İnsanın İşgali

İnsan ‘meçhul’ veya ‘insanı kâmil’ diye nitelendirilmiş, mazlum veya zalim olarak sıfatlandırılmış, kendisini aramasından, kendisinden kaçmasından bahsedilmiş, kısaca ‘insan’ üzerine geçmişten günümüze çok kafa yorulmuştur. Başta din, psikoloji, sosyoloji, felsefe, antropoloji olmak üzere birçok disiplinler insanı anlamaya, anlatmaya çalışmıştır. İnsanın doğası, insanın yazgısı, insanın hikâyesi hala yazılmaya ve anlatılmaya devam edilmektedir.  Ancak çağların özellikleriyle getirdiği sosyal, siyasal, kültürel, teknolojik ve psikolojik problemlerinin yanında; ‘insanı insan için kazanma’ yerine ‘insanı kendileri için kazanma’ felsefelerinin yoğunlaşmasıyla, ‘insanın işgali’ gündemde daha fazla yer etmeye başlamıştır. Özellikle yirminci yüzyılın ortalarından sonra dikkatlerden kaçmaz olmuş, şu veya bu şekillerde ‘insanın işgali’ sözü tekrar edilmiştir. Konu ile ilgili bazı denemeler veya makalelerin içinde değiniler olmuş, belki bağımsız yazılar da kaleme alınmıştır. Fakat doğrudan insanın işgalini bütünlük içerisinde anlatan, kitaplık çapta bağımsız bir esere –en azından bu satırların yazarı tarafından- ulaşılamamıştır. Bu işaret edilen durum bir eksiklik, bir ihtiyaç olarak görüldüğünden bu çalışma kaleme alınmıştır.

Bu eserde ‘insanın’, ‘bireyin’ savunusunun yapıldığı gibi bir mesaj alınsa da asıl amaç insanın işgal edildiği alanları, durumları fark ettirme, hatırlatma söz konusudur. İnsan için, insanın geleceği için çok önemli ve etkili, yaşanmış ve yaşanmakta olan bazı hususlara dikkat de çekilmiştir. Ancak burada hiç kimseye bir dayatma, bir dikte ettirme yaklaşımından bahsedilemez. Çünkü böyle bir yaklaşım bu çalışmanın özüne, asıl amacına tamamen aykırıdır.

Belirli zaman aralıklarıyla üzerinde durduğum, emek verip kafa yorduğum, bahçemde kazma ile çalıştığımdan daha fazla yorulduğum ama neticesinden, bitirdiğimde memnun olduğum bu kitaptan hala bazı alanları işgale uğramamış, ‘birey’ olabilmiş her ‘insanın’ bir şeyler bulacağını, alacağını, çıkaracağını ve sorgulama içerisine gireceğini düşünüyorum. En az beş yıl fikir sancısı çekerek ortaya konulan bu kitap ‘insan’a mahsus eksiklikleri ve belki de hataları üzerinde taşıyabileceği kaygılarından uzak değildir. Ancak şurası çok iyi bilinmeli ki bu eser ne herhangi bir grubun, herhangi bir kimsenin onayını veya övgülerini almak, ne de –acımasız bile olsa- eleştirilerden çekinilerek kaleme alınmıştır. Çıkarsız, hesapsız ve sadece insanlara faydalı olma beklentisi içinde bu ağır yükün altına girilmiştir.

Kısa ve küçük alıntılar, ya fikirlerin daha iyi anlaşılmasına, ya da onları destekleyen görüşler olduğu için az da olsa bunlara kitapta yer verilmiştir. Konuyla doğrudan veya dolaylı olarak ilgili olabileceği düşünülen kaynaklara müracaat edilirken çalışmamın mümkün olduğu kadar alıntıların işgali altında kalmamasına dikkat etmeye çalıştım.

‘İçindekiler’ kısmından anlaşılacağı gibi kitap beş ana bölüm altında oluşan, tamamen birbiriyle ilgili toplam yirmi altı konuyu tartışmakta, sorgulamakta ve irdelemektedir. İnsanın psikolojik alanı, özgürlük anlayışı ve alanı, kendisi olabilmesi, hayat alanının nasıl işgal edildiği üzerinde kısaca durulurken, bunları yapan güçlerin işgallerini gerçekleştirmek gayesiyle bireyde nasıl gerilim alanları yarattığına da işaret edilmiştir. İnsanın alan işgalinde hedefler-hedeftekilerin kimler ve neler olduğu, bunların niçin seçildiği de örneklerle verilmiştir. Aynı zamanda insanın kendi kendine edindiği veya edindirildiği yüklerden bazılarına da açıklamalar getirilmiştir. Fikirlerin modalaştırılması başlığı altında izmlerin insanı nasıl ve ne şekillerde işgal ettiği de –konu çok geniş olmasına rağmen- özetle verilmiştir. İnsanın işgali problemi içerisinde sanat-düşünce, bilgi ve teknoloji, güncellik, değerler, eğitim, bireyin kendisi ve bireyler muhtevaları itibariyle nasıl işgalde kullanılıyor sorusuna da açıklamalar getirilmeye çalışılmıştır.

İnsanın İşgali

Bu arada, kitabımın son şeklinin verilmesinde öneri ve düzeltmeleriyle katkıda bulunan, dost insan Av. Hasan Yücel’e teşekkürlerimi iletmeden geçemeyeceğim.

Bu kitap ayrı ayrı makalelerin birleştirilmesiyle oluşturulmadı. Her alt konu tamamen ‘insanın işgali’ bütünlüğünden taviz verilmeden ama mümkün olduğu kadar kısa çerçeveler içerisinde anlatılmaya çalışıldı. Dikkat edildiğinde kitabın konusundan dolayı geliştirilmeye ve genişletilmeye müsait olduğu anlaşılacaktır. Eğer eleştirmenler ve okuyucular eleştiri ve önerilerini bildirirlerse, müteakip baskılarda bunları da dikkate alacağım. (İNSANIN İŞGALİ adındaki dosyamın sözbaşından)

Rapor Et

Bu yazıyı nasıl buldunuz?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir