İran Devletini Tanımlayan Temel Unsurlar: Din,Ordu ve Enerji

Kaynak belirtilmedi

 

GİRİŞ

 

Bu çalışmada İran’ın idari yapısını belirleyen temel unsurlar arasından ordu,enerji ve din etkenleri ayrıntılı bir şekilde analiz edilecektir.1979 yılında meydana gelen İran İslam Devriminin ardından teokratik rejime geçiş yapan İran İslam Cumhuriyeti,sadece İslam coğrafyası ile yetinmeyip, global çapta kendine özgü olan idari yapı inşa etmiştir.Stratejik askeri kapasite,dini otorite ve kritik enerji rezervleri , iç ve dış politikada esas etken olarak ön plana çıkmaktadır.Ordu,enerji ve din İran’ın temel unsurları olarak dikkat çekmektedir.Çünkü bu üç unsurun her biri, devletin iç-dış stratejisini,kalkınma stratejileri,uluslararası diplomasi ve güvenlik politikalarını doğrudan biçimlendiren unsurlar olarak yeralmaktadır.Bu üç unsur; birbirleri ile bağlantılı bir durumda; İran’ın varlığını devam ettirme şeklini ortaya koymaktadır.Bu çalışmdaki amaç ordu,din ve enerji unsurlarının İran İslam Cumhuriyeti’nin idari sistem içerisindeki görevleri,birbirleri ile olan ilişkileri ve nükleer politikalarıyla olan ilişkileri koordineli biçimde incelemektir.Bu bağlamda akademik makaleler,araştırma merkezindeki çalışmalar,resmi açıklamalar,haberler ve siyasi analiz videoları gibi farklı kaynak türlerinden alınan verilerden yararlanılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde din’in İran’ın yönetim yapısı üzerinden yönlendirici etkisi analiz edilecek; Velayet-i Fakih ve Şii İslam anlayışının yönetim düzenindeki etkeni ana hatları ile aktarılacaktır.İkinci bölümde ise Devrim Muhafızları Ordusu ile klasik ordu arasındaki görev dağılımı ve savunma kapasitesinin devlet stratejilerindeki konumu ile ilgili değerlendirme yapılacaktır.Üçüncü bölümde ise İran’ın petrol ve doğalgaz kaynakları ile enerji rezervlerinin kritik önemi ve bu rezervlerin nükleer enerjiye olan yönelimle nasıl destek sağlandığına yer verilecektir.Bu çerçevede, çalışma içerisinde üç temel unsurun diplomatik ilişkiler ve yönetim sistemine tesirleri sistematik şekilde sunularak,İran’ın iç-dış politikasının anlaşılması amaçlanmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İran’ın Öne Çıkan Yapıları ; Din,Ordu,Enerji

 

İran’ın siyasi düzeni; klasik ülke sisteminin ve askeri,ekonomik ve siyasi öğelerinin birbirini tamamladığı yönetim yapısının çok katmanlı ve benzersiz olarak görülmektedir.Bu düzenin ana eksenini meydana getiren enerji,ordu ve din öğelerinin birbirini tamamlayan unsurlar biçminde ülkenin tüm yapısını ifade etmektedir.İran İslam Cumhuriyeti’ndeki rejim yapısını algılamak,bu öğeler arasındaki sistemsel ilişkilerin analiz edilmesi gerekmektedir.İran’da din unsuru inanç yönünden çok egemen olan gücün kaynağını meydana getirir.Velayet-i Fakih düşüncesi vasıtası ile dine dayalı yönetim düşüncesi temeline kurulan idari sistem,bu yönde teokratik gücü hukuki ve sosyolojik bağlam içerisinde en yetkili organ olarak tanımlar.Fakat bu siyasi kapsamın devam edebilirliği dinin inancın savunup yürütülecek resmi otorite ile ihtimal dahilindedir.Bu aşamada ordu,öncelikle Devrim Muhafızları faaliyete geçer.Devletin siyasi duruşunu savunmak,içsel riskleri önlemek ve uluslararası siyasette devletin ilkelerini yaygın duruma getirmek gibi rolleri alan bu düzen bununla birlikte ülkenin en önemli ekonomik güçleri arasından biri olmuştur.Bu siyasi-ordu yapısını sürdürülebilirliğini mümkün kılan ana unsur enerji rezervleridir.İran İslam Cumhuriyeti dünyanın en büyük petrol-doğalgaz kaynaklarını elinde bulundurması sebebi ile bu rezervlerden kazanç sağladığı maddi kazançla devletin denetim organlarına,dini yapılara ve kamu hizmetlerine finansal destek vermektedir.Enerji alanında, İslam Devrim Muhafızları Ordusu gibi yapılar vasıtası ile denetlenmekte; böylelikle finansal etki alanı, politik kontrolün ve ordunun potansiyelinin devamlılığına katkı sunmaktadır.Bununla birlikte enerji, İran’ın dünya siyasetinde müzakere potansiyelini güçlü duruma getiren taktiksel bir vasıta olarak yararlanılmaktadır.Ordu,Enerji ve Din unsurlarının entegrasyonu,İran’ın iç ve dış siyasetindeki dayanıklılığını tanımlamada önemli bir yer tutar.Dini düşünce sistemi,siyasi düzenin zeminini tesis eder; ordu unsuru bu zemini savunur ve büyütür; enerji unsuru ise bu sistemin ekonomik temellerini oluşturur.Birbirini tamamlayan fakat bununla birlikte kendi alanı içerisinde etkili unsurdur.Bu sebep ile İran’ı yalnızca din temelli bir ülke,ordu yönetimli veya enerji rezervi zenginliği olan bir devlet olarak açıklamak yetersizdir.İran İslam Cumhuriyeti; ordu,enerji ve din unsurlarının birbirlerini tamamlayan siyasi ve ekonomik bir siyasal yapı olarak özgünlüğüyle öne çıkar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Din ve İslam Hukukunun İdari Yapısındaki Rolü

 

a)      Velayet-i Fakih ve Dini Otoritenin Rolü

 

1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi, İran İslam Cumhuriyeti’nde sadece yönetim şeklinin değişmesi değil, bununla beraber dini öğretilere dayanarak tekrardan kurulmasına yol açmıştır. Bu devrim ile beraber devlet, dini ilkeler ve kurumlar doğrultusunda şekil almış ve bu unsurun düşünsel temeli olarak Velayet-i Fakih yani Fakihin Vesayeti anlayışı kabul görmüştür. Ayetullah Hümeyni aracılığı ile meydana getirilen bu anlayış, dini hukuku bilgisi konusunda en tecrübeli olan din uzmanının halkın politik ve dini yöneticisinin olmasının gerekli olduğunu kabul eder.Ayetullah Hümeyni’nin düşüncesine göre; toplumun dünya-ahiret huzuru ancak bu tip dini rejimin idaresi ile yapılabilirdi.İran İslam Cumhuriyeti Anayasası’nın 5. maddesi gereğince, adaletli,islami değerlere bağlı olan ve İslam Hukuku içerisinde gücü olan bir din adamının,İmam Mehdi’nin olmadığı zamanlarda halkı yönetmesinin gerekli olduğunu ifade eder. 110. madde gereğince ise dini idarecinin yetkilerini detaylı bir biçimde yeralır.Dini idareci; savaş-barış konusundaki karar yetkisine sahip,başkomutan,ülkenin siyasetini yönlendiren ve yargı başkanının atamasını yapma yetkilerini elinde bulunduran kişidir.Bu yapı içerisinde cumhurbaşkanlığı ve meclis gibi seçim yolu ile göreve gelen organların bulunması ile beraber en yüksek yetki dini yöneticidedir.Bu bakımdan İran’ın yönetim şekli, Batılı manada cumhuriyet rejimi değil,teokratik rejim içerisinde kısıtlı olan bir toplum egemenliği yapısını ortaya koymaktadır.Dini yöneticinin ülke içerisindeki yeri; İran İslam Cumhuriyeti’nin iç ve dış stratejilerinin yapısallaşmasında yönlendirici bir görev almıştır.Eğitim ve savunma gibi kilit konularda belirlenen taktiksel hamleler, dini yöneticinin kabul etmesi ile uygulanmaktadır.Bu kapsamda İran’ın nükleer faaliyetleri de dini yöneticinin savunulması ve öncülüğünde şekillenmiştir.İran’ın resmi açıklamasına göre; nükleer konusu devletin bilgi ve teknoloji hürriyetinin sembolü olarak belirtilmektedir.Fakat kritik olan konu, bu etkinliklerin her zaman dini otoriteye dayalı meşruiyet kapsamında uygulandığının önemsenmesidir.Nükleer faaliyet için İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney,2010 senesinde yayınmlamış olduğu dini hüküm,kritik olan bir dönüm noktasını meydana getirmiştir.Bu dini hükümde nükleer silahların,İslam dininin normlarına karşıt bir durumda olduğunu ve üretilmeyeceğini net bir şekilde ifade edilmiştir.Bu fetva, İran’ın küresel kamuoyu önündeki meşruiyet çabasında etkili bir savunma olarak yararlanılmıştır.Fakat nükleer faaliyetin İran için barındırdığı önem yalnızca dini temellerle açıklanmaz; bu faaliyet bununla beraber ülkenin bilim ve teknoloji konusundaki bağımsızlık çabasının bir unsurudur.Velayet-i Fakih düşüncesinin hayata geçirilmesi,sadece ülkenin idari yapısında değil, halkın tüm kesimlerinde saptanmaktadır.Eğitim sistemi,askeri politikalar ve medya gibi çok sayıda alanda İslami kurallar temel alınarak değişiklikler meydana gelmiştir.Dini yöneticinin bu kuralların yürütülmesini kontrol eden en yüksek yetki sahibi olarak; sosyal yaşamın her alanındaki tesirine devam etmektedir.Bu durum İran’da yalnızca politik değil,aynı zamanda sosyokültürel yönden de İslami bir kapsamda tekrardan oluşturulduğunun kanıtıdır.İran İslam Cumhuriyeti’nin uluslararası diplomasisinde Velayet-i Fakih düşüncesinin tesiri açık bir şekilde gözlemlenmektedir.Şii gruplara destek veren Irak ve Lübnan gibi devletler,İran’ın uluslararası siyasetinin sadece jeopolitik menfaatlerle yetinmeyip aynı zamanda din ve mezhep dayanışma temellerine göre şekil aldığını göstermektedir.Bu görüş; İran’ı geleneksel ulus-devlet yapısını ayırmakta; onu dini ve ideolojik devlet yapısı ile açıklamaktadır.Velayet-i Fakih düşüncesinin İran’ın idari yapısının bel kemiğidir.Bu düşünce dini yöneticiyi politik alanda ve üst yönetime konumlandırarak, ülkenin bütün işlevini İslami meşruiyet esasları kapsamında yapılandırılmıştır.İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer faaliyeti, bilgi ve teknoloji stretejileri,küresel politikaları ve sosyal politikaları, bu politik-dini bütünlük zihniyeti içerisinde şekil almayı sürdürmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

b)     Şii İslam ve Sosyal Yapı

 

İran İslam Cumhuriyeti, Şii İslam coğrafyasının geçmiş ve günümüz dönemlerinin önemli merkezi konumundadır.Şii inancının esas öğeleri, adil düzenin meydana getirilmesi,haksızlığa başkaldırı ve beklenilmekte olan Mehdi’nin gelmesi ile ilgili yoğun bir öngörü temelini meydana getirmiştir. Bu yaklaşımlar sadece kişisel dini hassasiyet ile yetinmeyip, ülkenin politik ve toplumsal düzenine köklerine kadar etkilemiştir.Şii anlayışına göre; eşitsizliklere karşı koymak sadece kişisel gereklilik değil, sosyal yükümlülüktür. Bu zihniyet, İran’ın toplumdaki meşruiyet esasları arasından birini meydana getirir.Ülke; kendisini tarihsel süreçte toplumsal adaletsizliklere maruz kalanların destekçisi olarak görevlenmiş; Batılı olan ülkelerin özellikle ABD’nin ve yandaşlarının stratejilerini günümüz döneminin adaletsizlikleri olarak yansıtmıştır.Bu sebep ile İran İslam Cumhuriyeti’nin politik sözlü ifadesi; adaletsizliklere karşı mücadele,özgürlük ve İslami Hukuk ile adaletin kurulması gibi hususların çevresinde meydana gelir.İran halkında bu dinsel ve toplumsal irade, toplumun kültürel hayatın,resmi beyanların ve eğitim düzeninin odak noktasında bulunmaktadır.Özellik ile Hz. Hüseyin’in Kerbela kentinde vermiş olduğu çabanın, İran halkı için adalet ve mücadele simgesi olarak etkin bir şekilde devam ettirilmektedir.Düzenli olarak her sene düzenlenen Muharrem ayı yas aktiviteleri özellikle Aşura günü bu farkındalığı canlandıran en önemli aktiviteler arasından biridir. Bu etkinlikler adaletin savunulması amacı ile verilen çaba değerli hale getirilir ve bu geçmiş bilinci, mevcut siyasi tutumlara zemin oluşturmuştur.Nükleer sistemler gibi kritik planlar ise Şii mücadele yaklaşımı ile koordineli olarak vatandaşlara aktarılmıştır. Bu planlar, İran toplumuna sadece bir teknolojik gelişim şeklinde değil, milli gurur ve özgürlük bağlamı olarak öne sürülmüştür. Fakat nükleer faaliyet, Şii İslam’ın toplumsal düzenine olan tesirinin sadece bir göstergesidir; temel belirleyen etken, İran halkında adaletsizliklere karşı verilen mücadele ve adil düzen isteğinin, devlet ve halk ilişkilerinin her evresinde varlığını ortaya koymasıdır. Bu kapsam içerisinde İran İslam Cumhuriyeti devleti; iç-dış stratejisini Şii düşüncesinin esas öğelerine koordineli bir biçimde yapılandırarak, toplum bakımından meşruiyetini inanç ve siyasi tutum esaslarına dayalı olarak oluşturmaya devam etmektedir.Şii İslam’ın temel sosyal kurumlara olan tesirini incelediğimizde; Din ve kültürün devamlılığı yönünden Aile kilit bir görev alır.Dini ilkelerin aktarımı son derece önemli bir yer tutar; çocuklara din ve Şii tarihi ile ilgili eğitim verilir.Evlilik,din yönünden yükümlülük olarak görülmektedir.Bununla beraber geçici evlilik yani Mut’a nikahı, sosyal ağlarda kolaylık sağlar.Ulema kesimi; Şii toplumunda ciddi bir yer edinir.Din adamlarının yalnızca dini alanda yönlendirmesi ile yetinmeyip aynı zamanda adil bir toplumun oluşmasında ve yapılan politik düzenlemelerin yönlendirilmesinde etkin bir görev alır.İran İslam Devrimi’nin ardından Velayet-i Fakih düşüncesiyle ulema kesimi, anayasal bir güce dönmüştür.Vakıflar yani bonyadlar; Şii toplumunda yeri büyüktür.İran İslam Devriminin ardından kurulan vakıflar, eğitim,maddi imkanı olmayanlara yardım ve şehit yakınlarına destek gibi çok sayıda alan içerisinde etkinlik gerçekleştirir.Bu vakıflar halk ve devlet arasında dini bağlantı kurar.Kültür ve eğitim yaşamında da Şii inancı etkindir.Öğrenciler yalnızca bilimsel nitelikteki bilgiler değil, İslam ve Şii değerler ile de eğitim görür.Kültürel alandaki faaliyetlerde Hz. Hüseyin’in özverisi gibi Şii efsaneleri motivasyon kaynağıdır.Bu yapılar Şii İslam’ın sosyal hayatı şekillendirmede ne kadar tesir olduğunu gözler önüne sermektedir.

 

c)      Dini Meşruiyet ve Milli Gurur

 

İran’ın nükleer planı yalnızca enerji tesisi konusu değil,aynı zamanda dini yöneticilik aracılığı ile idare edilen milli gurur planı olarak İran toplumunda geniş bir ilgi görmektedir. Bu ilgi, nükleer planın dini yükümlülük olarak düşünülmesinden dolayıdır.İran İslam Cumhuriyeti’nde nükleer enerji, İslam coğrafyasında itibar arttıran bir vasıta görevi ve Batılı olan devletler ile yaşanan çatışma ve gerilimlerin  beraberinde getirmiş olduğu yabancı güçlerin müdahalelerine karşı bir başkaldırı simgesi olarak ortaya çıkmaktadır.İran’ın dini yöneticiliği,nükleer enerjiyi yalnızca taktiksel güç unsuru görmek ile yetinmeyip,bunu toplumun bakış açısında ilahi yükümlülük olarak sunar.Bu zihniyet,toplumda yaygın olarak bilinen teknolojik gelişmelerin,İslam dininin esaslarıyla uygunluk gösterdiği fikrini konumlandırır.Dini yöneticiler,özgürlüğü ve bilim yönünden gelişimi belirterek,nükleer planın her açısını İslam’ın büyümeyi ve özgürlük çabasına ilham veren unsur olarak açıklar.Böylelikle nükleer sistemler yalnızca bilim açısından başarı olmasıyla beraber dini yönden de yükümlülük olarak da gösterilmiştir.Dini birlik,özgürlük ve bilimsel yükseliş gibi unsurlar,İran İslam Cumhuriyeti’ndeki dini yöneticilerin topluma söylemde bulunduğu esnalarda sık bir şekilde yararlandığı ve nükleer planın meşruiyetini güçlü bir duruma getiren öğelerdir.Bu ifadeler, toplumun ülkenin nükleer alandaki çalışmalara olan aidiyetini güçlü hale getirmiş ve yabancı müdahalelere karşı İran’ın tutumunu netleştirmiştir.Nükleer plan,özellikle Batılı olan devletlerde İran odaklı baskıları yoğunlaştıkça,İran’ın bağımsız olma bilincini ve bilim dünyasındaki becerisini sergileme girişimlerini sağlamlaştırmıştır.Bu kapsamda nükleer faaliyet yalnızca enerji tesisi hedefinden çok İran’ı uluslararası siyasette rol üstlenmesi için işlev görmüştür.İran toplumu,ülkenin bağımsızlık mücadelesini ve bilim yönünden başarılarını dini yükümlülük ve milli gurur olarak düşünmekte ve bu nükleer faaliyete destek vermektedir.İran İslam Cumhuriyeti’nde dini yöneticiliğin bu konu ile ilgili açıklamaları; kamuoyunun desteğinden faydalanırken; nükleer enerjiyle ilgili bütün değerlendimeler ve yabancı müdahaleler.milli bir birlik ve dayanıklılığın güçlendirilmesinde kritik bir görev almaktadır.Bu yaklaşım iç ve dış stratejilerde İran’ın güçlü bir hale gelmesinde yardımcı olmuş,global arenadan gelen değerlendirmeleri milli bir özveriyle ortadan kaldırmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ordu: İran’ın Savunma ve Güvenlik Yapısının Temel Taşı

 

a)      Artesh (Klasik Ordu) ve Devrim Muhafızları (IRGC) : Çift Başlı Askeri Yapı

 

İran İslam Cumhuriyeti’nin güvenlik ve savunma mekanizması, normal ordu düzeninden farklı olarak, özgün bir çift başlı ordu düzenini elinde bulundurmaktadır.Bu düzenin temeli, 1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi ile yapılmıştır. Devrimden sonra yönetim şeklini koruma ve savunma amacı ile iki askeri yapı kurulmuştur.Bunlardan biri Artesh yani klasik ordu,diğeri ise İslam Devrim Muhafızları Ordusu yani IRGC’dir.Bu iki başlı olan askeri düzen, devletin savunma politikasını dinamik ve hiyeraşik duruma gelmesi ile iç ve dış risklere karşı etkin bir savunma stratejisi olarak gösterir.Artesh,İran İslam Cumhuriyeti’nin klasik ordusudur ve Şah dönemi (1925-1979) içerisinden kalma tecrübeli ordu gücüdür.Bu askeri yapı, klasikleşmiş rol ve görevleri uygular; hava,kara ve deniz kuvvetleri gibi etkinlikleri mevcuttur.Artesh’in yani klasik ordunun temel rolü; sınır güvenliği,klasik çatışma faaliyetlerinde etken rol oynama ve toprak bütünlülüğünü korumaktır.Bu ordu devletin milli savunma stratejisini yürütme ve savaş-çatışma ortamlarında kullandıkları yöntemler geleneksel usulleri esas alır.Bununla birlikte İran Devrim Muhafızları Ordusu yani IRGC yalnızca askeri bir sistem ile sınırlı kalmayıp,politik bir yapıdır.İran İslam Devriminin dini ve siyasi dayanaklarını savunmak amacı ile meydana gelen İran Devrim Muhafızları Ordusu direkt olarak dini idareciye bağlı bir durumdadır.Bu askeri unsur, sadece operasyonlar düzenlemek ile kalmaz bununla beraber İran’ın toplumsal ve politik sistemini savunma rolünde yeralmaktadır.Devrim Muhafızları, İran’ın devrimci düşüncesini destekler ve bu düşüncenin global düzeyde yayılım göstermesini amaçlar.Bununla beraber bu yapının etkinlikleri,sınır dışında düzenlenen operasyonlarla beraber ülkenin iç siyasete,sosyal yapının savunulması ve ticari aktivitelere müdahale edebilir.IRGC,İran’ın politik düzeni ve yönetimin sürekliliği için taktiksel yaklaşımlarda bulunur.Çift başlı ordu düzeninin en güçlü yanı; İran’ın çeşitli risklere karşı etkin bir savunma politikasını güçlendirmesine imkan vermesidir.Artesh, klasik ordu deneyimini ve tecrübeli personel kadrosu ile devletin milli savunması adına önemli bir görevde yeralırken, Devrim Muhafızları, siyasi yapı ve düşüncenin esaslarını savunarak, iç ve dış risklere karşı taktiksel ve detaylı olan bir güvenlik politikası meydana getirir.Bu düzen bununla beraber İran’ın uluslararası diplomasisinde yeri büyüktür. Daha çok Ortadoğu’da yürüttüğü faaliyetler,bu iki düzenin taktiksel dayanışmasından şekillenmiştir.Devrim Muhafızlarının politik görevi,yalnızca bir askeri unsur olmanın sınırlarını aşar.Bu unsur, devrimci olan fikirlerini ve dini fikirlerin savunulmasını ve etkisinin arttırılmasını sağlama amacı ile farklı politikalar yürütülür.Bu yalnızca ordu alanında kısıtlı kalmayıp,sosyal ve ekonomik alanda da tesirini sergiler.Örnek verilecek olur ise; Devrim Muhafızlarının ekonomi alanındaki tesiri önemli derecede büyüktür.Farklı ticari etkinliklerde yeralarak ülkenin kritik bir ticari unsurları arasından biri durumuna gelmiştir.

 

 

 

b)     İran Ordusunun Asimetrik Savaş Stratejisi

 

İran İslam Cumhuriyeti,savunma doktrininde asimetrik savaş düşüncesi kabul görmüş ve bu yönde güvenlik potansiyelini güçlendirmek amacı için ileri düzey füze faaliyetlere,İHA sistemleri ve deniz askeri kuvvetinde hızlı yanıt birimlerine finans sağlamıştır.Bu öğeler,İran’ın bölgesel güvenlik risklerine direniş gücü becerisini ve taktiksel siyasi üstünlüğünü sağlamlaştıran hayati rol oynamıştır.İran’ın füze faaliyetleri, devletin güvenlik politikasında kritik bir öneme sahiptir.Balistik füze teknolojisi,İran’a özellik ile İsrail ve ABD gibi askeri yönden güçlü ülkelere karşı belirleyici bir engelleme potansiyeline sahiptir.Bu füze teknolojileri, İran’ın bölge içerisindeki ordu mevcudiyetini kuvvetlendirmek ile yetinmeyip,ülkedeki temsilci kuvvetleri de katkıda bulunarak bölgedeki stratejik etkisini desteklemektedir.Füze teknolojisinin menzil potansiyelini ve ileri düzey projeleri,İran’ın ordunun amaçlarına erişme becerisini yoğunlaştırırken,rakiplerinin İran ile ilgili yürüttüğü operasyonların meydana gelmesini kısıtlamayı hedeflemektedir.Füze sistemlerinin güçlendirilmesi,İran’ın sadece güvenlik değil bununla birlikte bölge içerisindeki taktiksel menfaatlerini korunması yönünden büyük bir etkiye sahiptir.Bir diğer kritik etken ise İran’ın İHA sistemidir.İran son zamanlarda insansız hava aracı sistemleri ile ilgili önemli bir gelişme göstermiştir.İnsansız hava araçları operasyon ve istihbarat elde etme aktivitelerinde etklili bir biçimde yararlanılmaktadır.İran İslam Cumhuriyeti,insan hava araçlarını yalnızca güvenlik hedefli değil,bununla birlikte yerel müttefik kuvvetlerin operasyonlarına katkı sağlamak amacı ile yararlanmaktadır.Yemen ve Suriye’deki paramiliter unsurlara verilen insansız hava araçları katkısı,İran’ın bölge içerisindeki hakimiyet sahasınını güçlendiren farklı bir taktiksel adımdır.Bununla birlikte İran’ın insansız hava araçları masrafsız ve amacına odaklı taarruza geçebilme becerisini elinde bulundurmaları sebebi ile ordu mali yapısı kısıtlı olan bir devlet için ekonomik yönden büyük bir fırsat sunmaktadır.İran deniz kuvvetleri de kritik bir güçtür.Özellik ile Basra Körfezi’nde deniz hakimiyetinin güvenliğini sağlama amacı güden İran, gemi ve denizaltılar gibi asimetrik savaş da etkin olacak öğelere finansal destek verecektir.Bu araçlar,İran’a yerel düzeydeki deniz yollarını denetim ve rakiplerin faaliyetlerini engelleme potansiyelini sergilemektedir.Hürmüz Boğazı, global çaptaki petrol lojistiğinin geçiş noktasıdır.İran bu bölge içerisindeki ordusunu kullanarak deniz trafiğini kesme becerisini elinde bulundurmaktadır.Bu beceri İran’a askeri alanda imtiyaz kazandırırken bununla birlikte ticari ambargo öğesi olarak da görev yapmaktadır.İran İslam Cumhuriyeti’nin asimetrik savaş planları,İHA’ları,füze sistemleri ve deniz kuvvetlerinde hızlı bir şekilde olaya el atan unsurlardan meydana gelen bir koordinasyon ile sağlamlaştırılmıştır.Bu taktiksel öğeler,İran’ın güvenlik potansiyelini güçlendirirken,bölge içerisindeki mevcut askeri dengeyi yönlendiren öğeler olarak faaliyette bulunmaktadır.İran bu öğeler ile yalnızca savunmanın ötesinde bir tutum sergilemesi ile bölgedeki hakimiyetini sağlamlaştırma gayretinde bulunmakta ve ordu gücünü taktiksel bir yarar sağlamaktadır.

 

 

 

 

c)      Nükleer Program,Bölgesel Güç Dengesi ve Askeri Modernizasyon

 

İran İslam Cumhuriyeti,nükleer planını yapılandırırken sadece milli savunmasını güçlendirmeyi değil,bununla birlikte Ortadoğu’daki ordu ve güç dengesini çıkarlarına döndürmeyi hedeflemektedir.Bu plan,enerjiyi tesis etmesinin ileri düzeyine geçmesiyle yerel dengeyi sağlama,stratejik üstünlük mücadelesi ve politik hamle potansiyelinin vasıtası durumuna gelmiştir.İran Devrim Muhafızları Ordusu yani IRGC,bu taktiksel amaçların yürütücüsü ve savunucusu görevindedir.Devrim Muhafızlarının geleceğe yönelik perspektifi, asimetrik savaş yetenekleriyle nükleer potansiyeli bir araya getirerek,geleneksel olmayan stratejilerle karşı taraftakilerle denge kurma amacını güder.Bu düşünce, özellikle İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yüksek seviye sistemlere dayanan geleneksel kuvvetler karşısında,İran’ın elinde bulundurduğu kısıtlı imkanlar ile en yüksek seviyede tehdit gücünü meydana getirme isteğini gösterir.İran’ın nükleer hamleleri,yerel düzeyde risk anlayışlarıyla da ilgilidir.İsrail’in elinde bulundurduğu nükleer potansiyel ve Suudi Arabistan’ın Batılı olan devletlerle,özellikle Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri ile sürdürdüğü kapsamlı savunma ortaklıkları,İran’ın kendini izole edilmiş ve yalnız bırakılmış olarak algılamasına neden olmuştur.Bu durum nükleer faaliyeti sadece bir savunma stratejisi olarak değil,uluslararası dışlama faktörünü etkisiz kılacak bir araç duruma getirmiştir.Devrim Muhafızları ordu unsuru olduğu kadar,siyasi ve ekonomik bir unsurdur.Örnek verilecek olur ise Devrim Muhafızlarının denetiminde olan Khatam al-Anbiya isimli inşaat firması,nükleer yapıların güvenlik ve inşaat faaliyetlerinde önemli görevler yürütmektedir.Bu durum İran İslam Cumhuriyeti’ndeki nükleer planın ülkenin siyasi,ekonomik ve ordu esasları kapsamında artış gösterdiğini ifade etmektedir.Nükleer sistemlerin toplumsal etkileşim ve örgütsel söylem konularında yararlanılması önemlidir.İran’daki nükleer alanda elde edilen başarılar,toplumun siyasi düzene olan bağlılığını güçlendirmek,milli onuru canlı bir şekilde tutmak ve rakiplere karşı içsel işbirliğini kuvvetlendirmek amacı ile basın aracılığıya yaygın şekilde sunulmaktadır.Devrim Muhafızlarının bu kapsam içerisindeki etkinlikleri psikoloji ve enformasyon mücadelesinin temel bir parçası olduğunu yansıtmaktadır.Bununla birlikte İran, nükleer planını tehdit edici ve anlaşma sağlanabilecek bir siyasi hamle olarak da yararlanmaktadır.Bu kapsam içerisinde 2015 senesinde yürürlüğe koyulan JCPOA yani Ortak Kapsamlı Eylem Planı,İran İslam Cumhuriyeti’nin global ambargoların etkisini azaltmak hedefi ile nükleer etkinliklerini kısıtlaması içeriği yeralıyordu.Fakat bu süreç içerisinde Devrim Muhafızları’nın sınırlandırılması istekleri,konu edilen düzenin uluslararası aktörler karşısında tehdit unsuru olarak anlaşıldığını ileri sürmüştür.Bu durum Devrim Muhafızlarının İran’ın nükleer politikasında içsel olduğu kadar uluslararası bir güç olduğunu da gözler önüne sermektedir.

 

 

 

 

 

Enerji Kaynakları: İran’ın Ekonomi ve Jeopolitik Gücü

 

a)      Petrol ve Doğalgaz Rezervlerinin Stratejik Rolü

 

İran İslam Cumhuriyeti,küresel çapta doğrulanmış en zengin doğalgaz kaynaklarına ve en zengin 4. sırada petrol kaynaklarını elinde bulunduran devletler arasından uluslararası enerji dinamiklerinde kritik bir noktada bulunmaktadır.Bu enerji kaynaklarının bolluğu,İran ekonomik altyapısının ana kaynaklarından daha ileri düzeyinde, devletin yerel ve uluslararası politik etkileşimlerindeki görevini biçimlendiren etkili bir öğedir.Doğalgaz ve Petrol alanında elde edilen gelirler; İran’ın mali kaynaklarından önemli bölümünü meydana getirmektedir.Özellikle de yirminci yüzyılın ortalarından itibari ile yükselen petrol piyasası ve enerji alanına olan global etkileşim,İran’ın ekonomik alanda kalkındırmış ve politik hamle seçeneklerini arttırmıştır.Enerji üretiminden sağlanan kazanç,ülkenin toplumsal projelerinden mali olarak katkı sunmasından büyük çaptaki temel inşaat yatırımlarına kadar çok sayıda sektörde yararlanılmakta,siyasi düzenin iç kamuoyundan aldığı desteği sağlamlaştıran unsur olarak ele alınmaktadır.Fakat İran’ın enerji rezervlerindaki bu taktiksel yarar küresel çapta bir ambargo hedefi durumunda olmasına yol açmıştır.ABD ile beraber Batılı olan devletler,İran’ın nükleer etkinliklerine ilişkin endişelerle enerji piyasasına odaklanan geniş çaplı ekonomik ambargolar yürütülmüştür.Bu ambargolar esas olarak petrol dış ticaretinde yüksek seviyedeki düşüşe neden olarak İran’ın mali yapısının net şekilde tesiri olmuş,ülkenin dış kaynaklı kazançlarını düşürmüş ve devlete ait giderlerde etki meydana getirmiştir.İran bu süreç içerisinde dış ticaretini Asya devletleri esas olarak yakın etkileşimleri elinde bulundurduğu devletlere yön vermeye gayret etmiş,bununla birlikte farklı yöntemlerle ambargoları engellemeye uğraşmıştır.Fakat bu uğraşlarda kısıtlı başarılar sağlansada ana hatlarıyla İran’ın enerji dış ticaret kabiliiyetini zayıf duruma getirmiştir.Bu durum İran İslam Cumhuriyeti’nin enerji stratejisinde radikal dönüşümlere yol açmıştır.Doğalgaz ve Petrol alanlarını temel alan ekonomik yapının hassasiyetini farkeden İranlı yetkililer,enerji alanındaki türlerin arttırılması gerektiği gibi şekillenmiştir.Bu çerçeve içerisinde nükleer alan,taktiksel ek seçenek olarak önemli bir yer tutmuştur.İran’ın nükleer faaliyete olan eğilimi hem ekonomik seçenek hemde enerji alanındaki sürdürülebilirlik ve milli özgürlük mücadelesinin bir belirtisidir.İranlı idareciler,nükleer faaliyetleri barışçı bir zihniyet ile yapılandırdıklarını ifade ederken,Batılı olan devletler bu durumun nükleer silahların tesis edilmesine dönmesinden tedirginlerdir.Bu sebep ile İran’ın enerji stratejisiyle nükleer faaliyetler arasındaki etkileşim,sadece enerji sürdürülebilirliği kapsamı ile değil,stratejik gerginliklerin odak noktası durumuna gelmiştir.Bütün bu dengeler,İran’ın enerji rezervlerini sadece maddi faydasından ileri düzeyinde mana olduğunu ortaya koymaktadır.Doğalgaz ve Petrol alanları; finansal gelir,dış politka vasıtası ve siyasi düzenin sürdürülebilirliğinin önemli unsurları arasından biridir.Fakat bu rezervler ileri ki dönemlerde,yalnızca İran’ın iç ve ekonomik politikaları ile değil bununla birlikte global düzendeki etki alanları,ambargolar siyasal sistemi ve yerel yeniliklerle net bir şekilde ilişki kurar.Bu çerçevede enerji rezervleri,İran’ın iç-dış stratejisinin kısıtlayıcısı ve katalizörü oalrak taktiksel görev üstlenmeyi sürdürmektedir.

 

b)     Yaptırımlar ve Nükleer Enerji

 

İran İslam Cumhuriyeti’ne yürütülen küresel çaptaki ambargolar daha çok enerji alanında yıkıcı etkilere neden olmuştur.Bu ambargolar İran’ın başlıca dış finansmanı olan doğalgaz ve petrol dış ticaretini yoğun şekilde sınırlandırmış,enerji dış ticaretinde ticari zararın oluşmasına yol açmıştır.Amerika Birleşik Devletleri ile beraber Batılı olan devletler aracılığı ile yürütülen ambargolar,İran’ın enerji alanındaki teknolojik temeline finansal desteğin sağlanması,teknik malzemenin sağlanması ve global çaptaki ticari alanlardaki ulaşılabilirliğini ciddi şekilde engel olmuştur.Bu durum İran’ın enerji sürdürülebilirliğini tehlikeye atmış ve ekonomik yapısını yabancı unsurlara olan bağlılığını güçlendirmiştir.Bu sebep ile İran,enerji güvenliğini arttırmak ve ekonomik dayanıklılığını güçlendirmek amacı ile nükleer alana eğilim göstermiştir.Nükleer,İran için hemde enerji tesis etme vasıtası hemde politik-mali bakımdan özerklik politikasının esas öğeleri arasından biri görevini üstlenmiştir.Nükleer sistem aracılığı ile devlet,enerji harcamasını temin etmeyi amaçlarken,klasik enerji rezervlerini daha çok doğalgaz-petrol dış ticaretine eğilim gösterme imkanını elinde bulundurmuştur.Böylelikle enerji sürdürülebilirliğini ve uygulanan amgargolar sebebi ile zarar gören ekonomik yapıyı büyütmeyi hedeflemiştir.İran idarecileri.nükleer faaliyetleri yapılandırmayı milli hak ve mecburi olarak algılamakta; Batılı olan devletlerin uyguladığı ambargolar üzerine bu alan içerisindeki etkinliklerinden feragat etmektedir.Bununla beraber İran’ın nükleer faaliyetleri yalnızca ticari-işlevselden çok bağımsızlık simgesi ve küresel çapta dayanıklılık belirtisi olarak ele alınmaktadır.Bu açıdan nükleer faaliyet,İran toplumu adına Bağımsızlık Projesi ünvanını elde etmiştir.Ancak bu politika,küresel çaptaki yürütülecek yeni ambargoları sebebi olmuş ve İran’ın ekonomik yapısını yalnızlaştırmıştır.Esas olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin 2018 yılında JCPOA dan geri adım atmasının ardından tekrardan yürütmeye geçirilen ambargolar,İran’ın enerji alanından elde ettiği kazancı ciddi oranda düşüş yaşatmış,ekonomik baskıyı yükseltmiş ve halkın hayat şartlarını zor bir duruma sokmuştur.İran ise bu zorlu süreç içerisinde iç direnç ve yenilikçi dönüşüm yaklaşımları ile temin etmek amacı için uğraş vermektedir.Bu kapsam içerisinde İran İslam Cumhuriyeti,nükleer alandaki maddi desteklere hız kazandırarak enerji egemenliğini elde etmeyi ve ambargolara karşı dayanıklı bir ekonomik düzenin tesis edilmesini amaçlamaktadır.Devletin nükleer faaliyeti sadece enerji tesis etmeyi değil,aynı zamanda endüstri ve tarım gibi çeşitli alanlarda yararlanılabilecek nükleer sistemin yapılandırılması amaçlanmıştır.Böylelikle İran,dış tehditler üzerine kendi iç rezervlerinden yararlanarak taktiksel bir özerklik yapılandırmayı sürdürmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

c)      Enerji ve Jeopolitik Bağlantılar

 

İran İslam Cumhuriyeti,Ortadoğunun güney kısmına konumlanan ve Umman Denizi ile Basra Körfezi arasında köprü sağlayan Hürmüz Boğazı’nın kuzeyinde yeralan jeopolitk yönden kilit bir noktadadır.Bu Hürmüz Boğazı,dünyadaki petrel rezervinin yaklaşık olarak oranın mevcudiyeti en stratejik temas hatları arasından biridir.Bu boğaz’ın idaresi hem taktiksel ve ordu alanında fayda sağlar hemde enerji sürdürülebilirliği yönünden uluslararası dinamikleri tesir edecek çapta stratejik üstünlük elde eder.İran Batılı olan devletler ile karşılaştığı politik gerilimlerde bu boğazı engelleme baskısı kurarak,enerji güvenliği ve elde edilecek gelirler üzerinden tehdit unsuru tesis etme politikasını yürütmüştür,Bu durum İran’ın geleneksel olan bir potansiyeli bulunmasa da asimetrik yöntemler ile uluslararası düzeydeki ticari alanlarda etkin konumda olacağı görülmektedir.Bu taktiksel yarar,İran’ın enerji tesis etmesinde alan genişletmesine yönelmesi ve daha çok nükleer sistemleri yapılandırma çalışmalarını da yanında yer almıştır.Nükleer,İran’ın elektrik tesis etme,endüstrisinin büyümesi,enerji alanındaki dış kaynak kullanımında azaltmaya gitmesi ve yerel itibarını iyi bir konuma getirme yönünden kritik rol oynar.Nükleer aktiviteler,resmi yönden barışçıl olan hedefler ile uygulansada,bu sistemin çift şekilde yararlanma yapısı sebebi ile küresel arenada İran’ın nükleer silah tesis etme kabiliyeti ile ilgili endişeler meydana getirmiştir.İran’ın nükleer faaliyeti yerel bir mücadelenin unsuru olarak ele alır.İsrail’in bölge içerisinde nükleer silahları elinde bulundurduğu akıllara geldiği vakit; İran’ın nükleer alandaki potansiyelini güçlendirmesi bir denge sağlama çabasının unsuru şeklinde algılanabilir.Çünkü bu uğraşlar, İran’ın enerji güvenliği kapsamında ve yerel dinamikler yönünden statüsünü güçlendirmeye yardımcı olmuştur.Bu çerçevede 2015 yılında gerçekleşen ve nükleer antlaşma ile anılan JCPOA,İran’ın nükleer alanının kısıtlanmasına karşılık olarak ambargoların geçersiz kılınmasını planlamıştır.Fakat 2018 senesinde ABD’nin bu yapılan anlaşmadan geri adım atması,İran’ın tekrardan uranyum geliştirme etkinliklerini hız kazanmasına yol açmıştır.Bütün bu mevcut durumlar çerçevesinde İran,hem enerji alanında dış ticarette kritik ulaşım yollarını elinde bulundurmanın yararlarından faylanırken,hemde nükleer sistemlere fon sağlayarak,iç enerji gereksinimini sağlamayı ve küresel düzeydeki görüşmelerde anlaşma yeteneğini güçlendirmeyi amaçlamıştır.Bu taktiksel ikili,İran’ı hem enerji tedarikçisi hemde enerji ekseninde global alanda politika yürütebilen bir rol üstlenmesini temin etmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SONUÇ

 

Bu çalışma içerisinde İran’ın idari düzenine şekil veren üç ana öğe olan ordu,enerji rezervleri ve din ülkenin içsel ve dışsal stratejilerindeki görevini araştırmayı hedeflemiştir.1979 yılında meydana gelen İran İslam Devrimi’nin ardından oluşturulan dini yönetim düzeni iç idare yapısı,savunma,ekonomik ve uluslararası ilişkilere anahtar rol üstlenen karakteristik bir yapı almıştır.Din öğesi öncelikle Velayet-i Faih ve Şii İslam anlayışı kapsamı içerisinde ülkenin siyasi temelini meydana getiren ve politik karar mekanizmasına yön veren kilit rol oynayan etken olarak değerlendirilmiştir.Bu öğe İran İslam Cumhuriyeti’nin nükleer alandaki aktivitelerinin desteklenmesinde de önemli bir katkı sunmaktadır.Ordu öğesi; klasik ordu ile birlikte IRGC’nin geniş kapsamlı düzeninin yanında incelenmiş, bu yapının güvenlik stratejilerinin ilerisinde ekonomik ve politik konularında etkili bir rol üstlendiği belirtilmiştir.IRGC’nin nükleer faaliyet konusundaki tesiri,savunma politikaları yönünden önemli bir yerde bulunmaktadır.Enerji öğesi ise İran İslam Cumhuriyeti’nin elinde bulundurduğu petrol-doğalgaz kaynaklarının global çaptaki enerji pazarındaki pozisyonunu sağlamlaştıran,taktiksel ve ekonomik bir öğe olarak incelenmiştir.Yürütülen ambargolar sebebi ile enerji stratejilerinde nükleer tercihe eğilim gösterme,İran’ın savunma ve bağımsızlık stratejileri yönünden taktiksel bir gereklilik olarak ele alınmıştır.Ordu,enerji ve din öğelerinin,İran İslam Cumhuriyeti’nin idari düzeninde koordineli,tümsel bir etken meydana getirerek iç ve dış stratejinin esas altyapısını ortaya çıkarmaktadır.Bu üç öğenin bağlantısı,İran’ın nükleer alandaki faaliyetlerinin rotasını çizen ve ülkenin taktiksel potansiyelini biçimlendiren temel etkenler arasında belirtilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

-Wikipedia. ‘’İslam Hukukçularının Vesayeti’’ Erişim Tarihi: 4 Nisan 2025

https://en.wikipedia.org/wiki/Guardianship_of_the_Islamic_Jurist

 

-Britannica. ‘’Vilayet-i Fakih’’ Erişim Tarihi: 4 Nisan 2025

https://www.britannica.com/topic/velayat-e-faqih

 

-Wikipedia. ‘’İslam Devrim Muhafızları Ordusu’’ Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2025

https://en.wikipedia.org/wiki/Islamic_Revolutionary_Guard_Corps

 

-Wikipedia. ‘’İran’ın Yüce Lideri’’ Erişim Tarihi: 5 Nisan 2025

https://en.wikipedia.org/wiki/Supreme_Leader_of_Iran

 

-Daşdan Duygu.’’İran Hermönetiği:Vilayet-i Fakih’’.Anka Enstitüsü.2016 Erişim Tarihi: 14 Nisan 2025

https://ankaenstitusu.com/iran-hermenotigi-velayet-i-fakih

 

-Kolsuz Kürşat.2017’’ Mezhep ve Kimlik Bağlamında Ortadoğu’da İran’ın Güç ve Güvenlik Politikaları’’. Bölgesel Araştırmalar Dergisi.cilt :1 sayı :2 Syf:17-34.Erişim Tarihi: 11 Mayıs 2025

https://dergipark.org.tr/tr/pub/bader/issue/33319/370878

 

-Birdişli Fikret.2012.’’İran’ın Nükleer Teknoloji Politikası ve Türkiye İçin Yaratacağı Sonuçlar’’Güvenlik Stratejileri Dergisi.Cilt:8 Sayı:15 Syf: 36-43 Erişim Tarihi: 21 Mayıs 2025

https://dergipark.org.tr/tr/pub/guvenlikstrtj/issue/7528/99170

 

-Caner Mustafa,2022’’İran’ın Enerji Siyaseti’’Kriter Dergi.Sayı:68 Erişim Tarihi: 27 Mayıs 2025

https://kriterdergi.com/dosya-enerjide-donusum/iranin-enerji-siyaseti

 

 

-Hürdolaş Rıza,’’Ordu-Siyaset İlişkileri ve İran Örneği’’.Haksözhaber.1998 Erişim Tarihi: 13 Mayıs 2025

https://www.haksozhaber.net/okul/ordu-siyaset-iliskileri-ve-iran-ornegi-2127yy.htm

 

-Dumlupınar Nihat,2017,’’Hibrit Savaş: İran Silahlı Kuvvetleri’’.Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları Dergisi Syf: 87-92 Erişim Tarihi: 17 Mayıs 2025

https://www.academia.edu/38178827/Hibrit_Savaş_İran_Silahlı_Kuvvetleri

 

-Sinkaya Bayram,2010,’’İran’da Asker-Siyaset İlişkileri ve Devrim Muhafızları’nın Yükselişi’’,Ortadoğu Etütleri.Cilt :1 Sayı:2 Syf: 119-140 Erişim Tarihi: 16 Mayıs 2025

https://dergipark.org.tr/tr/pub/ortetut/issue/22569/241115

 

-Armağan Hançer Emine,2022,’’İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI VE SİYASAL SİSTEMDEKİ YERİ’’.Yüksek Lisans Tezi.Necmettin Erbakan Üniversitesi Syf: 4-65,Erişim Tarihi: 16 Mayıs 2025

https://acikerisim.erbakan.edu.tr/server/api/core/bitstreams/a2ad3d21-723e-4ad4-b00f-a51655260d84/content

 

-Dursun Ahmet.’’İran’da güvenlik, siyaset ve ekonominin merkezindeki güç: Devrim Muhafızları Ordusu’’ Erişim Tarihi: 17 Mayıs 2025

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iranda-guvenlik-siyaset-ve-ekonominin-merkezindeki-guc-devrim-muhafizlari-ordusu-/1447800

 

-GZT,’’İran Ordusu Hakkında’’.You Tube.12 Ocak 2023 Erişim Tarihi: 11 Mayıs 2025

https://youtu.be/04Liay4x8iw?si=Z2Vxsa2IUERkUyMq

 

-GDH TV.’’Geçmişten Bugüne İran | Gizli Tarih’’.You Tube.10 Ekim 2022 Erişim Tarihi: 13 Nisan 2025

https://youtu.be/YInVqm6h10A?si=JkhKZoWMN0d93yER

 

 

 

-Artı TV.’’İran Devrim Muhafızları’nın kuruluş hikâyesi: Humeyni’nin ordusu’’You Tube.23 Eylül 2022 Erişim Tarihi: 9 Mayıs 2025

https://www.youtube.com/watch?v=ZE4exjacyZA

 

 

-Tarihten.’’İran Devrim Muhafızları; Tarihi,Görevleri ve Gücü’’.You Tube.7 Ağustos 2024 Erişim Tarihi: 9 Mayıs 2025

https://www.youtube.com/watch?v=-ujeZTHMu-w

 

-Koca Nazlı.2020,’’Devrim Muhafızları: İran’ın Düalist Sisteminde Yeri ve Etkisi Nedir? ‘’.Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi.Cilt:22 Sayı:4 Syf: 1738-1750 Erişim Tarihi: 17 Mayıs 2025

https://www.researchgate.net/publication/348035258_DEVRIM_MUHAFIZLARI_IRAN’IN_DUALIST_SISTEMINDE_YERI_VE_ETKISI_NEDIR

 

 

-Wikipedia.’’İran’da Enerji’’ Erişim Tarihi: 29 Mayıs 2025

https://en.wikipedia.org/wiki/Energy_in_Iran

 

-Wikipedia. ‘’İran Atom Enerjisi Örgütü’’ Erişim Tarihi: 29 Mayıs 2025

https://en.wikipedia.org/wiki/Atomic_Energy_Organization_of_Iran

 

-Hürsoy S. & Orhon H. H.2012,’’MODERN DÜNYA SİSTEMİNDE SERMAYE BİRİKİMİ VE İRAN’IN ENERJİ POLİTİKALARI’’.Ege Stratejik Araştırmalar Dergisi Cilt 3, Sayı 2 Syf: 67-81 Erişim Tarihi: 24 Mayıs 2025

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/69520

 

-Anime Tarih,’’İran Neden Şii? İslam Mezhepleri Nasıl Ortaya Çıktı?’’.You Tube.5 Nisan 2025 Erişim Tarihi: 19 Nisan 2025

https://www.youtube.com/watch?v=GEXIfFyqjJc

 

-Adalı Ali.’’İran Şii ulus-devletçiliği ve Ortadoğu’daki rolü’’.Yeni Yaşam Gazetesi.30 Aralık 2024.Erişim Tarihi: 19 Nisan 2025

https://yeniyasamgazetesi9.com/iran-sii-ulus-devletciligi-ve-ortadogudaki-rolu-iii/

 

 

-Dayday Necmi,’’Nükleer Güvenlik ve İran’ın Nükleer Programı’’.TASAM.2012 Erişim Tarihi: 22 Mayıs 2025

https://tasam.org/Files/Icerik/File/uaea_nukleer_guvenlik_ve_iranin_nukleer_programi_b958eb42-3347-4d4f-9393-c2253688a808.pdf

 

-Yılmaz Kübra.2021’’ İran Siyasal Kültüründe Şia: Devrimden Günümüze İran Siyasetinde Şiiliğin Etkisi’’İran Çalışmaları Dergisi,Cilt:5 Sayı:1 Syf:106-121 Erişim Tarihi: 21 Nisan 2025

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1649681

 

 

-Çevik Veli Ahmet.2024 ‘’Enerji Ticaretinde Hürmüz Boğazının Stratejik Önemi’’ Syf: 317-322 Erişim Tarihi: 23 Mayıs 2025

https://www.researchgate.net/publication/386127250_ENERJI_TICARETINDE_HURMUZ_BOGAZI’NIN_STRATEJIK_ONEMI

 

-Gündoğar Ali.’’İran’ın Nükleer Programının Geçmişi ve Bugünü’’.Medium.Erişim Tarihi: 24 Mayıs 2025

https://salvacybersec.medium.com/i̇ranın-nükleer-programının-geçmişi-ve-bugünü-b0cae428f1d4

 

-Jane Murat.2017.’’ İRAN’IN NÜKLEER POLITIKASININ GELIŞIMI VE UYGULANAN AMBARGO VE YAPTIRIMLARIN DIŞ POLITIKASINA ETKILERININ ANALIZI’’.ANKASAM,İran Özel Sayısı: 1 Syf: 283-299 Erişim Tarihi:27 Mayıs 2025

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/391624

 

-Aslan Murat.2018,’’ABD’nin Nükleer Anlaşmadan Çekilmesinin Ekonomik Sonuçları’’.İRAM. Syf: 5-8 Erişim Tarihi: 28 Mayıs 2025

https://iramcenter.org/uploads/files/ABDYnin_Nukleer_AnlaYmadan_Cekilmesinin_Ekonomik_SonuclarY.pdf

 

 

-Dumlupınar Nihat,2017,’’ İRAN’IN GÜVENLIK POLITIKALARINDA DEVRIM MUHAFIZLARI ORDUSU’NUN YERI’’.ANKASAM.Yayın No: 3 Analiz: 1 Syf: 8-19 Erişim Tarihi:17 Mayıs 2025

https://www.ankasam.org/wp-content/uploads/2022/06/METIN-Iranin-Guvenlik-Politikalarinda-Devrim-Muhafizlari-Ordusunun-Yeri-Dumlupinar-14.04.2018.pdf

 

 

-Önder Ersoy.2013,’’Uluslararası Bir Sorun Olarak İran’ın Nükleer Programının Analizi ve Ortadoğu Bölgesine Etkileri’’.İstanbul Üniversitesi Syf: 37-70 Erişim Tarihi:24 Mayıs 2025

https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/50698.pdf

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Umut Bagdadioglu
Araştırmacı Blog Yazarı Umut Bağdadioğlu OKÜ-Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi OHÜ-Yüksek Lisans Dünya Siyaseti Öğrenci Konseyi-Baş Editör Kültürel Diplomasi Derneği-ARGE Başkan Yardımcısı Rezonans-Yazar www.umutbagdadioglu.blogspot.com
Subscribe
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
Yükselen Kovali Yengeç
Sonraki
Kedi Maması mı Arıyorsunuz, Köpek Maması mı? Cevabı Petözel’de!

Kedi Maması mı Arıyorsunuz, Köpek Maması mı? Cevabı Petözel’de!

İlginizi Çekebilir

kooplog'dan en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerez (cookie) kullanıyoruz.