Kendine Gel

Biliyorum  çok acı çektin, ölmek istedin, yaşamdan tat alamaz oldun.

Nereye baksan taşlarından bezmiş kaldırımlar….

Kime baksan somurtkan, dokunsan ağlayacak insanlar.

Eee….. tabi senin de psikolojin bozuldu iyice…

İnsan gördükleriyle yaşarmış ya hani. Sende onlara benzedin aslında.

Sesini de çıkartamıyorsun, bir boğulma hissine kapılıyorsun o an.

Çünkü biliyorsun ki ya hıçkırık sesleri seni boğacak ya da içindeki o bitmek tükenmek bilmeyen kimsesizlik hissi…

Hem yalnız kalmak istiyorsun hem etrafın kalabalık olsun.

Aslında sende ne düşüneceğini bilmiyorsun. Düşüncelerini de çaldırmışsın çünkü. O da beyninden savrulmuşşş gitmiş. Artık kendine ben neyim, kimim, amacım ne? hedefim ne? sorularını sormaya başlıyorsun. Fakat sadece soruyorsun.

Cevap veremezsin ki…

Nasıl düşünebileceksin de cevap bulacaksın. Düşüncelerini çaldırmışsın bir kere.

… Alo 155 düşüncelerim çalındı.

Aaaahhhahhhha Hahayyyy

Böyle gelmiyor geri.

Cevapsız sorular…

İnsan kendinden şüphelenir mi hiç deme. İnsan kendinden de korkar kendine zarar verir diye.

Evet yavaş yavaş deliriyorsun, kafayı yeme hissine kapılıyorsun, korkuyorsun.

Ama yeter! Kendini yok sayma artık. Akıllı dediklerimiz çok mu iyi sanki, mükemmel mi?

Ya bırak senin adını da deli koysunlar. Akıllıyken hiç kimseye iyi gelmedin, herkesin gözünde hep kötü oldun ya hani. Kafayı yedin ya

Şimdi bak gör en iyisi sen olacaksın.

Ağlamayacağım deme!

Çünkü her ağlamadığında içine attığın o acılar birikiyor, yuva yapıyor yüreğinde. Orada nefeste alamıyor kalbin, birikiyor birikiyor için kan ağlıyor.

Bir yanardağ misali…

Sonra felç oluyorsun. Kalp felci…

Ooooo hastalıkların en büyüğü…

Her yer zifiri… Bu seferde bu hastalıktan kurtulmak için hıçkıra hıçkıra ağlamak istiyorsun.

Ağlayamıyorsun…

Çünkü sen onu da tükettin, kendini tükettiğin gibi.

Çıkmaz yola sürükledin kendini.

Hani demiştim ya insan kendine zarar vermekten korkar, kendinden şüphelenir diye. İşte benim bahsettiğim buydu.

Peki, ya şimdi ne olacak? Kocaman bir hiç…

Bomboş gözlerle manasız bir şekilde bakacaksın ve hiçbir tat alamayacaksın.

İnsan hiç kendisinin katili olur mu deme.

İşte bu katillerin en kötüsü. Hapis bile yok. O derece katilliğin bile dışlanmış.

En acısı da ne biliyor musun? Bile bile sürükledin kendini adı belli olmayan çıkmaz yollara, bile bile soktun kendini en derin çukurun dibine.

Ağla… Ağla ki içindeki acılar kömürleşmesin.

Ağla hadi içini dök durulansın bi için, dupduru sular aksın yüreğinden.

Ağladın mı iyice?

Bağıra bağıra ağlasaydın delice.

Haydi kalk şimdi bi silkelen. İlk önce her şeye rağmen ayakta durmayı öğren. Evet… Rahat, hazır ol. Hahhaaa işte böyle, süpersin…

Ve kimsenin seni kaldırmasını bekleme. Sen ölürken yanında kimse yoktu, şimdi de olmasına gerek yok.

Hadi kalk be kalk, uyan artık. Aç gözlerini…

Kalk bi yüzünü yıka. Sonra ‘’ohh be’’ de.

Hayat senden vazgeçmiyorum, hayat senden vazgeçmiyorum. Her şeye rağmen güzel yaşamak, yine de güzel…

Kimsenin elini tutmasını bekleme. İki elin var, kendi elinden yine kendin tut. Kimse gelmezse hayal kırıklığı olmasın. Haaa gelirse de sürpriz olsun. Sürprizler güzeldir… O zaman daha da mutlu ol.

Biliyorum hayat seni oradan oraya savurdu durdu, insanlar çok zorladı tahammülünü yitirdin.

Ama kendine en büyük fedakârlığı yaptın sen. Bak kendini yine kendin iyileştirdin.

NEYMİŞ, DEMEK Kİ EMEKSİZ YAŞAM OLMAZMIŞ.

Hadi koş şimdi bozkırın dağlarında, çimenlerinde. Dans et durmadan kuşların cıvıltısı eşliğinde. Karşıdan karşıya geçemeyen teyzeye yardım et mesela.

Yap işte içinden gelen tüm güzellikleri.

Ve hayatta illaki bir şeyler yaşayacağız, yeri gelecek ağlayacak yeri gelecek güleceğiz. Zaten böyle olmasa mutluluğun bile ne demek olduğunu anlamak imkansız. İnsan ağlamayı bilmeden gülmeyi bilemez.

Kötüyü bilmeden iyiyi nerden bileceksin? Nasıl ayırt edeceksin yaşamadan?

Hayatta her ne olursa olsun her şeye rağmen gülmeyi bil. Unutma gülmek hayatına heyecan katar, renk katar.  Tabi bunlar içten gelen, doğal gülümsemeler olmalı. İşte sen tamda busun aslında.

Kendini tanı… Ve bir daha asla kim olduğunu, ne olduğunu unutma.

Kendini kaybetme.

Bak, nasılda içindeki zifiri karanlığın yerini aydınlık bir gülümseme aldı. Yalan mı? Her şey gözler önünde.

Hayatta her şey insanın kendi elinde. Sen, sen ol doğru yoldan şaşma, kimsenin seni üzmesine de izin verme.

Bak, şimdi gözlerinin parıltısını hissedebiliyorum.

Oooo buralar senin parıltınla aydınlandı bile.  İyisin iyi…

Haaaa… unutmadan dünyanın en zengin rekorlar kitabına girdin.

Şimdi diyeceksin ki ” Aaaa ne ara”

Çünkü her şeye rağmen gülebilmek dünyanın en ama en büyük zenginliğidir.

Çünkü sen olmak bunu gerektirir…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

6 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.