Kara Kabanlı Adam (2.Bölüm)

Ertesi sabah erkenden kalktı. Kahvaltı hazırlamak için mutfağa girdi, buzdolabını açtı ve kalan son yiyecekleri çıkarttı. Dünden kalan yarım ekmeği de alıp masaya koydu. Kızını uyandırmak için odasına gitti ama küçük Ebrar zaten uyanmıştı:

–Erken kalkmışsın güzel kızım.

–Evet anne. Çünkü dün gece heyecandan uyuyamadım.

–Nedenmiş bakalım o?

–İki sebebi var anne. Birinci olarak dün gece anlattığın hikayenin sonunda ne olduğunu merak ediyorum. Onun için de hemen okula gidip tekrar gece olmasını istiyorum.

— İkinci olarak?

–İkinci olarak dün öğretmenimiz bize yarın güzel bir haber vereceğini söyledi. Yani bugün!

–O zaman hadi kahvaltıya. Çabucak hazırlan. Daha sonra öğretmeninin sürprizini bana da anlatırsın. Tamam mı?

Ebrar hemen hazırlandı ve kahvaltısını yaptı. Heyecanla defterini ve kitaplarını alarak koşmaya başladı.

–Görüşürüz anne.

–İyi dersler tatlım.

Annesi onu uğurladı. Onu uğurlayınca evi biraz toparlayıp hazırlanınca oda çıktı.

Okul çıkışı Ebrar neşeyle eve döndü ve annesini beklemeye başladı. Öğretmenin verdiği haberi annesine söylemek için sabırsızlanıyordu. Annesi gelince sevinsin diye bütün ödevlerini de hemencecik bitirerek annesini beklemeye başladı. Tam o anda bir ses duydu.

 Meltem Hanım işten ayrılmak üzere müdürün odasına maaşını almak için gitti. Müdür sanki onu bekliyormuş gibi ona bakıp sahte bir şekilde gülümsedi. Meltemde ona gülümseyip onun da işareti üzerine eski sandalyelerden birine oturdu. Müdür:

–Üzgünüm Meltem Hanım ama artık burada çalışmanız olanaksızdır.

–Neden efendim bir şey mi yaptım?

–Üzgünüm ama artık maaşları ödemekte zorlanıyoruz, çok fazla çalışanımız var ve artık bütün temizlik çalışanlarına yetecek kadar para ayıramıyoruz. Zaten okulun masrafları için bile yetecek kadar para yok. Bu durumdan dolayı bazı çalışanları işten çıkarmak durumunda kalıyorum. Sizden önce Nurten Hanımı da çıkarmak zorunda kaldım.

–Peki ama neden ben?

–Beni zor durumda bırakmayın Meltem Hanım.

–Peki tamam bu ay ki maaşımı alabilecek miyim peki?

–Meltem Hanım artık maaşları ödeyemiyoruz!

–Anladım teşekkür ederim.

Meltem o an ne yapacağını bilemedi. Sinirli bir şekilde masadan kalktı ve depoya gidip tüm eşyalarını aldı ve okula son bir kez bakıp oradan ayrıldı. Yavaş ve düşünceli adımlara eve doğru ilerliyordu. Artık tamamen çaresizdi. Hiçbir imkan yoktu. Sokakta yürürken herkesin bir telaşla koşuşturma içinde olduklarını gördü. Sanki bir şey oluyormuş gibiydi. Herkesin endişesi yüzünden belli oluyordu. Meltem birini durdurup sordu ne olduğunu.

–Bayım affedersiniz neden herkes bu kadar telaşlı?

–İlerdeki evde yangın çıkmış.

Meltem çok merak etti ve adamı takip etti. Yanan evi görünce şoka uğradı. Bu onun eviydi . Şaşkınlıktan sadece evden çıkan kara duman bulutlarını izleyebildi. Ne yapacağını bilemezken aklına Ebrar geldi. “Ebrar! “diye bir çığlık kopardı, eve doğru koşarak gitti ve içeri girmek istedi ancak itfaiye ekipleri ve polisler içeriye girmesine izin vermediler.

–Beyefendi kızım içerde lütfen izin verin de gireyim.

–Olmaz hanımefendi sizin hayatınızı tehlikeye atamayız lütfen geride kalın!

Fazla itiraz etmeden geri çekildi. Sinirlense mi ağlasa mı bilemedi. Sonunda aklına evin arkasına gitmek geldi ve hızla koştu. Aşırı dumandan dolayı önünü zor görüyordu. Bahçeye açılan kapıdan girip Ebrar’ı bulacaktı. Tam kapıdan girecekken bir ses işitti. “ANNE”

Arkasını döndü ve Ebrar oradaydı. Kendini son anda dışarı atmış bahçeye çıkmıştı. Meltem sevgiyle kızını kucakladı. Sonra koşarak ön tarafa götürdü. Beraber ambulansa binip hastaneye gittiler. Ebrar fazla duman solumuştu. Doktorlar tedavisini yaparken Meltem’de çaresizce düşünüyordu. Önce işten atıldı ,maaşını alamadı, evi acımasız alevler arasında kalıp küle döndü. Ve şimdide kızı dumandan zehirlenmişti. Bu kadar fazla şeyin üst üste gelmesine üzülse mi şaşırsa mı bilemedi. Şimdi düşünmesi gereken şey nereye gideceğiydi. Ve tabi parayı nereden bulacaktı? Bütün her şeyi evle beraber yanıp kül olmuştu. Zor günler için biriktirdiği para da tabii ki. Artık kalacak bir yeri bırak bir kuruş parası bile yoktu. Tek çaresi vardı İstanbul’a geri dönmek.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.