İslamcı olmadan Müslüman olunur mu?

İslam hayatımızı ne kadar düzenliyor?

 Pek çoğumuzun bildiği gibi İslam, kişilerin bireysel yaşantısından devlet hukukuna kadar hayatın büyük çoğunluğunu yazılı, sözlü ve uygulamalı olarak düzenleyen; emirler, yasaklar, öğütler içeren bir dindir. İslam’da doğrudan düzenlenmeyen ve kişilerin tercihine bırakılan konulardaki davranışlarımızın da daha önce düzenlenmiş olan kural ve hükümlerin ruhuna, mesajına ters düşmemesi gerekir. Bunun yanı sıra kendi tercihimize bırakılan konularda da yapmamız tavsiye edilen fakat zorunlu olmayan davranışlar vardır. Bu gerçeklerin ışığında İslam için bir hayat programı denilebilir. Dolayısıyla hayatın neredeyse tamamını kaplayan din olan İslam’ı; bir ideolojiye, siyasi duruşa, siyasi partiye ya da örgüte indirgemek son derece yanlıştır.

Kısmen Müslüman olunur mu?

Kişi, Müslüman olduğunu kabul ve beyan ettikten sonra doğal olarak İslam’ın tüm bu hakimiyetini kabul etmiş olur. Öyle ya, Müslüman olmak: Ben Allah’a inandım ve onun istediği, uygun gördüğü her şeyi şüphesiz ve itirazsız olarak kabul ettim demektir. Ancak tabii ki insan, içerisine yazılım yüklenen ve onu sorunsuz olarak çalıştıran bir cihaz değildir. İslam’da açıklandığı üzere insan; akla, ruha, bir takım manevi derinliklere sahip, bunlarla birlikte içinde nefs adlı bir varlıkla, dışında ise şeytan ve diğer varlıklarla birlikte yaşayan ve tüm bunların avantajları ve zorluklarıyla sınanan, ömrünü tüm gayretiyle iyilik (dindarlık) üzerinde tamamlaması telkin edilen bir varlıktır. 

Müslümanım ama İslamcı değilim Nasıl Oluyor?

Elbette ki, İslam’a inanan bir insanın İslamcı olması gerekirken, dinimizce yasak olan şeylerin bazı insanlara çekici gelmesi, mümkün olduğunca dini sorumluluklardan kaçınarak keyfince yaşama arzusu, kimi insanların İslamcı olmadan da Müslüman olunabileceği gibi sorunlu bir düşünce yapısı üretmesine yol açmıştır. “Ben Müslümanım ama İslami yaşam şekli eskide kalmıştır.” , “Ben Müslümanım ama İslam’daki yasakları, İslam hukukunu uygulanabilir bulmuyorum.” şeklindeki yaklaşımlar samimi bir Müslüman’ın düşünceleri olabilir mi? İslami yaşam tarzının, İslam hukukunun zamanın belirli bir döneminden sonra yürürlükten kalkacağı ve insanlara keyfine göre hareket etme serbestliği verileceğine dair İslam’ın neresinde bir hüküm vardır? Tam aksine, İslam’ın kıyamete kadar dünyada yürürlükte kalacağı belirtilmektedir. 

İslam günümüz İçin yetersiz mi kalıyor?

Tüm bunların yanı sıra esasında İslam geniş bir anayasadır. Zamanın değişen şartlarında, Kur’an ayetlerinden, Hz. Peygamber’in söz ve uygulamalarından yola çıkılarak, İslam’ın mesajlarına, ruhuna uygun olarak yeni hüküm ve yorumların çıkarılması da doğal bir gerekliliktir. Ki bu çıkarımlar bugün de yapılmakta, birçok yeni konuya hükümler belirlenmektedir. Tüm bu gerçeklerin ışığında Müslümanların dünyevi ve düşünsel tembelliği dışında İslam’ın kıyamete kadar eksiksiz ve sorunsuz uygulanmasında bir zorluk yoktur. İslam’ın ve hükümlerinin gerçekliğine ve bu hükümlerin uygulanması gerektiğine tam olarak inanmakla birlikte, bunların uygulanmasını istememek, başka bir ifadeyle bu durumun işe gelmemesi kişilerin samimiyet sorunudur. Bu samimiyet sorunu devam ederse, bu kişilerin son nefeslerindeki son sınanmaları esnasında bir hayli zorlanmaları muhtemeldir. Ve korkulur ki yaşarken keyfi hareket etmekten taviz vermeyen kişilerin, son nefes öncesindeki o büyük susuzluk ve sınama anında başarılı bir sonuç vermeleri zorlu bir olasılıktır. Öyleyse, bizler inancında samimi Müslümanlar isek bireysel yaşantımızdan siyasi tercihlerimize, oradan sosyal ilişkilerimize kadar tüm karar ve hareketlerimizde İslam’ı esas almak, ona göre tavır takınmak durumundayız. Müslüman olmak için inanmak yeterlidir ama inancımızda tam anlamıyla samimi olduğumuzun göstergesi olarak İslamcı olmak zorundayız. Yani inandığımız şeyi savunmalı, savunduğumuz şeyi yaşamalıyız.

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.