KEŞKE HER ŞEY DÜNKÜ KADAR GÜZEL OLSAYDI-2

İkili ilişkiler

Yani aşk-meşk mevzuları. Duygusal konular. Toplumsal ilişkilere de daha sonra değiniriz.

Ömürlük Sevgili adıyla ömürlük sevgileri dileyen yalnız kalplerin tercümanı olabilmek amacıyla kitap yazmış biri olarak internette okurlarıma sorup, oylama yapıyorum da, artık kimse bir ömür sürecek sevgilerin olacağına inanmıyor sanki. Evlilik programları bile bunun kanıtı gibi.

Artık herkes sevgiden, güvenden bahsetmeden önce maddi konuları açıyor. “Bana ve çocuğuma bakabilecek.” , “Eşim çalışmazsa kuru soğan, ekmek yemeğe razı olacak benimle. Ama çalışan kadın olursa daha iyi yaşarız.” , “Bana hayatı yaşatacak, birlikte gezip, dolaşacağım, paranın hesabını tutmayacak bir adam olsun.” diyorlar.

Peki, nerde kaldı inanmak, güvenmek?

Bu zamanda sözler, gözleri ve varlığıyla insanın içini ısıtacak sevgililer kalmadı mı? Kalbini, ruhunu ısıtıp, gönül çelmekten yana olmayıp da ten ısıtmayı düşünenler ise yalnız, mutsuz, hatalı kararlar alan, hayatına istemediği insanları ve durumları sokan, sonradan pişman olan kişiler olmuyorlar mı? Cep telefonu ya da bilgisayar değiştirir gibi eş-sevgili değiştirilir mi?

Öyle oluyor artık. Bugünlerde böyle. Dünlerde ömürlük sevgililer vardı, bugünlerde teknoloji ile gelişen, model değişimleri ile ürün değiştirir gibi değiştirilen sevgililer var.

Dünkü zamanlarda bir bakışa, bir gülüşe aşık olunur, günlerce uykusuzluk çekilir, sevgiliyle buluşma hayaliyle yanılıp tutuşulurmuş. Ne de güzel olurmuş. O sevgili uğruna ne şarkılar, ne şiirler, ne romanlar kaleme alınmış, bestelenmiş. Ne nameler çıkmış o aşklardan. Mehtabı seyretmek, birlikte deniz kıyısında birkaç dakika geçirmek bile insanları mesut edebilirmiş. Şimdilerde ise mutlu olmak olabildiğince zor. Artık sevgiler de dünkü zamanda olduğu gibi güzel sözlerle dile gelemiyor.

“Seviyoruz işte moruk. Anlasana!”

“Çaktın mı dalgayı. Oğlan sana kesik!”

“Manitam gelmiş kanka. “

Ne çirkin sözler değil mi? Ya o dünkü zamanın şarkılarındaki, şiirlerindeki o insanın içini bir hoş eden güzel tanımlamalar, sözler.. Aklınıza geliyor mu o eski şarkılar? Ne kadar asil, ne kadar kibar değil mi?

Şimdi sevmek, sevdiğini söylemek bile hata. Hatta güvenmek, samimi olmak bile kötülükle suçlanabiliyor. En gizli sırlarınızı, mahreminizi açtığınız, sevdiğiniz insan bir gün sizi kesip, öldürebiliyor. Veyahut internet denilen aleme sizin en özel anlarınızı, ayıp-günah denilen görüntülerinizi yaymakla ya da bunları yerine getirmekle tehdit edebiliyorlar. Görmedik mi en özel sahnelerin videolarının sitelerde paylaşıldığını? Görmedik mi sevgilisini kesip, doğrayıp, öldürenleri? O insanların suçu neydi? Sevmiş ve güvenmiş olmaları mı? Ya onların sevgi verdikleri o katil, ruhsuz, ahlaksız suçlu insanlar? Onlar hak etmişlerdi miydi o saf insanların sevgilerini?

Bugünlerde sevmek suç. Sevmek hata. Kimsenin kimseye güveni kalmadı. Herkes bir oyun çevirir gibi. Dünkülerde olduğu gibi tek oyunları vals, tango olmayan, kızma birader, tombala gibi oyunları sevgiyle sevdikleriyle paylaşmanın mutluluğunu bilmeyen, insanın canını yakan, maddi-manevi zarara sokan oyunlar oynanıyor bugünler.

Ah ne olurdu her şey dünkü kadar güzel kalsaydı. Yine dünkü güzellikleri bugünlerde de yaşatabilseydik.

yazar

Yazar: Dans Eden Kelimeler

Bale Sanatçısı, eğitmen, yönetmen Kağan Can Odabaşı ile onun eşi Editör, kitap ve gazete köşe yazarı Ayşegül Toker Odabaşı yaşadıklarını, yaşadıklarınızı, yaşadıklarımızı, hepimizi, yaşam denen sahnede karşımıza çıkanları kendi tecrübeleri ile burada sizinle paylaşmak istiyorlar. Bize katılır mısınız?

Blog YazarBlog Okur

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.