Kimse Olmasa da Ben Varım

Kimse Olmasa da Ben Varım

Puanlama Sistemi

“Bize her yer yarış alanı” desek daha doğru olur sanırım. Öyle bir zamandayız ki, her şeyin bir alternatifi var. Hatta biz insanların bile. İş, hayat, geçmiş, gelecek her türlü konuda sanki puan alma ihtiyacımız varmış gibi yaşıyoruz.

Büyürken öğrendiklerimiz atalarımızdan günümüze kadar gelenler nelerdi hatırlayalım. Evde, okulda, mahallede dört bir yanımız çeşitli öğretilerle çevriliydi. Kızlar kızlarla, erkekler erkeklerle oynar. Erkekler mavi giyer, kızlar pembe. Erkekler futbol oynar, kızlar oynayınca da “ Sen erkek misin ki top koşturuyorsun oğlanlarla?” denirdi. Çünkü;

kızlar evde bebeklerle oynar, çaya misafir gelir, lafa karışmaz, fikrini söylerse, çocuklar her konuya girmez denir. Peki o konuya o çocuk giremezse o konu neden orada konuşulur? Tabii bunun cevabını vermekte oldukça zor. Çünkü kızlar annelerini, erkekler babalarını örnek almalıdırlar.

Kızlar okusa bile eve gelip hem ev işi yapmalı, hem çocuk bakmalı, erkeğin de daha çok para kazandığı hesaba katıldığından daha çok yorulduğu düşünülürdü. Evet doğru, geçmiş zaman için çok yerinde bir durumdu. Kadınların dışarıda bir iş hayatı nadiren vardı evi de geçindiren erkekti.

Değişmeyen tek şey değişim”

Öncelikle değişmemiz gerektiğini kabul edersek her şey daha rahat olur. Ama hepimizin bildiği bir şey varsa; bizi bir başkası değil, olaylar değil, yaşımız değil, yaşantımız değil, sadece ve sadece kendimiz değiştirebiliriz. Halimizden memnunsak orada da bir sorun yok. Ama bizi huzursuz eden, mutsuz eden olay ve kişilere karşı kendimizi değil bakış açımızı değiştiririz mesela. Haliyle; bir başkası bizim yaptıklarımızı hata olarak görüyorsa bu bizim değişmemiz gerektiğinden daha çok, bakış açımızın değişmesinin gerektiğini gösteren bir durumdur.

Her şeyi Kendi Üzerimize Alınmak

Eğer planlı, programlı yapılmış bir saldırı yoksa üzgünüm ama delisiniz. Halk içinde bir çok diplomasız psikolog, yarı zamanlı psikolog, psikiyatrist var. Hepimiz bunlardan biriyiz. Az önce ben de hepimize “deli” teşhisi koydum mesela. Geçen gün tıpla ilgisi olmayan biri, tıp okumuş biri için “ o şizofren “ dedi. Teşhis tamamen yanlıştı bana göre. Çünkü bu teşhisi koyan bir uzman doktor değildi. Komikti, o an hem çok şaşırmış hem de çok gülmüştüm. Haliyle unutuldu gitti.

Ama anlatmaya çalışmamda ki  sebep şu ki; her birimiz isteyerek veya istemeyerek uzman olmadığımız konularda yorum yapmaya bayılıyoruz. Amaç; takdir edilmek, herkes tarafından sevilebilme çabası, sevilmeyince üzülüp başka başka konularda kendimizi ispat çabası.

Kısacası “puan toplamayı” seviyoruz. Eğer bize kimse iyi puanlar vermezse kendimizi sevmeyip, saygı duymayacak mıyız? İşte o kısım işin en ince noktası.

Yargılardan, ayıplardan, kalıplardan meydana gelmiş bir oluşumdan kendimizi kurtaramıyorsak eğer, kendinize bir amaç edinin bir de sloganınız olsun.

Benim sloganım:

“KİMSE OLMASA DA BEN VARIM” 

yazar

Yazar: Didem Yuce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.