in , , ,

Joker kim? Korktuğumuz mu? Yoksa gülemediğimiz mi?

Joker kim? Korktuğumuz mu? Yoksa gülemediğimiz mi?

Yadsınamaz bir sistemin içinde Joker; genetik sayılabilecek hatta belki öğrenilmiş davranış bozukluğuyla yaşamını idame ettirmeye çalışan bir birey. 1970’lerde yaşanmış gerçek olayları temel alan bu film, aslında sessiz bir film olan “The Man Who Laughs” dan esinlenerek hayat bulmuştur.

Herkesin filmde gördüğü, duyduğu, anladığı nedir bilinmez ama, çok değişken olduğu aşikar. Dayatılan şartlar ve imkansızlıklar sonucunda, zaten akli dengesi yerinde olmayan bir insana, insan olma yetisini kaybederek ve tabii kaybettirerek düzene karşı tek yollu açılan savaşın böylesine bir parçası haline nasıl getirilebildiğini izledik.

Akli dengesinin yerinde olmamasının yanı sıra; zeka seviyesinin haddinden fazla yüksek olmasının da etkisiyle, bir insanın yaşamaya çalıştığı hayat içerisinde nasıl zıvanadan çıkarılıp zorla kötü yapılmasının en yorucu şeklini içim parçalanarak izledim.

Filmi izlerken kilometrelerce koşmuş gibi hissettim kendimi. Neye üzüleceğimi şaşırırken ilk defa kötü ve korkunç hatırladığımız Joker’e hayranlıkla baktım. Kötü olmamak için verdiği çabaya, insanların ona verdiği tepkilere, yediği dayaklara, küçümsenmelere… Diğer izleyicileri bilmiyorum ama ben Joker’e yer yer çok hayran kaldım. Verdiği savaşta çok yoruldu. Evet iyilik savaşında yenildi belki ama düzenin anladığı dili kullanmaya başlaması benim gözümde onu kötü yapmadı.

Ne yazık ki dünyanın her yerinde olan; akli dengesi de, ekonomik durumu da gayet yerinde olan bir çok insanın, bile isteye seçtiği bu formu, Joker’in seçmiş olması beni kızdırmadı da, ürkütmedi de… Sadece çok üzdü. İçimden dedim ki; “Sakın düşme, ezerler…”
Attığım başlığın cevabını ben kendime şöyle veriyorum:

Joker’den hiç korkmadığım gibi, insani yanımı gerçekten çok acıttı. Böyle gülünesi bir dünya düzensizliği varken, Joker’in yaşam mücadelesine de, (bence) kendisine zararı dokunan herkesi sadece aklında öldürmesine de tek taraflı bakamadım doğrusu.

Ya siz?

yazar

Yazar: Didem Yuce

“Söz Uçar Yazı Kalır”

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

2 yorum

Yorum Yazın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.