Kırmızıdaki Sonsuzluk

Tanımlamamız lazım. Başarıyla binlerce hedef olması mı gerekiyordu? Hedeflere adım adım gitmek için on altı yıl okumak. İlkokul,ortaokul,lise ve üniversiteyi bitirmek mi gerekiyordu?. Evet hepsini geçersen başarılısın. Yanlış. Burdan başlayalım. Bütün mentaliten olmasaydı peki nasıl başarırdın? Doğayı,denizi,gökyüzünü, renkleri ayırt edip algı yoluyla mı? Bilinçli kölelik diye bir kavram duydun mu? Ben duydum. Ama köleliği açalım biraz haydi. Sana iki örnek vereyim. Fedakarlık ve hırs. Bu ikisini hatırlayabiliyor musun dostum? Bu iki kavram senin özünde var olan iki taşındır. Doğanda var olan ve senin istediğin şekilde doğru ve yanlış bir şekilde yönlendirebileceğin önemli iki önemli ve gerekli duygu ve güç kaynağındır. Eğer doğru kullanırsan ya elde eder ya da kölesi olursun. Altını çiziyorum “kölesi olmak” kavramının.

Başarılı olmak; hedeflerinle ilintilidir. İdealistliğinle ilgilidir. Kaleminle ve imza attığın yerle ilgilidir. Fedakarlık ve hırs olgularını ya kalem olarak kullanırsın ya da sisteme ayak uydurmak için. Sistemin kurbanı olamazsın bu dünyada. Kendi hedeflerinin de kurbanı olamazsın. Hedefini mutluluğun için yaratmalı ve yaşamalısın. Fedakarlık ve hırsı biraz daha açalım. Fedakar olursan ödün vermek zorundasın. Hırslı olursan bir ton kamyonu arkanda bırakmalısın. Sen hiç Hundai ve BMW marka araçlarının arkasında hız farkı  gördün mü ? BMW marka araç kazandı hep.Cevap “Evet” zannımca. Çünkü, hız keyfidir ve geçmek içindir ve ikiside arabadır ve insanları taşır. Hırsı ne olarak değerlendirebildiğin çok önemlidir. İki arabada insan taşıyor sonuç olarak ve fonksiyonları aynı. Markalar ve gaza ne kadar  bastığın önemli değil mi?

Burada; vurgulamak istediğim hedef ve hırs ile arasındaki ince çizgidir dostum. Hırsı; geçmek için kullanmak akıl işi değil. Hedeflerin doğrultusunda şekillendirmek birinci kuralın olması. Oyun hamuru gibi hırsını şekillendirip, yönetmelisin. Fedakarlık ve hırsı ele alalım. Bu iki kavramın arasında da ince bir çizgi var. Fedakarlık; sosyal yaşantından ve aktivitelerinde ödün vermek gibi algılanabilir ama aslında işin özü öyle değildir. İşin özü; Fedakarlığını bir psikolojik ölçek olarak kullanıp onu yeterli olarak koruyabilmendir. Evladın gibi ona sahip çıkabilmendir. Fedakarlığını nehir yap sevgili dostum. Şehre eğer bir su akacaksa doğru ölçüde kullan. Doğru bir şekilde taş, doğru bir şekilde zamanını ayır ve doğru bir şekilde hedeflerine yönelik çalış. Zaman yönetimi hedeflerin belirlenmesinde ilk adımdır. Dakik insanlar sıkıntı yaşasalar bile başarıya ulaşmada ilk adımlarını, zamanla mücadele ederek hedeflerine ulaşırlar.

Hırs ve fedakarlık duygunu mental olarak geliştirmek zorundasın dostum. Eğer doğru bir şekilde gerçeklik kavramına ulaşırsan. İnsanların “koyun”mantığından çıkıp kendi köyünde bir şehir kurabilirsin. Tarımını yapıp, meyveni doğandan alacaksın. Fazla koşarken nabzın artabilir ve bu seni ani olarak geri döndürebilir yolundan. Hayatta hedeflerimizin ilk yolu; iyi niyet etmek, kendini sevmek, kendinle ve dünya ile  barışık olmak ve iyi bir planla sağlanır. Bu planların başkalarının mutluluğu ve geleceği olmadığıyla işe başlayabilirsin. Kendini kabul edip; işe başlarsan hep kazanacaksın. Limitlerinle ve sınırlarını aşmakla bu işe başlayabilirsin. Eğer iyi bir sınır bükücüysen kurallarını koy ve insanlarını rakiplerini rakip olarak artık görme. Seninle aynı ve ete sahip olan insanlar senin rakibin değil aynı türünden canlı varlıklardır. Kendi inançlarınla yarış ve yükselmeye bak. Bu şekilde Marsta kırmızı bir yıldız bile çizebilirsin. Başarılar..

okur

Yazar: Nihan Zeren

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

17 yorum

Yorum Yazın
  1. Kendi inanclarinla yaris ve yukselmeye bak demissin ozgun olmak tabiki onemli farkindalik yaratmak acisindan ama bilimle celismemeli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.