, kahve fincanınız hep yalnız kalıyorsa siz kronik yalnızsınız.

Belirtileri çeşitlendirebiliriz daha. Konser veya sinemaya eskiden iki kişilik bilet alırken arada bir zaman tek gitmeye utanmışsınızdır, henüz kronikleşmemiş yalnızlığınız. Artık kimse olmadan daha iyi seyredip dinleyebilirim kısmına geldiyseniz yalnızlık kronikleşmiştir.

İnsanların geneli yalnız olmaktan korkarlar. Tek başına bir şey yapamaz ve hayattan zevk almazlar. Kendilerini eve kapatıp internetten iletişim kurmayı denerler. Ya da en fazla televizyon seyrederler. Bence gerçekten çekilmez insanlar..

Yalnız insan ve mutlu olmayı başarabilmiş insan. İşte onu ayakta alkışlıyorum. Gittikçe daha özgür insandır o. Kimseye ihtiyacı yoktur. Kimseye bağlı değildir. Önemlisi “bağımlı” değildir.Kendiyle baş başa mutlu olmayı başarmış insanlar diğer insanlarla iletişime geçince karşılarındakiler ister istemez ezilir, büzülür ve içten içe bir kıskançlık hissine kapılırlar. Yazık…

Bu yalnızlığa alışmışlık zamanla tabi ki bazı sorunları beraberinde getiriyor. Örneğin en sevdiğimiz müzikleri başkalarıyla paylaşmak istememiz gibi. Ya da gecen yağan karı camın önünde durup yalnız ve sessiz sadece sen seyredebilecekken o sessizliği bozacak birisi artık seni korkutuyor olabilir. Ya da alışmışsındır sen kendini kitaplara kaptırmaya ama bir ses “ hadi dışarı çıkalım “ der,  bütün huzurun kaçar. Kendin için bir makarna sana çok lezzetli gelirken yanındaki başka bir şey daha isterse makarna sana zehir olabilir.

Belki de en önemlisi iki kişilik hayaller kurmak zor gelir artık. Tek başına gerçekleştirme olasılığına iki kişi için gerçekleştirme olasılığı arasında büyükçe bir fark olur ki bu sinir katsayılarını gittikçe artırabilir.

Yalnızlığın kişiye kattığı en büyük özgürlük; kimseye haber vermeden istediğin yere gidip istediğini yapabilmektir. Hesap vermek kronik yalnızların en büyük özgürlük kısıtlayıcı eylem olarak algıladıkları tehdittir.

İnsan yalnızken kendini tanır. Dünya’ya da yalnız gelmedik mi? Yalnız da gitmeyecek miyiz? O zaman ne gerek var hayatına müdahaleler getirmeye…  Yalnızlıktan hoşlanan ve bunu başarmış insanlara sevgilerimi gönderiyorum.

Yalnız bir insanın hayatına girecek kişi ya onun gibi olmalı ya da onun için gerçekten büyük sabır göstermeli. Zira eyvallahı  yoktur artık. Kronik yalnızların kalpleri mi soğuyor, mantıkları mı daha fazla baskın geliyor anlamış değilim. Ama hisler (dış hayata karşı, dışarıdaki insanlara karşı) nötrleşiyor. Hisler yok oluyor. Tepki bile vermiyorsun zaman geçtikçe…

Birine “hayatıma girebilirsin” izni vermek kronik yalnız için çok zordur. Kendisi muhtemel kişilerle kapının önünde sohbet ettikten sonra “ben eve girip yemeğin altını kapatayım” diye kapıyı çat diye yüzlerine kapatmayı seçebilirler. Çünkü olabilecek değişiklikler onları korkutur.

Bir kronik yalnızın hayatına dahil olmak istiyorsanız iki kere düşünün ve sabırlı olun.Güzel şeyler siz o kapının içinden girdiğinizde sizi bekliyor olacaktır. Sabretmek tek kural. Kendini seven insan sizi severse anlarsınız ki kimse daha önce sizi sevmemiş.

Eee ne demişler “ yalnızlığa alışmış birinin aşık olması zordur. Yalnızlığa alışmış biri size aşık oluyorsa kıymetini bilin. Çünkü her hücresiyle sevecektir.” Biraz da ben bir şeyler kattım ama doğru söylenmiş J

Kronik yalnız her şeyi göze alıp sizi hayatına soktuysa hem kendinizle gurur duymalısınız hem de güzel günlere en mutlu tonda “ merhaba” demelisiniz artık.

Kahveli, kitaplı, yalnız nice günlere J

okur

Yazar: efdugu

Blog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?