KENDİMİZİ SEVMEK

KENDİMİZİ SEVMEK

YALNIZLIKTAN İNTİHAR DÜŞÜNCESİNE/TEK BAŞINALIKTAN HAZZA

Kendimi sevmenin ne denli önemli olduğunu kendimi sevmeyi öğrendikten sonra çok daha iyi anladım. Biliyorum ki kendini sevmeyen birçok genç belki de yetişkin, bulunduğu durumun çıkmaz olduğunu düşünüp şu anda da intihar girişiminde bulunanlar var. Hem intihar düşüncesini hem de tek başınalığın verdiği kendime güvenle gelişen hazzı da yaşayan birisi olarak her iki duyguyu yaşadığım için kendimle gurur duyuyor ve bunları açıklayarak aslında birçok kişiye de yardımcı olacağımı düşünüyorum.

Elbette ki bulunduğumuz durumu şekillendiren en önemli unsur aslında yetiştiğimiz çevre. Anne baba demek istemiyorum. Çünkü biliyorum anneannesi, dedesi ya da başkalarının yanında yaşayan çocuklar olduğunu. Aslında ne görürsek ne yaşatılırsa bize bir şekilde içimizde var olmaya devam ediyor ve günü gelince ortaya çıkacak iyi ya da kötü davranışlar istemesek de içimizde yer buluyor. Düşünelim ki bir erkek çocuğu anne sevgisi görmemiş ,üstüne annesi başta olmak üzere fiziksel şiddete maruz kalmış, bir de tacize uğramışsa aslında onun için yaşadığı acı ,mutluluk gibi. Başkalarına aynısını yaşatarak belki de kendince onların mutlu olmasına vesile oluyor ya da kendisine yaşatılanların sözde intikamını alıyor. Onun doğrusu aslında bu. Eğer ki olur da yaptığının sadece kendisine dayatılandan ibaret ve yanlış olduğunu fark ederse hayat daha anlamlı daha olumlu olmaya başlayacaktır. Bunun için de en önemli adım KENDİMİZİ SEVMEDİĞİMİZİN FARKINA VARMAKTIR.

Geçen 19 yılıma geriye dönüp baktığımda diyebiliyorum ki kendimi sevmemişim. Bu ne kadar acı bir olay. Bir şeyler yapmışım ama sadece üstünkörü olmuş bunlar. Sürekli ertelemişim derine inmeyi. Peki ne zaman farkındalığım oluşmaya başladı: Özellikle son bir yılda arkadaşlarımın sürekli aynı uyarılarda bulunması ve bunları geçmişte hiperaktifliğe sığınarak yaptığımı sandığım aslında sadece ilgi toplamak adına başkalarını sömürdüğüm davranışlarla da birleştirince dedim ki: ” Yanlış giden bir şeyler var.” 

Ne yapmalıydım? Öncelikle bulunduğum durumu sorgulamaya başladım: Ne yapıyorum, bunları yapmamdaki sebep ne ve yaptıklarımın sonucunda özellikle kendimi nasıl etkiliyorum? Kısaca değineyim:
Mesela ailem aslında bana çok da istediğim düzeyde değer vermemiş. Beni dinlememişler. Kendimi sevme farkındalığı yaratmamışlar. Onları suçlamak ne kadar doğru? Çünkü onlar böyle biliyordu, bana bildiklerini sundular. Elbette ebeveyn olmak çok özel. Belki de buna yönelik araştırma da yapılmalı ebeveyn olunca. Ama onları nereye kadar sorgulayabilirim ki? Ben bana yönelmeliyim! Dinlenilmediğim için de sürekli ön planda olmak istemişim. Birileri benimle ilgilensin, hep önde olayım vs.

-Bu bana nasıl zarar verdi? Bağımlı olmuşum birilerine, sürekli takdir görme çabasındaymışım. Bir işi yapmak için birilerinden onay bekliyormuşum. Bu da başkalarını kendimden daha öncelikli tutmama neden oluyormuş. İşte, son zamanlarda bunun yanlış olduğunu fark edince düğümler çözülmeye başladı. 

Belki size dediğim özelliklerden vazgeçmek kolay görünüyor olabilir. Asla kolay olmadı ve halen de zorluk yaşıyorum. Şunu söyleyeyim yeni bir hayat, düzen kurmaya çalışıyorsunuz ve konfor alanınızın dışına çıkmak zorundasınız. Eğer farkındalık oluştuysa devamı gelmek zorunda. Ya bunu düşünmeyip eski davranışlarıma devam edecektim ki bu beni çok yıpratırdı ya da doğru bana ulaşmak için adımlar atmalıydım. 

Öncelik fark etmekle başlıyor dedik: Yanlış davranışlarımızı, kendimizi sevmediğimizi..
Sonra nasıl adımlar atmalıyım arayışına giriyorsunuz. Yani kendimi ne yapıp da sevmeliyim?
KURAL-1: Kendini her halinle kabullen. Sevmediğin tüylerinle, beninle, hücrelerindeki yağlarınla, ses tonunla, tırnaklarınla, kaşınla, kolunla, ayağınla, genital organınla… SEN BUSUN. Şunu demekten vazgeç ” Bu ruh bu bedene layık değil.” ya da tersi de geçerli. BEDENİNLE DE RUHUNLA DA SEN BUSUN. Eğer ki bütünleştiremezsen içindeki eski sen sana hükmetmeye devam edecek. Ama biz değişmek istiyoruz. Amacımız kendimizi sevmek…
KURAL-2: Yeni bir arkadaşın olsa onu nasıl tanırdın? Sorular sorarak değil mi: Kendine o soruları sor. Şazi sen şunu sever misin ki? Ya da bunu deneyelim mi? Keşfetmekten, denemekten sıkılmayın. Mesela karnın mı acıktı: Al çeşitli sebzeleri, yap değişik bir salata ve ”Ben yaptım!” sevinciyle ye. Bak bakalım marketten alıp yediğinle aynı hazzı alacak mısın?
KURAL-3: Eskiden yapmam dediklerini yap! Takı tak, oje sür, evde kendine süslen, dışarı çık avazın çıktığı kadar bağırarak şarkı söyle… Ve düşünme bir başkası ne der diye.
KURAL-4:Kendine yeni aktiviteler bul. Çünkü biz kendimizi arıyoruz. Sormuştuk ya: Ne yapmayı severiz biz?
KURAL-5:Kendine sarıl, kendini öp.. Şaka değil yap bunları.
Buraya kadar geldiyseniz teşekkürler. Şimdi şu merak ettiğiniz intihar düşüncesinden bahsedeyim.

Demiştim ya kolay bir süreç değildi diye. Evet, çabalıyorsunuz. Ama yetmiyor. Soruyorsunuz: Neden beni kimse aramıyor? Ne yani çok mu işleri var? Kimse beni sevmiyor mu?.. İşin içinden çıkılmaz sorular… Hem bu sorularla cebelleşirken hem de yaşadığım birtakım tatsız sorunları kafama takmışken ölmenin aslında kötü olmadığını anladım ve merak etmeye başladım. Anneme de demiştim hatta. ”Neler diyorsun, saçmalama! Seni seven sana emek veren hocaların var. Mezun olacaksın.” vs. vs. Annem aslında bunları diyerek beni anlamadığını ifade etmiş oluyordu. Ne yani ben kedilerimi, hocalarımı.. düşünmüyor muyum? Aklıma gelmiyorlar mı? Yüreğime sordum seni seven kişiler ne hissettiriyor diye: Size yemin ederim hiç yaşamadığım bir şey yaşadım. Duygusuzdum. Bunu da tattım ya.. Gerçekten hiçbir şey hissetmedim. Zaten bu hissizlik de intihar düşüncenizin doğru olduğunu kanıtlamaya yetiyor.

Ve farkındaydım yanlış bir düşünce. Videolar izlerken buldum kendimi: İntihar etmek isteyen ne yapar, nasıl vazgeçirilir? İki noktaya değinmek istiyorum:
1. Bu düşünce geçiciymiş. O zaman ruhum ne yapmak istiyorsa bedenini ona uyarlamalısın. Yani boş boş bak duvarlara, gerekirse sürekli ye. Buna ihtiyacın var demek ki!

2. Bir psikolog diyordu ki bu durumda olan kişilere ulaşın, dikkat edin vs. Ne fark ettim var ya: Bana ulaşacak kimse yokmuş kendim dışında. Evet, kimsen yok ve şunu da biliyorum başkalarına söylesem annemin dediği lafları duyacaktım. Hayır, aradığım bu değildi. Anladım ki beni fark edecek de beni kurtaracak da bendim. Şunu da yaşadım: En dipte sen kendinle savaştın. En dibi gördün, bundan başka hiçbir durum artık seni üzemez, eskisi kadar duygusal yaklaşmazsın olaylara. Ve kendimi ikna etmeyi başardım. Bir müddet hiçbir şey yapma, geçiciymiş zaten.. İşte kendimi çıkardım ya bulunduğum yerden o zaman anladım ki benim kendi sevgime gerçekten ihtiyacım varmış, kendimi önemsemeye, ruhumla bedenimi evlendirmeye, başkalarını önemsemekten vazgeçmeye, kadın olmaya…

Yine psikolojik videolar izlerken şu dikkatimi çekti: Yalnızlık ve tek başınalık çok farklı.
Benim bu intihar düşüncem aslında yalnızlık hissimden gelmiş. Toplumun içinde kendini tek hissetme.
Ama tek başınalık kendinle güzel zamanlar geçirdiğin, kendine anlam kattığın ve de kendini sevdiğin zaman yaratmakmış kendine. Bunu da fark edince düğümler daha net çözülmeye başladı.

Öğrendiğim bir başka şey ise şu oldu: Kimse seninle ilgilenmek zorunda değil, kimse seni mutlu etmek zorunda değil. Herkes kendinden sorumlu, sen kendinden sorumlusun.. Kendine verdiğin değer kadar değerlisin!

Şimdi ise nasıl düzenli bir hayat kurarım arayışındayım: Hani herkesin idealinde yarattığı bir kendisi vardır hem entelektüel hem aile ilişkileri hem mesleki anlamda..  Bunun için de eksik ve hayatıma katmam gerekenleri yazdım: Okuma, uyku, ders çalışma, müzik, yazı…  Biliyorum ki yolun başının başındayım ama attım ilk adımı kendimi sevmeye başladım.
Asla bir anda olmasını beklemeyin. Uzun bir süreç. 

DİKKAT, SABIR, EMEK..ÖNEMLİİİ!!!

Ortaokuldan beri tarih derslerine ısınamadım. Ki anlıyorum ki okudukça müfredat da yanlış zaten. Neyse önyargım da vardı. Yıktım bunu. Yakın tarih okumaya başladım ve inanır mısınız nasıl haz aldım. Yani yıkalım tabularımızı dostlar. Kendimizin kendimize ihtiyacı var unutmayın!

Kendimizi sevmek gerçekten çok önemli. Belki de sadece bir yıl öncesine kadar şunu diyordum: İnsan kendini sevmez mi? Tabi ki seviyorum neden sevmeyim? Hayır, hayır aradığımız bu cümle değil. Kendini sevmek öyle bir şey ki.. Gerçekten sevmeyip de sonradan sevmeye başlayan birisi -benim gibi- anlar. Şu şekilde tarif etmek istiyorum: Bisikletle yokuş aşağı inersiniz ya rüzgarın nefesini hisseder, heyecanlanırsınız.. hah işte, aynen öyle heyecan verici. Arada tabi sinekler değiyor tenimize(yani karamsarlık hali geliyor). Ama bilinçli bir şekilde sevdiğimiz için kendimizi bunun da normal olduğunu biliyoruz.
İlerleyen zamanda yaşadığım süreçlerden bahsederim yine. Son olarak özet geçelim ve bitsin:

BU HAYAT SENİN. NASIL BİR HAYAT İSTİYORSAN ONA GÖRE DAVRAN KENDİNE. BIRAK BAŞKALARI İSTERSE ATIP TUTSUN ARKANDAN. BOŞUNA DİL DÖKME. ÇÜNKÜ ONLAR SENİ ANLAMAYACAK ASLA.
KENDİNİ SEV!

-Teşekkürler-
Şaziye KAPLAN

YOUTUBE: Dt.Şaziye KAPLAN

BLOGUM: http://saziyekaplan005.blogspot.com/

yazar

Yazar: Dt.Şaziye KAPLAN

''Her insan mükemmeldir.'' -MAVİ-

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.