Karahindiba

Çığlığın gökyüzüne yayılması gibiydi her şey. Sanki kapı, beklenmedik bir misafir tarafından çalınmış da açılan kapıdan giren misafirin de kim olduğu bilinmiyordu. Kendine mi inancı yoktu gelenin de durduğu yerden rahatsız, hep gitmek ister gibiydi. 

Geçmiş senelerin acısını gökteki bir yıldıza asmış parladıkça üzerine su sıkar gibiydi sözcükleri. Ne acıtmış canını diye düşündüm. Canını ne yakmış da kendinden kaçıyordu her cümlesi. Güvenmediği geçmişi ya da pimini çekmeye hazır canlı bir bomba mıydı gerçeği. Bu kadar mı yürüyebilmişti yol boyu. Yorgunluk derken dört oda dört kapı kalbinin durumu iyi miydi? Sıkışan bir göğüs duramazdı ki yerinde. Başka bir şeydi bu. Elek. Elek nedir bilirsiniz. Evet, o işte elek. Bildiğimiz ince delikli. Üzerinde kalanın çöp olduğu, elenenin değerli sayıldığıdır elekten geçen. Hayat tersini yapar oysaki. Zıtların savaşında kaybolur gider hassas ruhlar. 

Bilinen yasaların cezalarını kendilerine kesenlerin kendi içinde bir hükmü olmaz mı? En ağır cezadan yargılarken faillerini unutmak istemezler açık tuzlu yaralarını. Ne bahtsız yaralardır onlar. Ölene kadar sırtına yüklenen delikli bohçanın paçavrasından dökülmez mi içine düğümledikleri. İbn-i Sina! mı tek çare.

Aldığı oksijeni kendine dert edenin yediği ekmeğin kırıntısı kucağına düşenle, Afrika’ya uçan biletsiz veri importınt pörsın sınıfında kendine asalet atayanla bir midir söylesene… 

Hiç makasa girmeyen tren, tekerleğini açmayan uçak, otomatik bile olsa vitesi değişmeyen otomobil gördün mü sen? 

İbn-i Sina! Bazı yaralar vardır düğüm atılmış bohçada hiç çözülmemeye mahkumdur. Duyduğun bir kan grubudur adı, bazen bir koku. Karar verilmiş bir isim belki de göze değmiş bir patiktir kim bilir. Bazı yaralar vardır;  ne yaparsan yap iyileşmez, bir pansumandır alır başını gider. Ya basarsın ilacı sonsuza kadar küçük dilinden aşağıya ya da malzeme olursun elalemin ağzına. Biri çıkar olmadık bir yerden. “ Hey! Korkuyorsan yaşama,” diye seslenir. Ne gülebilirsin ne de ağlarsın bu tepkiye. 

Hayat bir karahindiba. Ne kadar üflersen üfle uçuştuğun kadarsın bu hayatta… 

yazar

Yazar: Didem Yuce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.