İnsanlık Tarihinin En Acı Sayfalarından Biri: Srebrenitsa Katliamı

2.Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’nın gördüğü en vahşi katliam Srebrenitsa ‘da yaşandı. 1995 Temmuz ayında dört bir yanı kuşatılmış hastalık ve açlıkla mücadele eden Srebrenitsa ‘da binlerce masum insan seslerini duyurabilmek adına büyük bir savaş verdiler.

Avrupa’nın gözleri önünde yaşanan soykırımın durdurulması , Sırp kuvvetlerinin ilerleyişinin engellemesi ve Birleşmiş Milletler ‘in barışı tesis etmek amacıyla yaptığı tüm faaliyetler, çağrılar karşılık bulmuyordu. Yugoslavya’nın yıkılmasından sonra çıkan iç savaş neticesinde askerler ve ırkçı Sırp çeteler faaliyetlerini her geçen gün artırarak devam ettiriyorlardı. Güçlü sayılan devletlerin ve siyasi birliklerin sessizliği ,yaptırım gücünün hafifliği çetelerin daha da güçlenmesine olanak sağlıyordu. 

BM ise güvenlik gerekçesiyle Boşnak halkının ellerinde bulunan silahları topluyor, onları sözlü savunma garantileri veriyordu. Kendilerini koruyamaz hale gelen Boşnaklar uygulanan soykırıma karşı tamamen savunmasız halde bırakılmıştı. Dönemin ırkçı liderlerinin talimatları ve yönlendirmeleriyle on binlerce asker 11 Temmuz günü silahsızlandırılmış ve her yönden savunmasız olan Srebrenitsa’ya zorlanmadan girdi ve sadece 5 günde 8373 Müslüman Boşnak’ı öldürdü.

Soykırım sonunda yapılan etnik sayımda neredeyse birçok şehirde hiç Boşnak kalmamıştı. Boşnak halkının bir kısmı göç etmek zorunda kaldı birçoğu da öldürüldü. Toplama kamplarında esir tutulan Boşnaklar işkencelere maruz kaldı, tecavüze uğradı ya da katledildi. Kadın, erkek, yaşlı ve çocuk demeden masum sivillerin hedef olduğu ırkçılığın o çirkin ve acımasız yüzünü 21.Yüzyılda dahi gösteren bu katliam başta BM olmak üzere birçok Uluslararası kuruluşun sorumluluk ve görevlerini yeniden hatırlatmış ve bu konuda yapılması gereken reformlara karşı duyulan ihtiyacı bir kez daha gündeme getirmiştir. Dönemin kuruluşlarının duyarsızlığı ve tüm bu yaşananlara karşı tepkisiz kalmasının neticesinde 3,5 yıl süren insanlık suçunun yaşandığı bu soykırımın acıları günümüzde de halen devam etmekte. 

Soykırım Gününün Sembolü: SREBRENİTSA ÇİÇEĞİ

 

Umudun ve acının sembolü..

Bu çiçek, sadece Srebrenitsa annelerine karşı duyulan muhabbetin temsilcisi değil şehitlerin ve annelerinin yaşadığı hüznün de temsilcisidir. 

11 yapraklı Srebrenitsa çiçeği 11 Temmuz 1995 katliam gününü, ortadaki yeşil renk yeniden doğuşu, etrafındaki beyaz renk ise masumiyeti simgeliyor. 

Bu katliamın ve soykırımın başka hiçbir yerde, hiçbir zaman, hiçbir şekilde yaşanmamasını  ve Srebrenitsa annelerinin, adaletin bir gün vuku bulacağına dair inanç ve umutlarını bu yeşil renk temsil eder. Bu yeşil renk bir yandan barışı simgelerken bir yandan da bu  yaşananların hiçbir zaman unutulmaması için bir temsilcidir aslında.

Srebrenitsa ‘da yaşananların tekrar hiçbir yerde yaşanmaması ve acıların bir an önce dinmesi dileği ile…

Ne yaparsanız yapın soykırımı asla unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır. / Aliya İZZETBEGOVİC

Ayşe Olgun
"Her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği"
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları gör
Önceki
SEVGİDE ZORBALIK OLUR MU?
Sonraki
Şehir Merkezleri Ne Büyülü Dimi

İlginizi Çekebilir

kooplog'da yeni misin?
  • Kişisel akışını oluştur
  • Favori yazarlarını takip et
  • Yazılarını binlerce okura ulaştır
  • Yarışmalara katıl, ödüller kazan
Daha iyi bir kullanıcı deneyimi için kaydol!
kooplog'da yeni misin?
  • Kişisel akışını oluştur
  • Favori yazarlarını takip et
  • Yazılarını binlerce okura ulaştır
  • Yarışmalara katıl, ödüller kazan
Daha iyi bir kullanıcı deneyimi için kaydol!
Aralık ayı blog yarışması başladı, 1.000 TL'ye kadar ödül kazanabilirsin
Aralık ayı blog yarışması başladı, 1.000 TL'ye kadar ödül kazanabilirsin