Kitapta Bulduklarım 2

HEY! Sizlerle bugün kimlerle tanışacağız bir bilseniz 🙂

Aforizma sözcüğünü duydunuz mu hiç? Ya da aforizma deyince aklınızda ne canlanıyor? Konuya direk mi daldım kusura bakmayın heyecanımı mazur görün olur mu bu seferlik 🙂 Aforizma; TDK açısından bakınca özdeyiş, özlü söz anlamına gelmekte.

Sizi bu gün açıkçası saygı duyduğum bir filozofla tanıştırmak istiyorum, kendisinin büyük katkı sağladığı alanlar matematik ,etik, mantık, müzik, şiir, siyaset ve tiyatrodur. Eee bu kadar alanda başarılı olmak büyük bir saygıyı getirmez mi…Ve karşınızda ”Aristoteles”. Aristoteles ile samimiyetimiz nereden mi? Ben lise yıllarımda hem psikoloji dersini hem de felsefe dersini severdim , öyle ki kardeşimin kitaplığında görünce elim  Aristoteles ‘’Aforizmalar’’ adlı esere gitti. Peki ben bu kitapta ne buldum gelin bakalım, filozofumuz ne demiş;

‘’Çünkü bizi en çok şaşırtan rastlantılar, kasıtlıymış gibi görünenlerdir...’’Sahi öyle değil mi, biz  ne zaman bir şeyden ya da birinden uzak kalmak için karar veririz , şak diye önümüzde buluveririz o şeyi ya da kişiyi…Sevmediğin ot dibinde biter misali… Sonra birde şey demez miyiz ah bak karşıma çıktı demek ki kaderim bu…Ah bu bizz..Belki kendine verdiğin sözün ilk sınavıydı o senin için…Belki evren sana bak çok düşündün iyi ya da kötü fark etmez ondan çıkarttım karşına diyor…Ama biz insanız mantığımız duygularımızın bir şekilde arkasına sığınmayı biliyor demi, biz yine mücadele etmeyi değil de, olan şeye kaderimizmiş diye bakmayı seçiyoruz…Anlam yüklemeyi seviyoruz biz… Sonra;

‘’Bir beden, bir ev değil bir handır. Hem de kısa bir süre için….’’  demiş Aristoteles. İşte bunun altına imzamı atarım her şey geçici olduğu gibi bedenimizde geçici, bizim ruhumuz öbür tarafa gitmeden önce bu dünya da konaklamak için kullanıyor bedenimizi… Peki neden bunca gürültü , neden iyilik yapmak varken şiddete kalkıyor bu eller, neden elimizden gelenini yapmak varken, taşın altına elimizi koymaktan korkuyoruz…  Dilimiz tatlı öz söylemek yerine ne oldu da en acı sözcükleri kullanır oldu… Ne ara bu kadar mala mülke heves eder olduk… Sen bu dünyanın öbür tarafını  nasıl olurda unutur da yaşarsın, gizli kamera gibi her şeyini duyan her şeyini izleyen varken üstelik…
Hz. Mevlana demiş ki: ’’Sevdiklerinize gül veriniz gülünüz yoksa gülüveriniz’’ Bir yerden başlamamız gerekmiyor mu artık, ben, sen, sonra biz oluruz bu mücadelemizde ne dersin?

Şimdi de sizi kitabını kendi nazarımda çok ilginç bulduğum hem eğlenip hem de sanki zamanda yolculuk yapmamı sağlayan bir yazarla tanıştırmak istiyorum… Aranızda mutlaka bilenler vardır tabi ben yeni tanıştım kendisi ‘’Korkma Ben Varım’’ adlı romanıyla Türkiye Yazarlar Birliği tarafından roman dalında ödüle layık görülmüş olan Türk romancımız ‘’Murat Menteş’’.

İlginç bulduğum dememin sebebi yazarımızın ‘’Derde Deva Randevu no:2’’ adlı eserinde 13 yazarla sohbet ediyor, evet evet yanlış duymadınız vefat eden yazarlarımızla bile bir röportaj edasıyla sohbet ediyor, üstelik eserini çizimlerle destekliyor, yani kitabı okurken hem eğlenip hem de ee şimdi kimle tanışacağım  diyorsunuz…

 Yunus Emre’ye soru soruyor, soru önceki soruyla bağlantılı açıkçası direk cevabı okumanızı istiyorum;

 ’’Bir söz diyeyim sana, dinle canın var ise,
Açgözlü, cimri olma, aklın sana yar ise,
Er geç gider elinden, mal mülkü senin sanma,
Haramsa vebalindir, helalse sualindir…
İnfak ve ikram ile gönül almayı bil ki
Bir gönül ziyareti yüzlerce hacdan iyidir.’’

Açıkçası bu cümlelere diyecek bir şeyim yok, her sokak başına asılmalı, her dükkana ,özellikle günümüzde her emlak ofisine asılmalı, her makama yön olmalı, rehber olmalı bu sözler.. Liyakatsizliğe savunma olur belki o zaman.

Aaa Atilla İlhan ‘ la da bir röportajı var;

Yazarımız: Olanca ciddiyet ve fiyakanıza rağmen çocuksu bir havanız vardı hep?
Atilla İlhan: Çocukluktan çıktığımızı sanmak aslında çocukçadır.

Atilla İlhan’ a katılmamak imkansız. Hatta örnek vermek gerekirse günümüzde ebeveynlerimiz ,büyüklerimiz tam bir ergen değil mi bizlere göre? Tamam belli bir tecrübeniz var saygı duyuyorum peki sen o tecrübeden bir şeyler mi öğrendin yoksa öylesine mi yaşadın …Bizden çok sosyal medyada var olma çabaları kime neyi neden kanıtlamaya çalışıyorsunuz tam olarak…Kızımla öz çekim yok kocam doğum günün kutlu olsun, hayır evde suratına bak söyle kardeşim yani…  Ailemle şuraya gidiyoruz var birde tam olarak bize ne…Git fotoğrafını çek, belirt konumu tamam uzatma devamını…aaa birde orada yorumlaşılır, ee samimiyseniz ara konuş o zaman… Sonra bir olay yaşanır herkesin o olayı bilmesini ve aranmak istemeleri var, ya boşver kim ararsa arasın demi ama yok … Sorsan onlar büyük ve en iyisini onlar bilir…Artık büyümek ya da zeki olmak fark yaratmıyor artık kendini geliştirmek fark yaratıyor sayın büyümeyen ama büyüdüklerini sanan ebeveynlerimiz.. Kusura bakmayın biraz  fazla çıkıştım malum bizde mustaribiz bundan..

Bu gün sizle kitapta bulduklarım serisinde biraz Aristoteles, biraz Murat Menteş’ i tanıdık. Kimi zaman Aristoteles dinledik, kimi zaman Mevlana, kimi zaman Yunus Emre, kimi zaman Atilla İlhan…

Size bolca kitap okuyabileceğiniz ,bolca güzel şarkılar dinleyebileceğiniz, bolca keyifli filmler izleyebileceğiniz güzel bir hafta diliyorum. Zira bana şans dileyin bu hafta bana biraz zor olacak….

yazar

Yazar: Tubiş

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.