Kaybolmak Üzerine

Bildiğim yollarda yürüyorum ama kaybolduğumu hissediyorum. Her şey bana yabancı. Tüm bu insanlar da kim? Bu ağaç buraya ne zaman geldi? Bu ev ne zamandan beri burada? Ben neyi yitirdim de bu haldeyim…

Boğulacak gibiyim. Yıllarca önce de bu haldeydim. Ve nefes alabilmek için kendi pencerelerimi inşa etmiştim. Fakat lanet olası pencereler bana ait değillermiş gibi her defasında açılmak için başka bir seçeneği denememi istediler benden. 4 yıl oldu… Bir şekilde o pencereleri çok geç olmadan açabilmeyi her defasında başardım ve soluklanabildim. Oysa şimdi ne yaparsam yapayım açamıyorum. Yeni pencere inşa etmemi olanaklı kılacak malzeme de bende yok. Daha ne kadar denemem gerekiyor bilmiyorum. İçinden çıkılmaz bir halde gibiyim. Bir köşeye çekilmek ve o köşede pencerenin kendiliğinden açıldığını görmek istiyorum. Pencere ise bunu yapmaya pek istekli durmuyor. Lanet bir durum. Her şey bu denli boğucu olmamalıydı. Ben kendi pencerelerine mahkûm olan bir insan olmamalıydım. Ah ne güzel -malı/ -meli’lerin zulmü içindeyim. Bir bu eksikti…

Nereden başlayacağımı bilmiyorum. Başlayacağım bir nokta var mı onu da bilmiyorum.

İçimden anlatmak, bağırmak, isyan etmek geliyor. Oysa bunları yapsam bile anlaşılacağını ya da bir şeyi çözeceğini sanmıyorum. Elim telefona bile gitmiyor. Aradığımda bulunduğum durumu aktarabileceğim ya da anlayabileceğine inandığım biri hayatımda yok. Hoş benim de bir şey anladığım yok…

Yine aynı noktayım. Tek başıma ve kaybolmuş durumda… Bu yaşam bana beni vaat etmiyor.

Tek başınalık…

Metalik bir tat gibi… Hani ağzınızın içinde bir yer kanar ve duyduğunuz acıdan daha keskin olan bir kan tadı alırsınız ya, işte öyle bir tat bırakıyor bende. Belki de acısından çok bende bıraktığı etki yüzünden bu olaya benzetmişimdir, bilemiyorum.

Bildiğim tek şey, insan bu kadar fazla tek başına bırakılmamalı…

Yoruldum. Yolunu bulamamış olan bir kaybolan olduğum için değil, nereye giderse gitsin kendinden başkasını bulamayan biri olduğum için…

Yoruldum. Duygularımın karşılığını alamadığım çocukluk yıllarına maruz kaldığım için değil, ağlamak istediğim zamanlar olduğunda gözümden yaş akmadığı için…

Yoruldum. Beni evlat olarak görmeyen bir aileye sahip olduğum için değil, kendimi artık bir yere ait hissedemediğim için…

Yoruldum. Güçlü olmak zorunda olduğum için değil, bu güce sahip olmanın verdiği büyülü etkiden kurtulamadığım için…

Yoruldum çünkü her şey geçiciyken kalıcı bir şeyler arayacak kadar aptal bir insanım.

Bir yanılsamadan ibaret olan bu dünyada gerçek bir şeyler aradığım için kendime kızıyorum.

Ne bekliyordum ki… Ne aradığımı bile bilmezken bulacağımı mı?

Yine de bir not: 

Kaybolmak arandığını bilen birisi için güzeldir. Aksi durumda bir ıstıraba dönüşmesi kaçınılmaz oluyor.

Ama

Elbet bir gün

Kendimi aramaya çıkacağım

Sadece biraz zaman sevgili kendim

Biraz zaman…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.