korkmadan yaşamak!

Korkmuyorum artık yağan yağmurlardan mesela. O günün bulutlu, kapalı, bol gri tonlu ve de sessiz geçmesinden. Hele sabah olsa da sabahları yağmur yağsın istiyorum. ‘ yağmur yağsın isterdim bu sabah … ‘ diye hafif hafif mırıldanıyorum seherlerde. ‘ ıpıl ıpıl, usul usul …’ boğulup , sıkılıp, ‘ bu sabah da mı yağmur!.’ ya da ‘ işte yine bir günüm gitti ! ‘ demek yerine ‘ iyi ki yağmurun nefesini işitiyorum.’, ‘ rüzgarın dokunuşu , tenimde yayılışı, saçımda dolaşması, gözlerimi aşmasını çok seviyorum.’ diyorum. Bir kız çocuğu gelsin , tutsun elimden ve götürsün beni yağmurların yağdığı bahçeye . Her yerden yağmur sularının aktığı, rüzgarın dans ettiği, aklımın sustuğu , kalbimin dindiği bir yere, ânâ… Çılgınlar gibi küçük su göletlerine bassam, sular parmaklarımdan aksa.

Yavru kedilerim uyusun koynumda. Baksa bir karanfil , hatta Pembe karanfil, hani kimi zaman mavi ıslık kokan, yeşil babaanne işlemeli kilim kokan…

Bilmiyorum … Zamanı tutmak istiyorum.

Biliyorum… Zamansız yapamıyorum.

Bilmiyorum… Zamanın yakasına yapışmak istiyorum.

Biliyorum… Bana bütün kaktüsleri sevdirdiği gibi çiçeklerine hasret bıraktırdığını biliyorum.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.