KALABALIK YALNIZ

İyi niyetli olmak, onun için sigaradan da önce en zararlı alışkanlıktı. Ama o sigarayı bıraktı. İnsanlara yaklaşımı bir çocuktan çalıntı gibiydi.Sahte çinko karbon piller gibi hayatındakilerin ve yaşadıklarının enerjisini bitirmesi fazla sürmedi. Annemden miras kalma dediği bir güleryüzlülüğü vardı. Beni fazla realist bulduğu için hayalperest erkeklerle çıkmayı daha uygun buldu. Normalde hayalperest olan bu adamlar yatakta fazla ciddiydi. Doğum kontrol hapları kadar gerçekti gözyaşları. İnsan bir müddet sonra şikayet ettiği şeye dönüşürdü.Saç rengini değiştirmesi bu yüzden bir şey ifade etmiyordu.İşte bunun için ruhunu da bir boya kabına sokmak istiyordu.

Modern dünyanın kalabalık yalnızlarından biri olmuş çıkmıştı. Gece uyuyamadığından bahsederdi. O yüzden instagram kullanmaya başlamıştı. Her gün saatlik dozunu alıp, öyle uyurdu. Ailesi ile arası babasının annesini aldatmasıyla bir ikileme girmişti. Taraf tutmaktan ziyade parasını kimin göndereceğini hesaba katmaya başlamıştı. Annesi işe gitmeye başlamış, arta kalan zamanlarda zengin koca avına çıkmaya başlamıştı. Tek çocuk olması ve yeterince büyük olması annesine göre bir avantajdı. TDK’ ya göre gayet uyumlu fakat kendisine göre uyumsuz bir o kadar da samimiyetsiz mesajlar almaya başlamıştı annesinden. ‘’Nasılsın’’ sorusu işlevini kaybedeli çok olmuştu. Verilen cevaplar da bir o kadar sahipsizdi. Babasıyla sadece maddi konuları konuşur olmuştu. Yeni ailesiyle tanıştırmak istemesi soğuk geçen bir eylül perşembesine dayanır. Kendisi de ağzından dökülen kelimeleri de bir o kadar sakindi. Normal karşıladığını düşünebilirsiniz ama kendisine yazılan reçete ve kullandığı ilaçlar durumunu kolayca anlatıverirdi size. Kimseye ihtiyacı olmadığını düşünen biri olarak midesini ecza dolabına çevirmişti. Giderek zayıflayan vücudu, bol elbiselerini açıklıyordu. Sözlerini öksürük sesleri kesiyordu. Kelimeler arası duraklamalar artmış, tamamlanması birkaç saniye alıyordu. Kelimelerini titizlikle seçtiğinden değil, kelimeleri çok uzaklardan getirdiğinden dolayı.

Bir haftadır işe gelmiyordu. Telefonunu kapatmıştı. Hakkında tutulan birkaç tutanaktan sonra işten de çıkarmışlardı. Şuan evde olduğunu ve bir haftadır kafasında tasarladığı şeyi hayata geçirmekle meşgul olduğunu tahmin edebiliyordum. ‘’Kaldığın yer hesaba katılırsa yeterince zamanın olmayacak.’’ Demişti. Kapısının önüne geldiğimde her zaman dinlediği şarkıyı duyabiliyordum. Ritüel çoktan başlamıştı. Komşusuna kapı önünde denk geldim. ‘’Siz de mi rahatsız oldunuz sesten’’ dedi. Ne olduğuna dair fikri yoktu ve olmasını da bekleyemezdim zaten. Sadece ‘’Polisi arar mısınız’’ dedim. Abarttığımı düşünerek sarıldı telefonuna. Telefonu elinden alıp polise arkadaşım olduğunu ve intihar ettiğini söyledim. Kendimden emin oluşum polisleri de şaşırtmıştı. Emin olup olmadığımı sormasına rağmen hızlı olmaları gerektiğini söyleyip adresi verdim.

Düşünceleri de ojeleri kadar pembeydi. İntihar etmeden önce mavi haplar almış, beyaz elbisesiyle ve sonunda karar kıldığı gece kadar siyah saçlarıyla sarı odasının kahverengi parkelerinin üzerinde uzanıyordu.

Masasında bir kalem ile boş bir kağıt vardı. Yazmak istemiş ama kime ve neyi yazacağını bulamamıştı sanırım. Kimseye bir şey olmadı tabi ki. Herkes devam etmeliydi hayatına. Niye böyle bir şey yaptığına dair o kadar hikaye dinledim ki. Hamile kaldığı, uyuşturucu bağımlısı olduğunu, ailesinin reddettiğini ve daha bir çok şey. Sonra neden kağıdı boş bıraktığını anladım. Herkes onun adına tamamlamıştı hikayesini. Ben de nokta koymak istedim.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.