İş çıkışı, her zaman ki gibi şehir meydanındaki banka doğru yürüyordum. Balıkçılar Caddesi, inanılmaz bir koku. Herkes bir telaş içinde yanımdan geçip gidiyor. Bir yere varmak gibi bir derdi olmayan bense insanların hayat koşuşturmasını merakla izliyorum. Annesinin verdiği çikolatayı sımsıkı tutan oğlan çocuğu, elindeki poşetleri taşımakta zorlanan kadın, yaşlılıktan çillenmiş ellerini bastonuna dayayarak etrafı izleyen bir adam. Cami avlusu 65 yaş üzeri ile doluydu. Bankı paylaştığım yaşlı amca ile aynı yorgunlukla etrafa boş boş bakıyorduk. Başımı göğe kaldırdım, ağaçlar gökyüzünü kaplamıştı. Kulağımda; ”Ben İsmet Özel şair 40 yaşında” diyerek anneminkinden sonra içime huzur veren bir ses.
Bir amcanın bana doğru yürüdüğünü fark ettim. Yanıma kadar geldi ,bir şeyler söylüyordu ama sanırım maske yalnızca ağzımı değil kulaklarımı da kapatmıştı. Anlamadığımı fark etmiş olacak ki daha sonra sesli bir şekilde ” Avukat mısın ? ” diye sordu. Hayatında ilk defa böyle bir soru ile karşılaşan ben boş boş yüzüne bakakalmıştım amca da aynı hissiyat ile yüzüme bakıyordu. Öğretmen olduğumu söyledim, nerede çalışıyorsun dedi bu kez de. Hiç tanımadığım birinin durduk yere bana bunları soruyor oluşu beni biraz tedirgin etse de bu hissi takamayacak kadar yorgundum. Bir anda duraksadı, gidecek galiba dedim içimden meğer daha fazla ne sorabilirim diye düşünüyormuş. ”Ordan birini bulursun şimdi kendine, ama sakın ha sakın kilolu olmasın” dedi. Amca sayesinde hepimiz sanki sitcom izliyor gibiydik. Ben olayı anlamaya çalışıyordum kamera şakası olabilir miydi acaba, ya da sosyal bir deney ? Sürekli etrafta kamera arıyordum. Amca ısrarla ”Kilolu adam iyi olmaz ” diyordu. Amcanın öğüdü benim için çok değerliydi ama durduk yere onca insanın içinden bana verilen öğüdün gayesini anlamaya çalışıyordum. Ben cevap verene kadar amca susmayacaktı belli ki ” Yok amca valla kilolu biriyle evlenmiycem söz veriyorum” dedim. Tatmin edici cevabı sonunda alınca ” Kolay gelsin hocam ” diyerek hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etti. Arkasından ona bakıyordum akli dengesi yerinde olmayan birine benzemiyordu aksine gayet iyi giyimliydi ve diksiyonu da güzeldi. İnsanların Pandemi dolayısıyla sinirlerinin ne kadar bozulduğunu düşündüm. Yaşlılar sürekli olarak birileriyle konuşma eğilimi gösteriyorlardı zaten ;gelinini şikayet eden teyzeler, yazlığından bahseden takım elbiseli ihtiyarlar. Denk geldiklerimden yalnızca birkaçıydı.
Bir insan neden hiç tanımadığı birisi ile sohbet etmek ister diye düşündüm uzun bir süre. Böyle bir şey yapacak olsam neden yapardım ? İnsan sahiden bazen içinde barındırmak istemediği şeyleri biriyle paylaşmak istiyor ve o kişinin tanımadığı ,ilk kez gördüğü insan olması daha güvenilir geliyor. İnsanlar çoğu zaman tanıdıkları insanlara güvenmektense hiç tanımadıkları insanlara güvenmeyi tercih ediyorlar sanırım. Şairin ” Öyle yoruldum ki yoruldum dünyayı tanımaktan
saçlarım çok yoruldu gençlik uykularımda” dediği.
