Kadınlık Korunmaya Muhtaç Bir Varoluş Olmaktan Çıkınca Her Şey Olabilir

şapkalı kadın

Ben de bir kadınım ve günümüzdekinin aksine kadının olumlu anlamda ön planda olması gerektiği kanaatindeyim. Ki bu konuda yalnız olduğumu da düşünmüyorum. Bahsettiğim sadece ikili ilişkiler değil. Sosyal, kültürel, ekonomik, siyaset vb. hayatın her alanında cinsiyet ayrımının ve toplumsal dayatmaların önüne geçmek için öncelikle biz kadınların dimdik bir beden ve güçlü bir ruhla ayakta durması ve kendini inşa etmesi lazım. Yalnızca kadınlar değil elbette. Hepimiz, herkes sırf bunun için bile Uyan Ey İnsanlık! diye avazım çıktığı kadar bağırmak istiyorum.

Dışarıda, haberlerde belki de en yakınımızda gördüğümüz, duyduğumuz Kadın Cinayetleri, Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Tecavüzü kavramları…Saydıklarıma bir de şu şekilde bakacak olursak; Erkek Cinayetleri, Erkeğe Şiddet, Erkeğe Tecavüz, kulağa farklı geliyor. Hiç aşina değiliz çünkü bu söylemlere. Peki neden kadın? Neden eskiden beri kadının savunmasız kabul edilmesi? Neden kadının bu denli değersiz görülmesi? Ne zaman cinsiyet ayrımının doğurduğu olumsuzluklardan sıyrılıp düze çıkacağız biz? Ne zaman sadece İNSAN olacağız?

Mizgin Oy

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir yorum

Yorum Yazın
  1. Bravo mizgin hanım çok doğru bir noktaya parmak bastınız  bence en büyük problem namus meselesi evet namus önemli olabilir ama bir kadının yaşam hakkını elinden alacak kadar değil.
     Ülkemizde ve dünyanın genelinde reklamlarda, dizilerde kadınlar ya arzu uyandıran,
    şehvet veren ve kusursuz vücuduyla cinselliği çağrıştıran ve erkeği motive eden bir seks
    objesi ya da eşi ve çocukları için her şeyin en iyisini yapan evinin hanımı, eşinin ve
    çocuklarının bakıcısı konumunda yer almaktadır. Toplumun kadınlardan beklediği kalıp
    roller çoğu kez kadının doğuştan sahip olduğu insan haklarını kullanmasını bile engellemekte
    hatta zaman zaman temel yaşam hakkı bile elinden alınmaktadır. Bu durumun en
    somut örneği namus cinayetleri dir. Namusu kirlenen kadın kocası, eski eşi, erkek arkadaşı,
    birlikte yaşadığı erkek, babası, erkek kardeşi ya da diğer yakın erkek akrabaları gibi yakından
    tanıdıkları insanlar tarafından infaz edilmektedirler.  Verilere göre her yıl
    yaklaşık 5000 kadın namus nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Namus cinayetleri Uganda, Brezilya, Ekvator, Türkiye gibi ülkelerde daha çok işleniyor gibi görünüyor ama daha geniş bir
    coğrafyayı kapsadığı bilinmektedir. Çünkü Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Asya’da kadınların
    namus adına öldürülmesi cinayet olarak görülmemekte ve haber niteliği taşımamaktadır. Daha
    da ötesi Ürdün, Fas ve Suriye gibi ülkelerde aile namusunu korumaya yönelik işlenen
    cinayetlerde cezai indirime gidilmektedir . Toplum vicdanını son derece rahatsız
    eden, kadına yönelik şiddetin ve ayrımcılığın uç noktasını oluşturan, bireyin en temel hakkı
    olan yaşam hakkını elinden alan namus cinayetleri ülkemizde çok konuşulmasına rağmen,
    konuya ilişkin istatistiksel veriler malesef  oldukça sınırlıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir