Kafesten Kaçan Prens

Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba. Sınavlar, okul, aile, arkadaşlar ve hayat trafiği yoğundu son dönemlerde diyebilirim. Yazmaya ne kadar tutkum olsa da kişinin sevdiği şeylere bile sabrı, gücü kalamayabiliryormuş bunu yaşadım. Maalesef düzenli yazamamamın sebebi de buydu. Ama o günler geri de kaldı umarım ve benim yaz tatilim başlamadan önce sizlerle de konuşmak istedim son zamanlarda öğrendiklerim, keşfettiklerim ve  farkına vardıklarım hakkında. 

Aslında insan o kadar çok olayla, insanla, durumla karşılaşıyor ki ve bunun sonuçlarından çıkaracağı ya da çıkarması gerektiği derslere pek odaklanmıyor. Dolayısıyla da isyankarlık ve memnuniyetsizlik başlıyor. Gerçekten sorgulamıyorsun, düşünmüyorsun başına gelen şeylerin neden olduğunu veya neyden dolayı olduğunu. Yapılan şey tam olarak şu;  şansızlığına ya da insanların karaktersizliklerine söylenmek. Bu olay senin başına gelmesine rağmen, sen başrol olmana rağmen neden kendi rolünü benimsememekte ve görmemekte ısrar ediyorsun veya neden yüzleşmemekte ısrarcısın? Bu soruları yaşadığın bir problemi ele alarak cevaplamaya çalış. Kaçma bundan, artık kaçma. Bir sonraki paragrafa geçmeden önce bir düşün.

Cevap verebildin mi peki, yüzleşebildin mi cevaplarınla. Şuan belki eksiklerinin farkına varmış olman seni üzmüş olabilir. Bu normal ve emin ol bende cevaplarımla her yüzleşişimde hatalarımı ya da eksikliklerimi kabul etmekte zorlanıyorum. Ama bunun yanında aksine hissettiğim farklı bir duyguda ortaya çıkıyor. “Farkındalık Duyusu” şeklinde adlandırdığımız en önemli duygulardan biri. Bunu çok sık duymuş olmanızdan şüphe etmiyorum. Okudunuz, duydunuz ama bu duygunun farkına gerçekten vardınız mı? Anladınız mı ne zaman bir şeylerin gerçekten farkına vardığınızı? Başta bahsetmiş olduğum ders çıkarmak da bu duyguya sahip olan kişilerin odaklanıp yapabildiği bir mesele. Bunun sonucunda da kişi kendini geliştirmeye başlar ve hatalarını düzeltip, yapması gerekenleri bildiğinden hayatını başarılı ve daha mutlu bir şekilde geçirir. Mutluluk da sonucudur farkındalığın ama en yüksek kademesidir tabii. Başta herkes acı çeker bunu kabullenmek ve onarmak gibi  ama uçmak istiyorsa kişi düşmeyi göze almalıdır. Sondaki değişim inanılmaz olacaktır. Çünkü biliyorum ki ben farkında vardığım ve bazı şeylerin önemini anladıktan sonra yaptığım şeylerden ötürü kendimle gurur duyuyor ve hedeflediğim şeylere ulaşmak beni yenilmez ve dayanıklı hissettiriyor. 

Evet sanırım yazmadığım süre boyunca bunu anlamaya ve kabullenmeye çalıştım. Kendimi ayakta, güçlü tutan bu hissi ve önemini kavradım. Umarım okumuş olduğunuz deneme kendinizi keşfetmenize, daha düzenli, mantıklı ve bilinçli hareket etmenize yardımcı olur. 

Sevgiler…

yazar

Yazar: Azo

Okumak ve yazmak özgürleştirir.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bir Yorum