KİN

Kin, nefret, öfke. Her ne kadar bu duyguların sadece aciz insanlara ait olduğunu düşünsem de içimde bir yerde öyle katı bir kin var ki, bunu sadece merhametim dengeleyebiliyor. Merhamet, bir insanda olması gereken en önemli duygudur fakat insanı mantıktan uzaklaştırıp hassaslığa davet eder. Herkesi çok fazla düşünmeni, affetmeni ve kıyamamanı sağlar. Kimse bu kadar iyi olmayı ve düşünülmeyi hak etmez ve kaldıramaz bunun sonucunda yine paramparça olan sen olursun. Fakat insanlar her zamanki gibi tüm çıplaklıkla ele almadığı konulardan birini atlarlar; merhametin gitgide kine, öfkeye, hırsa dönüşmesi. Bu durum uzun ve ciddi bir yoldan geçirir seni. Tahammülsüzleşirsin ve kendine dahil etrafındaki tüm insanlara olan saygın yavaş yavaş azalıverir. Kulağına intikam ninnileri okunur, çünkü kinin bir diğer adı da intikamdır. İçini yavaş ve zehirli bir şekilde kaplayan kin, geçtiğin tüm çiçekleri kurutur, tüm renkleri soldurur 

Aslında tüm bunların sebebi sensindir. Sustuğun, düşündüğün, kararsızlığın içinde boğulduğun ve her ne olursa, ne yaparlarsa yapsınlar hayatına dokunmayan insanlara el uzattığından koskoca bir karanlığa gömüldün. Yüreğin içinde artık susmayan bir ses haline geldi. Acıdır kin, ölüm gibidir, cehalettir, iki ayaklı kuşkudur, her zaman arkana bakmana neden olur, güven ile verilen savaştır; kimse kazanamaz bu savaşta, sadece kayıp vardır. Kin ile yürünen tüm yollar çöle, bataklığa dönüşür. Ne sevgiyle beslenmeye yarar ne de öfkeyle, her ikisi için de tehlike arz eder, acıyla beslenir çünkü. 

Ne demiş Emin Bülent Serdaroğlu; 

Ben şurezar-ı kalbimi kinimle süslerim,

Kalbimde bir silah ile ferdayı beklerim

“Ben çorak yüreğimi kin ile süslerim, kalbimde bir silah ile yarını beklerim.” İşte bu denli kuvvetli bir duygudur kin; enerji hırsızıdır, zehirli bir sarmaşıktır, kurutmak için ise çok çaba gerekir.

Zamanın öldürmeyi kolay kolay başaramadığı en kuvvetli duygu kindir. Bastırılan her şeyin ardından bu kuvvetli duygu çıkar. Ruhu besler, tatminkardır fakat benliğinden uzaklaştırır. 

okur

Yazar: Nothıng

Blog OkurBlog Yazar

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

8 Yorum

  1. Kin’in neye ve nasıl duyulduğu şekli bizi biz yapan faktörlerden olamaz mı? Çünkü sınırımızın dışına çıkan şeylere kin, nefret besleriz. Sınırımızı korumak için de intikam içine gireriz. ‘Kin’ duyulmaması gereken bir duygu olarak görmüyorum. Ne derece yanlış düşünüyorum, bilemem.

  2. Açıkçası kinin cehalet ya da acizlik olduğunu düşünmüyorum. Yıllar geçsede açılan yara tazeliğini koruduğu için o kişiye karşı kin beslemeye devam ettiğimizi düşünüyorum. Düşüncelerinizi çok güzel bir şekilde yazıya dökmüşsünüz. Emeğinize sağlık.