Kahverengi gözlerin

Dili olmayan bir çift göz, nasıl kalbimin en derinlerine ulaşıp adını bile bilmediğim duyguları hissettirdi. Meğer duygulara anlam veren tek güç onlarmış. Her bakışın farklı bir çağrı, farklı bir büyü… Kaybediyorum fikrimi… Sonra o hiçliğin içinden benliğimi tekrar var ediyor, kahverengi gözlerin. Gözlerinin bir bakışında, dünyanın bütün güzellikleri yaşıyor sanki.

Göz kapaklarınla kirpiklerin her dans edişinde ben, senin kahve gözlerinde yok oluyorum. Her bakışın aklımı istila ediyor, ruhumun derinliklerine iniyor. Anlamı olmayan hayatımın en anlamlı hazinesi şimdi onlar.

Gözlerinin kahvesi için satırlarca yazdığım şiirler ve kimsenin daha önce görmediği gözlerindeki kahverenginin o tonu…Ben bağlanmadım aklımı yitirdiğim bu zamanda sığındım gözlerine ve ben o limanda çok mutluyum. Gözlerinde sanki çocuklar kelebeklerin ömründen uzun yaşıyorlar ve sanki kadınlar parmak uçlarına kadar seviliyor o hayat veren güzellikte ve sanki kelebekler bahar tozları getiriyor kalbime…

Kahverengi gözlerin atmakta olan şu kalbime eşsiz izler konduruyor, ruhumu bir gece vakti iki büklüm ediyor. Değersiz olan şu canım, şiir gözlerinde eriyor. Bunca güzelliği iki cevhere nasıl sığdırdın aklım almıyor, kalbim doymuyor seni sevmelere. Sarı saçlarınla dalga dalga gönlünün kıyısına yaklaşsam önce. Sonra sen beni kahverengi göz bebeklerinde misafir etsen… Gönül yorgunu kalbimi, kalbinde dinlendirsen… Kahverengi gözlerinin altında keşfedilmeyen okyanusların içinde kaybolsam. Ölümsüzlüğün iksiri olan gözlerinde kaybolmak, gözlerinden izlemek gün batımını ve ayna karşısında değil de bakışlarının içinde bakmak benliğime…Öyle bir bakıyorsun ki benliğim,  gözlerinin buğusundan utanıp kendi kendini yok ediyor. Öyle bakıyorsun ya dimdik, umut veriyorsun ya ölümlü olan her şeye…

Gözlerinde ne var senin böyle¿…

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.